Alsak alsak ne alsak?
İNTERNET üzerinden iş yapmak son 20-25 yılın hızla yükselen iş modeli. Öyle ki yüz küsur yıl önce kurulmuş dünya devleri bile son 25-30 yılda kurulmuş genç rakipleri tarafından al aşağı edilmekte, bundan birkaç yıl önce adı sanı duyulmamış olan insanlar kurdukları alışveriş siteleri ile dünyanın en zengin insanları listelerine girmekte.
Salgın döneminde biz de epey kullandık internetten alışveriş yolunu. Evde orijinal kutusunda ve yapılmamış iki tane yapboz (puzzle) bulmamız ile başladı her şey. Bu yapbozlar gözümüze bayağı kolay görününce hızlıca yaptık ikisini de ve hemen internetten yeni ve çok parçalı bir tane daha sipariş verdik. Hedefimiz bu teslimatı da bir sonraki sokağa çıkma yasağından önceye denk getirmekti. İlk güne yetişemese de ikinci gün geldi yapboz ve büyük bir şevkle kalan iki günde bitirdik bunu da.
O hevesle hemen yeni bir tane sipariş verdik başka bir alışveriş portalına. O siparişten yazımı yazdığım bugüne kadar tam 13 gün geçti ve gördüğüm kadarı ile yapbozlar hala yola bile çıkamadı.
Çok araştırdığımız için anladık ki bu puzzle işinde aslında ülkede hepi topu birkaç farklı tedarikçi var ve yüzlerce, belki binlerce online alışveriş sitesinin tamamı o birkaç tedarikçiden mal almakta. Dolayısı ile nereden sipariş verirseniz verin birkaç tane tedarikçinin lojistiğine ve stok durumuna tabi olmak durumundasınız.
Yıllardır ev/ofis bakarken aynı evi ya da işyerini farklı emlak sitelerinde görmem ile aynı durum yani. Kısıtlı arza ve sayılı seçeneğe karşın gereksiz sayıda aracı var. Bunun nedeni de gereksinim sahibini ilk yakalayan olabilmek. Müşteriyi kim yakaladı ise satışın yaratacağı gelire sahip olmayı hedefliyor öncelikle. Tabii bu bilgisiz, yetersiz ve çoğu da sorumsuz aracılar satış sürecinin niteliğinin düşmesine yol açıyor, satış sonrasında ise çoğunlukla müşteri hoşnutsuzluğu ve tepkisine neden oluyorlar.
Bu furya refleksinin neden ortaya çıktığını araştırmak gerek belki. Yani gerektiğinden fazla, kopyala yapıştır işler yapan ticaret siteleri konusu. Kültürel, toplumsal özellikleri olduğu kadar sistemden güç aldığı noktalar da var belki. Her yeni trendi üstüne biçilmiş kaftan gibi görmek, “onlar yapıyorsa biz neden yapmayalım” mantığı, doğru dürüst bir sermaye gerektirmeyen, denetim ve yasal taban olarak da görece zayıf konulardaki her türlü işte bir başkasının modelini kopyalayarak piyasaya kafa göz dalmak.
Her piyasanın bir gerçeği var. O piyasada gerçek talep nedir, buna ek olarak ne kadar örtülü veya ertelenmiş talep vardır, piyasada aracı açığı var mıdır ve aracı olmak için gereken altyapı ve beceri seti nedir gibi konuları iyi tartıp ondan sonra bir karara varmak gerekirken bir akşam sohbetinde “Tamam, güzel iş, yarın başlıyoruz” şeklinde filizleniyor birçok girişim.
Bu internet üzerinden yapılan ticarette en önemli konu satıcının/aracının/lojistikçinin sorumluluğu konusu. Fiziksel ticarette tüm sektörlerde olmasa da belirli işkolları için bu konuda yasayla belirlenmiş sorumluluklar var. Birçoğu da AB normlarına paralel. Ama internet ve sanal ticaretin ortaya çıkardığı yeni durumların mevcut yasalar ile nasıl yorumlanacağı konusunda hala gri noktalar var. Bu yüzden de haftalarca gecikmiş bir teslimat için malı satın aldığınız web sitesi suçu kargo şirketine atıp kendini temize çıkarmaya çalışıyor. Ya da yanlış getirilen bir yemek siparişin vebali siparişi verdiğiniz portala değil o portalın üyesi olan işyerine yıkılıyor.
Dolayısı ile bu internet üzerinde gerçekleşen ticaretin önemli bir bölümünün tedarik, lojistik, satış sonrası hizmetler ve en önemlisi mesleki sorumluluk konularında bilinçlen(diril)mesi ve düzel(til)mesi gerekiyor.
İster yüz yüze, ister internet ya da telefon üzerinden. Hepsinin aynı dürüstlük, şeffaflık ve izlenebilirlik temelleri üzerinde; sorumluluk ve duyarlılık içinde yapılması tüm pürüzlerin giderilmesi için gereken…
Görüşmek üzere.
