Kredi bağlantılı sigortalarda cayma, fesih ve ayrılma (II*)

Kredi bağlantılı sigortalarda cayma, fesih ve ayrılma (II*)

Araç, konut ya da başka bir ihtiyaç nedeniyle alınan kredilerle bağlantılı olarak yaptırılması gereken kasko, yangın ya da hayat sigortaları bazı durumlarda kredinin kullanılmasından sonra sigortalı tarafından tek taraflı sonlandırılmak isteniyor. Sigorta hukukuna ilişkin kurallara dayanarak kredi bağlantılı sigortayı bazı hallerde sona erdirme olanağına sahip sayılabilirse de bu hak mutlak bir nitelik taşımıyor.

*Yazının, ilk bölümünü buradan okuyabilirsiniz.

A) KREDİ KURULUŞU İLE OLAN KREDİ SÖZLEŞMESİ VE REHİN HUKUKU İLİŞKİSİ BAKIMINDAN 

Sigortacı ile olan ilişkide sigorta ettirenin oldukça sınırlı bir biçimde yararlanabildiği tek taraflı sonlandırma hakkı, acaba kredi kuruluşu ile mevcut olan ilişki açısından da geçerli midir? Bu bağlamda şunları söyleyebiliriz:  

• Mal sigortalarıyla ilgili TTK 1456, sigorta ettirene, kredi alacaklısına karşı da hüküm doğuracak (ona karşı da geçerli olacak) şekilde sigorta sözleşmesini sonlandırma hakkını tanımaktadır. 

• “Sınırlı ayni hak” başlıklı TTK 1456’nın emredici (aksine sözleşme koşullarının geçersiz olduğu) birinci ve emredici olmayan beşinci fıkraları şöyledir:

(1) Sınırlı ayni hak ile takyit edilmiş bir mal üzerindeki, malike ait menfaat sigortalandığı takdirde, kanunda aksi öngörülmemişse, sınırlı ayni hak sahibinin hakkı sigorta tazminatı üzerinde de devam eder.

(5) Sigorta ettiren veya sigortacı tarafından sözleşme feshedildiğinde veya sözleşmeden cayıldığında; sigortacı, fesih veya cayma bildirimi kendisi tarafından yapılmışsa, söz konusu bildirim tarihinden, diğer hâllerde sözleşmenin sona ermesinden itibaren, onbeş gün içinde, durumu sınırlı ayni hak sahiplerine bildirir. Sigorta sözleşmesi, ayni hak sahipleri yönünden sözleşmenin sona ermesinden itibaren onbeş gün süre ile geçerli olur. Durumu öğrenen ayni hak sahibi, bu onbeş gün içinde sözleşmeye devam edeceğini sigortacıya bildirmediği takdirde, sigorta sözleşmesi, ayni hak sahibi için de geçersiz hâle gelir. Ayni hak sahibi sözleşmeye devam etmek isterse, sigortacı haklı bir neden olmadığı sürece bu istemi reddedemez.” 

• TTK 1456(5) sigorta ettirenin, sigorta sözleşmesini, sigorta konusu mal üzerinde sınırlı ayni hak (mesela rehin hakkı) sahibinin onayı olmadan sona erdirebileceğini; bu halde sınırlı ayni hak sahibinin sözleşmeye (kanımızca “kendi adına”) devam edebileceğini (üzerinde rehin bulunan sigorta konusu mal için malikin yaptırdığı sigortayı rehin alacaklısının rehin hakkından kaynaklanan çıkarı için yapılmış bir sigortaya dönüştürerek aynı zamanda hem sigorta ettiren hem de sigortalı sıfatıyla sürdürebileceğini) öngörmüştür. Kısaca TTK, rehin hakkının varlığının sigorta ettiren kredi borçlusunun sözleşmeyi sona erdirmesine engel olmayacağını varsaymış; ancak rehin hakkı sahibini de açıkta bırakmamak üzere ona “sözleşmeye (kendi adına) devam etme” olanağını vermiştir. 

• TTK’nın gemi ipoteği hakkındaki düzenlemesi de TTK 1456 paralelindedir. TTK 1022(1) uyarınca “Gemi ipoteğinin kapsamına giren hususlarla ilgili olarak malikin menfaatinin, malik veya onun lehine bir başkası tarafından sigorta ettirilmiş olması hâlinde, ipotek, sigorta tazminatını da kapsar.” TTK 1024(2) ise şöyledir: “Sigorta sözleşmesinin, feshin bildirimi, cayma veya diğer herhangi bir sebeple süresinden önce sona ermesi durumunda, sigortacının ipotekli alacaklıya sigorta sözleşmesinin sona erdiğini veya henüz sona ermemişse, sona ereceği tarihi bildirmesi gerekir. İpotekli alacaklı hakkında sigorta sözleşmesinin süresinden önce sona ermesini gerektiren sebepler, ancak bu bildirimden veya ipotekli alacaklının onları herhangi bir şekilde öğrendiği tarihten itibaren iki hafta geçmekle hüküm ifade eder.” Görüldüğü gibi gemi ipoteğine ilişkin kurallara göre de ipotek alacaklısının hakkı, üzerinde ipotek tesis edilmiş olan geminin maliki tarafından (malik çıkarını korumak üzere) yaptırılan sigortayı da kapsamaktadır. Ancak (sigortacı ile malik arasındaki) sigorta sözleşmesi bunların fesih veya cayma hakkını kullanmaları veya diğer bir son bulma sebebinin gerçekleşmesi üzerine sona erebilecek ve bu sona erme sigortacıya karşı da (kendisine yapılacak bildirimden iki hafta sonra) geçerli olacaktır. Gemi ipoteğine ilişkin düzenleme “ipotek alacaklısının dilerse sözleşmeye kendi adına devam edebileceğini” öngörmemiştir. Ancak ipotek alacaklısının kendi adına ve ipotek alacaklısı çıkarını güvenceye bağlayan bir sigorta yaptırmasına da hukuken engel bulunmamaktadır. 

• Buna karşılık hayat sigortasına ilişkin yasal düzenleme, sigorta ettirenin sigorta alacağı üzerinde rehin hakkı bulunan kişilere karşı hüküm doğurmak üzere sigorta sözleşmesini sonlandırması konusunda herhangi bir düzenleme getirmemektedir.   

Mal sigortasıyla ilgili düzenlemede yer alan kredi bağlantılı sigortanın (sigortacı- sigorta ettiren arasındaki ilişki bakımından) sona ermesi olasılığında, rehin hakkı sahibi lehine bir süre daha yürürlükte kalacağı ve rehin hakkı sahibinin dilerse sigorta ettiren sıfatıyla sigortayı kendi adına sürdürebileceği yolundaki çözüm, sigorta ettiren açısından gerçekleşen sona erme ile rehin alacaklısının da bağlı olacağı anlamına gelmektedir. Diğer bir anlatışla rehin alacaklısı, sigorta ettirenin sigorta ilişkisi dışına çıkmasına engel olamamakta, yalnızca bu sözleşmeye rehin alacaklısı çıkarını korumak üzere kendi adına devam edebilmektedir. (Hatırlatalım ki TTK 1456(5) rehin alacaklısını sadece sigorta ettirenin değil fakat aynı zamanda sigortacının sözleşmeye son vermesi olasılığına karşı da korumaktadır. Kanımızca sigortacı, rehin veren konumunda olmadığından, rehin konusu alacağın temelindeki sigorta ilişkisini kendisini zarara uğratma pahasına korumak zorunda değildir. Bu sebeple, sigorta ettirenin borç ve görevlerini ihlal etmesi halinde, sigortacı sözleşmeye son verme hakkını serbestçe kullanabilir).  

Yasa yapıcının kredinin güvencesi niteliğini taşıyan mal sigortalarında, sigorta ettirenin yasanın izin verdiği hallerde sigorta sözleşmesini sona erdirebilmesine ve böylece rehin alacaklısının rehin hakkını kısıtlamasına, rehin alacaklısı aynı sigorta sözleşmesini sürdürme hakkıyla donatıldığı ve bu yolla onun hak kaybına uğramasının önüne geçilmiş olabileceği gerekçesiyle izin verdiğini düşünebiliriz. Ancak hayat sigortasında durum farklıdır. Hayat (ve hayat sigortalarına ilişkin hükümlere tabi bulunan kaza) sigortalarında kredi kuruluşunun kendi adına sigortaya devam edebilmesi şu açıdan zorluk içerir: Sigortalı (hayatı üzerine sigorta yapılan, sigorta süresi içinde ölecek veya bu süre sonunda hayatta kalacak olan kişi) aynı zamanda sigorta ettiren konumundaki kredi müşterisidir ve onun sözleşmeyi sona erdirmesi halinde, kredi kuruluşu kredi müşterisinin ölümü olasılığını ancak onun yazılı onayı ile sigortaya konu edebilir (TTK 1490(2) cümle 2). Bu da gerçekleşmeyebilir. 

SİGORTA ETTİRENİN SİGORTA İLİŞKİSİNİ KENDİSİ BAKIMINDAN SONA ERDİREBİLMESİ HAKKINDA DEĞERLENDİRME

Fikrimizce sigorta ettiren sigorta hukukuna ilişkin kurallara dayanarak kredi bağlantılı sigortayı bazı hallerde sona erdirme olanağına sahip sayılabilirse de bu hak mutlak bir nitelik taşımamaktadır. Şöyle ki: 

• Sigorta ettirenin imzaladığı kredi sözleşmesinde bu kredinin güvencesi olarak sigorta yaptırma ve sigortayı kredi borcu tamamen geri ödeninceye kadar yürürlükte tutma borcunu üstlenmesi mümkün ve geçerlidir. 

• Bu yükümlülük uyarınca kredi bağlantılı sigorta sözleşmesine ilişkin poliçede, sigorta ettirenin (ve ayrıca sigortacının) kredi kuruluşunun onayı olmadıkça sigortayı sonlandıramayacağı koşuluna yer verilebilir. 

• Sigorta ettiren, belirli hallerde yasanın kendisine sözleşmeyi sona erdirme hakkını emredici bir biçimde tanıdığını, bu sebeple sözleşmeyi yürürlükte tutacağına veya ancak kredi kuruluşunun onayı ile sözleşmeyi sona erdirebileceğine ilişkin sözleşme hükümleri ile bağlı tutulamayacağını ileri süremez. Sigorta ettirenin haklarını kullanmasına sınırlama getiren sözleşme hükmü “kredi kuruluşu” (sigorta sözleşmesine taraf olmayan üçüncü bir kişi) lehinedir. Bununla sigortacı (sigorta sözleşmesinin tarafı) herhangi bir hak kazanmamakta, sigorta ettirenin bazı haklarını kullanması kredi kuruluşu lehine kısıtlanmış (kredi kuruluşunun onayına tabi kılınmış) olmaktadır. Şu halde önce şu soruyu yanıtlamak lazımdır: Sigortacının durumunu değiştirmeyen, sigorta sözleşmesine taraf olmayan üçüncü bir kişiye hak kazandıran bir sözleşme hükmü acaba emredici kurallara tabi midir? Bir sigorta sözleşmesinde (bu sözleşmenin sonucu olarak) sigorta ettirenin haklarının emredici düzenlemeye aykırı biçimde sınırlanmış olmasının her durumda yasaya aykırı düşeceği, bu sınırlamadan kimin yararlandığının önemli olmadığı görüşü benimsenirse, soruya olumlu yanıt verilecektir.  Bununla birlikte, kredi kullanan müşterinin kredi sözleşmesinde kredinin güvencesini oluşturan sigortayı yürürlükte tutacağını geçerli şekilde taahhüt etmiş olduğu hallerde, eğer bu taahhüt (ve bunun sonucu olarak kredi kuruluşunun onayı olmadan sigorta sözleşmesinin sona erdirilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği hususu) sigorta poliçesi üzerinde de belirtilmişse bunun geçerli sayılmasının doğru olacağı (ve sigortacının bu durumda sigorta ettirenin sözleşmeyi sonlandırma istemini geri çevirmesi gerekeceği) kanısındayız.

• Bundan başka, TTK’daki hükümlerin uygulanmasında kredi sözleşmesinin kredi kullanan kişiye kredi borcunun güvencesi olmak üzere sigorta yaptırma yükümlülüğünü yüklemiş olduğu ve olmadığı haller arasında ayrım yapılması da uygun düşecektir. Sigorta ettiren kredi borçlusunun, kredi sözleşmesi kendisine (aldığı kredinin güvencesi olmak üzere) sigorta yaptırma yükümlülüğü getirmemiş olmasına rağmen, rehin konusu mala ilişkin olarak sigorta yaptırması durumunda, bu sigorta sözleşmesini istediği zaman sona erdirmesi makul karşılanabilir. Bu olasılıkta yasa gereği kredi alacaklısının rehin hakkının kapsamına dahil bulunan bir güvence ortadan kaldırılmış olacaktır. Ancak, rehin alacaklısı on beş gün daha sigortadan yararlanmaya devam edebilecek ve bu arada eşdeğer bir güvenceyi de (sigortaya kendi adına devam ederek veya bizzat kendisi sigorta yaptırarak) elde edebilecektir. Buna karşılık kredi sözleşmesinin kredi borçlusuna sigorta yaptırma yükümlülüğünü açıkça yüklemiş olduğu hallerde, bu güvencenin onun onayı olmadan ortadan kalkması doğru ve hukuka uygun görülmemelidir.

• Son olarak, rehin hukuku (Medeni Hukuk) bakımından da inceleme yapılması lazımdır. Sigorta ettirene verilen bir bireysel kredinin güvencesi niteliğindeki bir sigorta sözleşmesinin rehin veren tarafından rehin alanın onayı olmaksızın ve yerine yeni bir eşdeğer güvence verilmeksizin ortadan kaldırılması en azından dürüstlük kuralına aykırılık oluşturur. Bunun hukuka aykırı sayılması ve bu gibi bir işleme geçerlik tanınmaması doğru olur.