Asıl işi sigorta aracılığı olmayanların yetkileri belirsiz

Mesafeli akdedilen sigorta sözleşmeleri, mal ve hizmet satışı ile bağlantılı olarak sunulan sigortalar ve uzaktan satış cihazları ile pazarlama konularındaki düzenleme sektörün gündeminde. Ünan, asıl işi sigortacılık olmayan işletmelerin sigorta ürünü satış konusunda hangi yetkilerle donatılmış olacağının belirsiz olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Samim Ünan, 9 Mayıs tarihli ve mesafeli akdedilen sigorta sözleşmelerinde getirilen yeni düzenlemeyi değerlendirdi: “Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetlere, Tüketici Lehine Yapılan Sigorta Sözleşmeleri ile Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmelerine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik  09.05.2020 gün ve 31122 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmış bulunuyor. Yönetmelikte (kısaca SKDFTLYSSİMASSİY) özellikle aşağıdaki üç konuda yeni hükümlerin yer aldığı görülmektedir. 

– Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmeleri, 

– Mal ve Hizmet Satışı ile Bağlantılı Olarak Sunulan Sigortalar 

– Uzaktan Satış Cihazları ile Pazarlama

Aşağıda getirilen yeni düzenleme hakkında kısaca değerlendirme yapmaya çalışacağız. 

Ancak öncelikle Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesindeki;

– “Kalıcı veri saklayıcısı” tanımına “Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM) veya E-Devlet üzerinden kurulacak yapı ve benzeri her türlü araç ve ortam” ifadesinin ve ayrıca, 

– “SMS ile doğrulama alınarak işlem yapılması esasına dayanan bir sistem” olan ”3D Secure” tanımının

eklenmiş olduğunu vurgulayalım.  

Kalıcı veri saklayıcı tanımına SBM ve E-Devlet’in de eklenmesi, sigorta sözleşmesinin mesafeli olarak kurulması halinde SBM veya E-Devlet üzerinden poliçe ve bilgilendirme formu gibi bazı belgelerin gönderilmesinin tasarlanmasıdır. 3D Secure sistemi tanımına ise, kredi kartı ve banka kartı bilgilerinin uzaktan paylaşılması yoluyla yapılacak prim ödemelerini mümkün olduğunca güvenli hale getirmek için bazı hallerde bu sistemin kullanılmasının zorunlu kılınmış olması sebebiyle yer verilmiştir. 

MESAFELİ SÖZLEŞMEDE “SİSTEM” VARLIĞI ARANMALI

Mesafeli akdedilen sigorta sözleşmeleri esas olarak tüketici mevzuatında düzenlenmiştir. (Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK) m.48 ve m.49; Finansal Hizmetlere İlişkin Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği (FHİMSY)). Tüketici işlemi niteliğini taşıyan (taraflarından birini tüketicinin oluşturduğu) sigorta sözleşmelerinde, SKDFTLYSSİMASSİY hükümleri ile birlikte TKHK ve FHİMSY’deki kurallar uygulanacaktır. Buna karşılık, tüketici sıfatını taşımayan bir kişi ile yapılan sigorta sözleşmesi hakkında TKHK ve FHİMSY devre dışıdır. 

SKDFTLYSSİMASSİY m.9 fk. 1’de “sigorta sözleşmelerinin tarafların bir araya gelmeksizin uzlaşmalarına imkân sağlayan her türlü iletişim aracı kullanılarak akdedilebileceği” belirtilmiştir. İletişim aracı kullanılarak kurulan tüketici işlemi niteliğindeki sigorta sözleşmelerinin “mesafeli sözleşme” sayılabilmesi için bunların “sigortacılığın uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde” yapılmış olması gerekir (Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.48(1) ve m.49(1)). SKDFTLYSSİMASSİY m.9(1) ise “oluşturulmuş sistem” koşuluna yer vermemiştir. Bu açıdan eksiktir (Telefon da uzaktan iletişim aracıdır. Sigorta ettirenle acentenin teknik personeli telefonda pazarlık ederek sigorta ettirenin özel ihtiyaçlarına uygun bir sigorta sözleşmesi kursalar, bu önceden oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde gerçekleşmediği için TKHK uyarınca mesafeli sözleşme sayılmaz. SKDFTLYSSİMASSİY açısından ise mesafeli sözleşme sayılmasına engel görünmemektedir. Tüketici mevzuatıyla sigorta mevzuatı arasında uyumsuzluk olduğu görülmektedir). Kanımızca tüketici sözleşmesi niteliğini taşımayan bir sigorta sözleşmesinin “mesafeli sözleşme” sayılması için de “önceden oluşturulmuş bir sistemin varlığı” aranmalıdır.  

Fıkra 4 ve Fıkra 5’te bilgilendirme yükümlülüğü ile poliçe verme yükümlülüğünün mesafeli sigorta sözleşmelerinde de var olduğu belirtilmektedir. Yasal yükümlülükler olan bilgilendirme ve poliçe düzenleyip verme yükümlülüklerinin mesafeli sigorta sözleşmelerinde devre dışı bırakılması esasen mümkün değildir. Poliçenin kalıcı veri saklayıcısı aracılığıyla verilmesi de yerinde bir düzenlemedir. 

Fıkra 6 ödemede güvenli bir sistem olması bakımından mesafeli sigorta sözleşmelerinde prim ödemesinin kredi kartı veya banka kartı ile gerçekleştirildiği hallerde 3D Secure sisteminin kullanılması zorunluluğunu hükme bağlamıştır.  

Fıkra 7 ise tarafların karşı karşıya gelerek kurduğu (yüz yüze) sözleşmelerde sanal pos üzerinden kredi veya banka kartı aracılığıyla güvenli ödeme yapılmasının sağlanacağını öngörmüştür. Öte yandan, sigorta aracısının prim tahsilatında 3D Secure uygulamasını kullanmayı talep edebileceği de hükme bağlanmıştır. Bu gibi bir talep halinde “sigorta şirketi gerekli teknik altyapıyı sağlamak zorunda” olacaktır. Burada neden talep sahibi acentenin değil de sigorta şirketinin teknik altyapıyı sağlaması gerektiği pek anlaşılamamaktadır. (Mesafeli sözleşmeler düzenlenirken ansızın yüz yüze sözleşmelere ilişkin kuralla karşılaşılması da şaşırtıcıdır).  

ACENTEYE MÜŞTERİ YÖNLENDİRME DESTEĞİ 

Fıkra 8, mesafeli sigorta sözleşmesi kurulmasında sigorta aracısı olmayan kişilerin de sigorta ettiren adaylarını mesafeli satış kanallarına yönlendirebileceğini belirtmektedir. Ancak bunlara verilecek ücretin (hizmet bedelinin) primle bağlantılı olamayacağı öngörülmüştür. Buradan anlaşılan sigorta ürününe ilişkin primin belirli bir yüzdesinin ücret olarak kararlaştırılamayacağıdır.  Fıkra 8’deki “mesafeli sigorta sözleşmesi akdedecek olanlar” deyimi acaba temsilen sigorta sözleşmesi kuran sigorta aracılarını da kapsamakta mıdır? Diğer bir anlatışla mesela mesafeli sözleşme akdetme konusunda gerekli yapılanmaya sahip bir acente asıl işi sigorta aracılığı olmayan bir işletmeden (ona hizmet bedeli ödeyerek) müşteri yönlendirme desteği alabilecek midir? Kanımızca bu sorunun cevabı olumludur. 

YILLIK PRİM EN FAZLA 3 BİN LİRA

Mal veya hizmet satışı ile bağlantılı sigortalara ilişkin düzenleme şu şekildedir:

SKDFTLYSSİMASSİY m.10 fk. 1(a) uyarınca yalnızca malın kaybedilmesi, çalınması, arızalanması veya kırılması yahut başka bir şekilde tam veya kısmi hasara (maddi zarara) maruz kalması (bent 1); bagajın gecikmesi, çalınması, kaybedilmesi veya hasara maruz kalması (bent 2) ve seyahat hizmeti ile bağlantılı rizikolar temin edilebilecektir. 

Fıkra 1(b) sigorta ürününün karmaşık olmaması, içerdiği muafiyet, limit ve sürenin standart olması gerektiğini öngörmüştür. Bu hüküm, asıl işi sigorta aracılığı olmayan işletmeler aracılığıyla satılacak sigorta ürünlerinin yapısının ve sağlanan sigorta teminatının bunu satın alanlarca yanılgıya düşülmeden anlaşılmasını sağlamaya yöneliktir.  

Fıkra 1(c) gereğince sigorta ürünü “sorumluluk sigortası”, “hayat sigortası” veya “motorlu taşıt sigortası” (oto kasko) teminatı içermemelidir. Sorumluluk sigortalarının ve motorlu taşıt sigortalarının kapsam dışı bırakılması sigorta acentelerinin iş kaybını önlemeye dönüktür. Mantıken motorlu araç satışı ile birlikte o aracın zorunlu trafik sigortasının ve hatta kasko sigortasının (asıl işi sigorta aracılığı olmayan) satıcı tarafından yapılmasına (diğer koşullar yerine gelmekte ise) hiçbir engel yoktur.  

Fıkra 1(ç) yıllık primin en fazla 3.000 TL olabileceğini öngörmektedir. (Sene sonunda TÜFE oranında artış olacaktır). 

Fıkra 1(d) sigorta süresinin yenilemeler dahil en fazla 5 yıl olabileceğini belirtmektedir. Bu bağlamda şunu belirtmek gerekir: Sigorta hukukunda “otomatik yenileme” olarak adlandırılan (bitim tarihine belli bir süre -mesela bir ay, iki ay- kalmış iken diğer tarafa sözleşmeye devam etmeme kararının bildirilmemesi halinde sözleşmenin bitim tarihinden başlayarak kendiliğinden yeni bir sigorta dönemi kadar daha yürürlükte kalacağına ilişkin) klozlar bakımından (mesela yeni dönemin en fazla bir yıl olacağı biçiminde) sınırlama getirilmesi son zamanlarda gittikçe yaygınlaşan bir çözümdür. Ülkemizde sigorta sözleşmelerinin genellikle bir senelik bir sigorta süresi için yapıldığı düşünülürse, sürenin en fazla beş yıl olması makul karşılanabilir. Ancak sigorta ilişkisinin otomatik uzama (yenileme) klozu söz konusu olmaksızın, taraflarca her sene yeniden sözleşme yapılarak sürdürülmesi halinde, beşinci seneden sonra sözleşme özgürlüğünün birdenbire askıya alınması kabul edilebilir bir düzenleme değildir. Kaldı ki, Anayasa’nın güvencesi altındaki bir özgürlüğün yönetmelikle sınırlanması da geçerli sayılamaz.  

KOMİSYON YOK, HİZMET BEDELİ VAR

Asıl işi sigorta aracılığı olmayan işletmeler yukarıdaki hükümler çerçevesinde tüketiciye ulaştırdıkları sigorta hizmeti için prim üzerinden komisyon alamayacaklar; kendilerine yalnızca hizmet bedeli verilebilecektir. Ancak hizmet bedelinin (prime endeksli olmaksızın) başka hangi yöntemlerle hesaplanacağı yönetmelikte belirtilmemiştir. 

Asıl işi sigorta aracılığı olmayan işletmelerin sigorta ürünü satışı konusunda hangi yetkilerle donatılmış olacağı (özellikle satışını gerçekleştirdiği sigorta ürünü için poliçe düzenleme ve prim tahsilatı yapma konusunda yetkili olup olmayacağı) da belirsizdir. Uygulamaya geçilmeden bir ay önce Bakanlığa bilgi verilmesi ve Bakanlıkça uygun görülmeyen hususların değiştirilmesi gerekecektir. Bakanlığın bu hususta henüz boşlukta kalan noktalara ilişkin belirlemeler/düzenlemeler yapması uygun olacaktır.  

SKDFTLYSSMASSİY’in önceki şeklinde m.10 “ürün teşhiri gibi yöntemlerle” sigorta ürünü satışını düzenlemekteydi. Yönetmeliğin yeni şeklinde bu yöntemden hiç söz edilmemiş ve mevcut düzenleme tümüyle kaldırılmıştır. Böylece rafta sigorta ürünü satışı düzenleme dışı bırakılmıştır. Oysa yapılması gereken şey bu “aracısız” satış yöntemini makul kurallarla yaygınlaştırmaya çalışmaktı.  

UZAKTAN SATIŞ CİHAZLARI İLE PAZARLAMA

SKDFTLYSSİMASSİY m.19/A fk. 1 kiosk, web sayfası ve mobil uygulamalar gibi elektronik işlem cihazları ile sigorta satışına izin vermektedir. Bu tür satışlarda sigortacının kimliğinin (unvanının) süreç başında açık biçimde anlaşılır olması lazımdır.

• Kiosk’tan satış, sigorta ürünü satın almak isteyen kişinin kullanımına hazır bulundurulan cihaz aracılığıyla sigorta alımını yapabildiği satışlardır. Mesela elektrik, gaz idareleri, tapu daireleri gibi abonelik veya satış işleminin yapılması için sigorta poliçesinin ibraz edilmesi gereken yerde bir bilgisayar aracılığıyla uzaktan sigorta ürünü satın alınması ve yine aynı yerde poliçenin basılmasının sağlanması; böylece işin kolaylaştırılması (aksi halde sigortacıya veya aracısına giderek veya uzaktan ulaşarak işlem yapmak gerekecekti).

• Web sayfasından satış günümüzde çok yaygınlaşmış olan “on-line” (çevrimiçi) sigortanın en önde gelen çeşididir. Sigorta satın alacak kişi evinden veya işyerinden bilgisayarı, cep telefonu veya tableti aracılığıyla sigortacının web sayfasına erişerek sigorta ürünü satın alabileceği gibi, başkasının kullanımına sunduğu bir cihazı kullanarak da bu işlemi gerçekleştirebilir. Bu anlamda kiosk’tan satış ile web sayfasından satış arasında fark olmadığı kanısındayız. 

• Mobil uygulamalar da bugün artık çok yaygın hale gelmiştir. Sigorta ürünü satın alma ihtiyacı olan kişiler bu uygulamayı internetten kendi cihazlarına (cep telefonu, tablet, dizüstü bilgisayar) indirerek ve orada tanımlanan adımları yerine getirerek mesafeli sigorta sözleşmesi kurabilmektedirler. 

KİOSK ÜZERİNDEN SATIŞLAR SİGORTA ARACISINDA

Fıkra 6 uyarınca sigorta aracısı olmayan kişilerin mekanlarına uzaktan satış cihazı konulamayacaktır. Öte yandan, Zorunlu Deprem Sigortası (uygulamada DASK poliçesi olarak bilinmektedir), ZTS ve diğer zorunlu sigortaların  satılmasını sağlayan satış cihazları ve satışlardan alınacak komisyonlar hakkında Fıkra 2, 3 ve 4’te (aşağıda değineceğimiz) özel bazı düzenlemeler getirilmiştir. Bu çerçeve içinde, kiosk üzerinden yapılan satışların sigorta aracılarının tekeline bırakılmış olduğu belirtilmelidir. Buna neden gerek görüldüğü anlaşılamamaktadır. Bir kişinin evinde, kendi bilgisayarından sigorta şirketinin web sayfasına ulaşarak mesafeli şekilde sigorta ürünü satın alması ile aynı ürünü kiosk’taki cihazı kullanarak satın alması arasında temelde fark yoktur.  

Zorunlu Deprem Sigortası satışı için Tapu Daireleri, Su ve Elektrik İdarelerinde yalnızca DASK’a (Doğal Afet Sigortaları Kurumu’na) ait cihazlar konulabilecektir. Satışların sağladığı prim üretimi karşılığı olan komisyonlar acentelere dağıtılacaktır. Bu dağıtım Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın belirlediği esaslar çerçevesinde söz konusu olacaktır. Bakanlık bu esasları acentelerin zorunlu deprem sigortası performanslarını ve faaliyet gösterdikleri yeri dikkate alarak belirleyecektir (Fıkra 2).

Acentelere neden komisyon verilmesi gerektiği tartışmaya açıktır. Cihazlar DASK’a ait olduğuna göre, acenteler bu hususta herhangi bir maliyete katlanmayacaklardır. Öte yandan, öngörülen üretim modelinde acentenin herhangi bir hizmeti de söz konusu olmayacaktır. Aracılık etmediği bir sözleşmeden acenteye komisyon verilmesi ise makul bir çözüm değildir. Kaldı ki, her sigorta üretimi üzerinden mutlaka bir acente komisyonu ödenmesi gerektiğine ilişkin hukuk kuralı da bulunmamaktadır.   

Araç muayene istasyonlarında da benzer şekilde yalnızca SAİK (TOBB’a bağlı Sigorta Acenteleri İcra Komitesi) tarafından konulacak cihazlar aracılığıyla sigorta satışı yapılması öngörülmüştür. Sigorta şirketleri (mesela TSB aracılığıyla) bu cihazları pekâlâ kendileri koyabilirler ve acentelere komisyon vermeleri de lazım gelmezdi. Sigortacıların acente komisyonu vermeye mecbur edilecek şekilde bu cihazlar aracılığıyla yapılacak satışlara izin vermek zorunda bırakılmış olmaları da hukuka uygun görülemez. Burada da komisyonların Bakanlık tarafından belirlenecek esaslar çerçevesinde acentelere dağıtılması öngörülmüştür (Fıkra 3).

Diğer zorunlu sigortaların uzaktan satış cihazları üzerinden (Bakanlığın belirleyeceği esaslar çerçevesinde) satılması konusunda yine SAİK yetkilendirilmiştir. Sigorta şirketlerinin ve TSB’nin cihaz yerleştirme ve bunlar üzerinden sigorta ürünü satma konusunda ehliyetsiz sayılmalarının dayanağı yoktur (Fıkra 4)

Devlet Destekli Tarım Sigortaları ile ilgili kiosk uygulaması için ise TARSİM yetkili kılınmıştır (Fıkra 4).”

“Asıl işi sigorta aracılığı olmayan işletmelerin sigorta ürünü satışı konusunda hangi yetkilerle donatılmış olacağı da belirsizdir. Uygulamaya geçilmeden bir ay önce Bakanlığa bilgi verilmesi ve Bakanlıkça uygun görülmeyen hususların değiştirilmesi gerekecektir. Bakanlığın bu hususta henüz boşlukta kalan noktalara ilişkin belirlemeler/düzenlemeler yapması uygun olacaktır.”