İktisat üzerine -Oikonomikos-

Bu günlerde gündemin ana konusunu teşkil eden “İktisat” üzerine yazmak istiyorum.

Bundan 50 yıl önce üniversitede İktisat ve İşletme konusunda eğitim almış olmama rağmen, hala konuyu öğrenemeyenlerdenim. Ama öğrenme isteğim ve merakım bitmiş değil.

Konu gündemin baş köşesine oturunca, benim de öğrenme merakım alevlendi. Nedir bu iktisat diye silbaştan araştırmaya başladım. Tabii başvuru kaynaklarım bu konu üzerinde yazılmış kitaplar oldu. Bu konuda birçok kitap kaleme alınmış. Şaşkınlıkla gördüm ki, konuyla ilgili ilk kitap, MÖ yaklaşık 432 ve 355 yıllarında yaşamış olan Ksenophon tarafından yazılmış. Sokrates’in öğrencisi olan Ksenophon bu eserini hocasının haksız ölümü üzerine yazmış. En önemli eseri, Pers prensi Kyros’un iktidar mücadelesinde yer alan Yunan askerlerinin yurda dönüş serüvenini konu alan Anabasis- On Binlerin Dönüşü.

Ksenophon’un daha birçok kitabının yanı sıra tarihin ilk iktisat ve işletmecilik kitabı olarak tanımlanabilecek olan Oikonomikos başlıca eserleri arasında yer almış. Ksenophon bu eserinde, Sokrates’le eserin diğer karakterleri olan Kritoboulos ve İskhomakhos arasında geçen dört felsefi diyolağa yer vererek; yaşadığı çağın sosyal, hukuki ve ekonomik hayatı hakkındaki bilgileri aktarıyor refah ve mutluluk içinde yaşamanın yollarını öğretiyor.

Ksenophon oikos “ev” ve “nomos“ “yasa, düzen” kelimelerini kullanarak türettiği oikonomia terimini “mülk iradesi” ya da “işletmecilik” anlamında kullanmış, kelime daha sonra bugün kullandığımız “ekonomi”ye evrilmiş ve zamanla bir bilim dalı haline gelmiş. Bu bilimin Arapça adı ise, “iktisat”.

İtiraf edeyim, 50 yıl önce temel eğitimini aldığım “ekonomi” kelimesinin, mezuniyetimden 2330 yıl önce ilk kez Ksenphon tarafından kullanıldığını yeni öğrendim. Farkındayım, daha öğreneceğim çok şey var. Sokrates’in dediği gibi bu yaşımda hiç bir şey bilmediğimi artık bilmeye başladım. Yine biliyorum ki zaman daralıyor, o halde durmak yok yola devam. Bu yaştan sonra kitap yazacak değilim ama konuyu biraz daha anlayabilmek için çok kitap okumalı, çok… Ben de öyle yapıyorum. Gerçi öğrenciliğim sırasında Thomas Malthus, John Stuart Mill, Alfred Marshall, Adam Smith, John Maynard Keynes, Karl Marks gibi büyük iktisatçıların varlığını öğrenmiş hatta biraz daha ileri giderek bazılarının kitaplarını da okumuştum. Şimdilerde ise başta Mahfi Eğilmez olmak üzere günümüz iktisatçılarının kitaplarını okuyor, hem yıllar önce öğrendiğim bilgileri tazeliyor hem de yeni yeni bilgiler ediniyorum.

Vardığım sonucu hemen söyleyeyim, öyle kolay kolay iktisatçı olunmuyor. Mahfi Hocamızın söylediği gibi iktisatçı olmak zor iş. Bu konuda eğitim almak bile iktisatçı olmak için yeterli değil. Bu yolda ilerleyebilmek için, sosyoloji, hukuk, muhasebe, finans ve olmazsa olmazı matematik bilgilerine sahip olmak gerekli. Işte bu sebepledir ki benim gibi çok sayıda ekonomi eğitimi almış olanlara karşın, çok az sayıda iktisatçı yetişiyor.

İktisat biliminin temeli kişilerin ihtiyaçlarının karşılanması üzerine kurulmuş. Durup dinlenmeden tüketen kişilerin ihtiyaçları sonsuz, ancak bu ihtiyaçların giderilmesi için mevcut kaynaklar çok sınırlı. Kıt kaynaklarla, sonsuz ihtiyaçların karşılanması beceri gerektiriyor. İktisat biliminin temeli devamlı tüketenlerin ihtiyaçlarının karşılanması için üretim yapılmasına dayanıyor.

Üretim yapılabilmesi için üretim faktörleri olarak tanımlayabileceğimiz doğal kaynaklar, emek, sermaye ve teşebbüsün bir araya getirilmesi gerekli. Daha sonra bu faktörler, üretilecek ürün üzerinden rant, ücret, faiz ve kâr adı altında pay alıyorlar. Bunların toplamı ise yurtiçi gayri safi milli hasılayı oluşturuyor. Bu hasıladan her bir paydaşın adil pay alabilmesi ise siyasetçilerin sorumluluğunda. Beni asıl ilgilendiren toplumda yer alan herkesin insanlık onuruna layık bir şekilde refah içinde yaşamalarının sağlanması.

Son söz; iktisat, refahtır, gönençtir. Her bir fert refah, gönenç içinde yaşama hakkına sahiptir.