Maluliyet, vefat, değer kaybı, tazminat hesaplamalarında yeni dönem

BİLİNDİĞİ üzere; Anayasa Mahkemesinin 09 Ekim 2020 tarihli 31269 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 2019/40 Esas ve 2020/40 ve 17.07.2020 tarihli kararı uyarınca 13/10/1983 tarihli ve 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun; 90. Maddesinin birinci cümlesinde yer alan; “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, İkinci cümlesinde yer alan “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, 92’nci maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline“ yönünde karar verilmiştir.
Geçen ayki yazımızda da önemle üstünde durduğumuz gibi; Anayasa Mahkemesi 2918 Sayılı KTK’nun 90. maddesi içinde bir cümle ile 92. maddenin “i” bendini iptal etmiştir. Diğer bir söylem ile Anayasa Mahkemesi kanun metninin tamamı ile Trafik Poliçesi Genel Şartlarını ve ekinde yer alan hesaplama yöntemlerini iptal etmemiş yalnızca ZARAR GÖRENİN ALEYHİNE OLAN hususları iptal ederek “gerçek zararın” Türk Borçlar Kanunun Genel Hükümlerine hesaplanması gerektiğini vurgulamıştır.

DEĞER KAYBI TAZMİNAT HESAPLAMA YÖNTEMİ

Borçlar Kanununda Değer Kaybı hesaplamasına ilişkin bir düzenleme olmadığından değer kaybı hesaplaması için bugüne kadar gerek Sigorta Tahkim Komisyonu gerek ise Adli Yargı Sisteminde kullanılan matematiksel formülün kullanılmasına devam edilecek ve fakat bu formülde sınırlama getirilen kriterler ve KM’lerin (165.000 km) hesaplamaya dahil edilmeyecektir. İlaveten aracın kaza sonucu piyasada kaybedeceği değer kaybının piyasa koşulları ve piyasa rayiç değerleri esas alınarak her iki hesaplama yöntemi birlikte değerlendirilerek gerçek zarar TEK BİR ZARAR KALEMİ OLARAK saptanacaktır.
Gerçek zararın Borçlar Kanunu Genel Hükümlerine uygun olarak hesaplanması için Hakim/Hakem ve bilirkişilere önemli göreveler düşmektedir. Hakim/Hakem bilirkişiyi atadığı ara kararında yukarıda belirtilen yöntemi özellikle belirtmediği sürece hesaplama konusunda bilirkişiler arasında KAOS doğacak ve adli süreçler gereksiz yere uzayacaktır.

VEFAT VE MALULİYET TAZMİNATINI HESAPLAMA YÖNTEMİ

Yukarıda da ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesi kanun metninin tamamı ile Trafik Poliçesi Genel şart ekinde yer alan hesaplama yöntemlerini iptal etmemiş yalnızca ZARAR GÖRENİN ALEYHİNE OLAN hususları iptal ederek “gerçek zararın” Türk Borçlar Kanunun Genel Hükümlerine hesaplanması gerektiğini vurgulamıştır. Türk Borçlar Kanununda Vefat ve Maluliyet Tazminatları hesaplamasına ilişkin bir düzenleme olmadığından vefat ve maluliyet tazminatı hesaplaması için bugüne kadar STK ve Adli Yargı Sistemi içinde esas alınan 01.06.2015 tarihinden önceki vadeli poliçelere ilişkin talepler için PMF 1931 Yaşam Tablosu progresif rant yönteminin kullanılması ile, bilinmeyen devredeki gelirlerin her yıl %10 artılıp %10 azaltılması suretiyle tazminat tespit edilecek, 01.06.2015 sonrası vadeli poliçelere ilişkin tazminat taleplerin de TRH 2010 Yaşam Tablosu esas alınarak %1.8 Teknik Faiz ’e göre Devre Başı Ödemeli Belirli Süreli Rant formülüne göre tazminatın hesaplaması yapılacaktır. Anayasanın 09 Ekim 2020 tarihli 31269 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 2019/40 Esas ve 2020/40 ve 17.07.2020 tarihli kararı hukukçular ve sigortacılar arasında tartışılmaya devam edilmektedir. Özellikle Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının hangi tarihten itibaren geçerli olacağı önemli bir tartışma yaratmıştır. Örneğin henüz davaları sonuçlanmamış dosyalarda Borçlar Kanunu Genel Hükümlerinin tazminat hesaplamalarına katıldığı yeni bilirkişi raporları alınacak mı yoksa Anayasa Mahkemesinin yürürlük tarihi olan 09.10.2020‘den sonraki kazalar için mi uygulamaya başlanacak? Bizim şahsi kanaatimiz; ceza davaları kararları hariç Anaya Mahkemesi iptal kararlarının geriye doğru yürümeyeceği yönündedir.
Bu konu aynı zamanda sigortacıların nakit akışlarını ve finansal gelirlerini de yakından ilgilendirdiğinden yeni bir kanuni düzenleme çıkıncaya kadar hasar/prim oranlarında olumsuz artışların ve zararların gerçekleşeceği de kaçınılmaz bir durumdur.