Mutfaktan sofraya geliyor: BLOCKCHAIN
Sektörde dalgalar yaratan blockchain uygulamaları son dönemde düzenlenen çoğu teknoloji konferansının odak noktası. Blockchain’in bu denli ilgi görmesi, teknolojinin potansiyelini ve şirketlerin yeni teknoloji için iştahını ortaya koyuyor. Düzenlenen konferanslar ve verilen eğitimlerle daha fazla insanın blockchain süreçlerini anlamasıyla beraber, blockchain’e ilginin artacağı öngörülüyor. Blockchain’de beklenen patlamanın yaşanması için ise şirketlerin deney yapması ve POC’ler (proof of concept – teknolojinin şirketler için faydalı olabileceğinin kanıtı) ortaya koyması gerekiyor. POC’ler başarılı olursa bunu pilot uygulamalar ve hemen ardından küçük çaplı ticari kullanım takip ediyor. Şu anki hareketlere bakılırsa 2018’in, blockchain uygulamalarının yaygınca kullanılmaya başlanacağı yıl olacağını söyleyebiliriz.
DEVLERİN BLOCKCHAIN TESTİ
Adını Blockchain Insurance Industry Initiative’in (Blockchain Sigorta Sektör İnisiyatifi) 3 “i” harfinden alan B3i, 5 sigortacı ve reasürörün 2016 yılında blockchain uygulamalarının sigortacılıkta nasıl kullanılabileceğini araştırmak için ortaklaşa kurdukları büyük ve iddialı bir inisiyatif. Aegon, Allianz, Munich Re, Swiss RE ve Zurich ile başlayan konsorsiyum, daha sonra 10 şirketin (Achmea, Ageas, Generali, Hannover Re, Liberty Mutual, SCOR, Sompo, RGA, Tokio Marine ve XL Catlin) eklenmesiyle beraber toplamda 15 şirkete ulaştı. Şirketler B3i adı altında beraber çalışarak blockchain teknojilerinin reasürans anlaşmalarında verimliliği nasıl artırabileceğini ve maliyetleri nasıl azaltabileceğini araştırıyor.
DOĞAL AFET SENARYOSU
B3i şirketlerinin ilk denemesi, blockchain bazlı bir doğal afet hasar fazlası reasürans anlaşması (excess of loss) oldu. Bu tarz anlaşmalarda, doğal afet sonrasında oluşan hasar önceden belirlenen limiti aştığı anda reasürans devreye giriyor. İlk senaryo için böyle bir anlaşma seçilmesinin nedeni ise hasar fazlası anlaşmalarda müzakere ve ifa sürecinin son derece karışık ve masraflı olması.
İşleyişte yaşanan sıkıntıların merkezinde evrak işlerinin fazlalığı, şirket ve ülke standartları arasındaki derin uçurum ve yorucu imza/onay süreçleri bulunuyor. Süreçlerdeki karışıklık ise gecikmeler ve elle yapılması gereken düzeltmeler olarak geri dönüyor. Gecikme ve düzeltmelerin masrafı da yüksek oluyor.
B3i’nin deneydeki amacı, anlaşmayı blockchain üzerine yerleştirmek ve akıllı kontrat kullanarak tüm paydaşlar tarafından yanlış anlaşılmaya mahal vermeyecek şekilde bir gerçeklik oluşturmak. Yani, anlaşmadaki süreçlere hangi taraf bakarsa baksın, aynı işleyişi görecek ve anlaşmazlıklar bu şekilde ortadan kalkmış olacak.
Şartlar, yükümlülükler, tarifeler ve ana hatlar gerçek zamanlı olarak platform üzerinden tamamen dijital olarak gerçekleştirilecek. Kayıt yapıldıktan sonra, akıllı kontrat primleri otomatik olarak hesaplayacak ve bu şekilde daha güçlü bir nakit ve kredi yönetimi sağlanacak. En sonunda ise geçerli bir doğal afetin oluşması durumunda ödemeler tetiklenecek ve tazminatlar otomatik olarak ödenecek. Bu durumun tamamen şeffaf girdiler üzerinden işlemesi ise sonradan ortaya çıkacak pürüzlerin önüne geçmiş olacak, tazminat ve yeniden yapılanma sürecini hızlandıracak.
SİMÜLASYONLAR BAŞARILI
Belirlenen hedefe ulaşmak için oluşturulan grup, oluşturdukları protitipi 38 sigortacı ve reasürans şirketinin bulunduğu bir ağ içerisinde test etti. Teste katılan bu 38 şirketin toplam prim üretimi, dünyadaki toplam prim üretiminin %51’ine denk geliyor. Bu da projenin güvenilirliğini etkileyen en önemli faktörlerden. Simulasyonlarda yer alan şirketler gerek reasürör gerekse sigortacı ya da broker rollerinde yer aldılar.
Oluşturulan teknoloji platformunun test edilmesi için oluşturulan bağlantı noktalarının sayısı 130’u geçerken, 2017’nin Ekim ayında başlayan ve yaklaşık 1 ay civarı süren testlerde 885 kontrat oluşturuldu ve 288 adet doğal afet senaryosu simüle edildi.
Testte ulaşılmak istenen hedef, sistemin başarılı olması için gereklilikleri ve oluşan hataları analiz etmek, bunun yanında sistemin nasıl güncel kalacağı ve arzu edilir kılınabileceği hakkında bilgi toplamaktı. Sonuçlar gösteriyor ki; oluşturulan değer zincirinde sadece elle veri girdilerinin azaltılması ve hesap mutabakatı işlemlerinin azaltılması yönetim giderlerinde %30’a varan bir avantaj sağlıyor.
Prototip üzerinde yapılan testler teknolojinin reasürans anlaşmalarında maliyetleri düşürebileceği hipotezini doğrular nitelikte. B3i tarafından yapılan açıklamaya göre pazarda yapılacak araştırmalar sonrasında blockchain tabanlı yeni sistem ticari yaşantıya adım atabilir. B3i’nin geliştirdiği blockchain reasürans uygulamasının 2019 reasürans yenilemelerinde şirketler tarafından kullanılacağı tahmin ediliyor.
B3i hedefini “blockchain teknolojisinde bulunan ekosistemin gücünü kullanarak sigortayı daha faydalı, ulaşılabilir ve ekonomik hale getirmek” olarak açıklıyor. Böyle bir ekosistemin oluşturulması da, şirketlerin belirlenmiş veri standartları kullanarak oluşturulmuş bir platformda risk paylaşımına başlamasıyla mümkün olabilir.
KULLANIMDA ENDİŞELER
Yeni bir uygulamanın yaygınlaşmasının en önemli kriteri hedeflenen faydayı sağlaması. Blockchain uygulamalarında ise bu fayda “verimlilik” olarak basitleştirilebilir. En önemli nokta mevcut düşünce kalıplarının değiştirilmesi. Burada üç farklı görüş karşımıza çıkıyor. Bazıları, teknolojinin gelişimi ve blockchain gibi uygulamaların zayıf şirketleri güçlendireceğini, uzman şirketlerin elindeki rekabet avantajını ortadan kaldıracağını düşünüyor ve bu nedenle karşı çıkıyor. Diğerleri yeni bir girişim için paçaları sıvamadan önce pazarın davranışlarını izlemeyi, ihtiyatlı davranmayı tercih ediyor. Son grup ise kâr marjının son derece sınırlı olduğu bir sektörde verimlilik sağlayacak olan tüm uygulamaları deneme gayretinde.
Yaygınlaşmanın önündeki engellerden biri siber güvenlik. Yanlış kullanım nedeniyle hacker’lara yeni fırsatlar verilebilir. Buna karşın blockchain teknolojisi merkezi olmadığı ve güçlü bir kriptografiye sahip olduğu için siber saldırılara karşı oldukça dirençli. Bir diğer engel ise veri güvenliği riskleri. Bu tarafta da yine verinin tek bir merkezde bulunmaması özel bilgilerin kimsenin haberi olmadan sızdırılmasını zorlaştırıyor.
Düzenleme tarafında ise karşımıza farklı bir tablo çıkıyor. Hem düzenlemeler hem de teknoloji daha yolun çok başında olduğu için düzenleyicilerin blockchain uygulmalar hakkında bir eğitim sürecinden geçmesi gerekiyor. Görüldüğü kadarıyla, çoğu ülkedeki düzenleyiciler blockchain’in; şeffaflığı, güvenliği ve müşteri memnuniyetini artırabileceğini düşünüyor ve bu uygulamayı destekliyor.
En büyük ve etik açıdan tartışılacak olan engel, yeni uygulamanın sağladığı verimliliğin iş gücüne muhtemel etkisi. Blockchain uygulamalarıyla sağlanan verimlilik, şirketlerin personel sayılarını azaltmalarına yol açabilir. Buna karşın tarihteki örneklere bakacak olursak; yeni teknolojiler ve inovasyon nedeniyle şirketlerin çalışan sayısı azalabilse de, başka yerlerde açılan pozisyonlar ile bu durum zamanla telafi oluyor.
Geriye sadece yeni teknolojinin kullanımını yaygınlaştırmak kalıyor. Blockchain bazlı platformların ve ürünlerin doğru bir şekilde fiyatlandırılması ve pazardaki oyunculara sunulması gerekiyor. Tersi bir durumda, blockchain uygulamaları sadece devlerin eline geçebilir ve bu sayılı şirketle çok büyük bir rekabet avantajı verebilir.
SİGORTACILIK İÇİN BÜYÜK BİR ADIM
Blockchain, sigortacılık için hem evrim hem de devrim. Değişimin zaman alacağı kesin olsa da sigortacılığın ileri gidebilmesi için blockchain uygulamalarının ivme kazanması ve sektöre anlatılması gerekiyor. Konu yeni teknolojileri kullanmak olduğunda, sigortacılar diğer sektörlere göre yavaş davranabiliyor. Blockchain’de ise durum biraz farklı. Rekabetçi baskılar ve müşteri memnuniyeti etrafında şekillenen sigortacılık uygulamaları, şirketleri blockchain kullanmaya itebilir.
Gelecek 10 yılda blockchain ve yapay zeka gibi teknolojilerinin sigortacılık dünyasını bambaşka bir noktaya çektiğini görebiliriz.
BLOCKCHAIN VE AKILLI KONTRATLAR
Dağıtık kayıt teknolojisi (DLT), yani daha kolay adıyla blockchain, merkezi bir yönetici olmadan veritabanının paylaşılması anlamına geliyor. Basitçe, bir zincirin üzerindeki bloklar, bağlı olan her ağ için aynı sonucu gösterecek şekilde düzenleniyor. Bu blokların özelliği ise sonradan değiştirilemez, silinemez ya da üzerine yazılamaz olması. Ayrıca, sisteme eklenen her bir blok, ağdaki tüm katılımcılar tarafından onaylanmak zorunda. Sistem böyle olunca, bloklar üzerinde oynamak ya da sahtekarlık yapmak son derece zorlaşıyor. Blockchain tarafından sağlanan bu kesinlik ve güven de sigorta anlaşması gibi güvene dayalı anlaşmaların yürütülmesi ya da doğrulanması noktasında şirketlere büyük hız kazandırabiliyor.
Blockchain evriminin son noktası ise akıllı kontratlar. Akıllı kontratlar, yapılan iş anlaşmalarındaki hükümleri dijital ortama aktarıyor ve şartların gerçekleşmesi halinde anlaşmada yer alan direktifleri otomatik olarak uygulamaya koyuyor. Bu şekilde çoğu süreç otomatize edilebiliyor ve insan dokunuşuna gerek kalmıyor. Örnek olarak, uçağın iptal olması durumunda, blockchain tabanlı poliçeye bu bilgi iletiliyor ve müşteriye ödeme poliçede yazılan limitler çerçevesinde anında gerçekleşiyor. Böylece elde edilen hız, güvenlik ve verimlilik, sigorta şirketlerinin blockchain ısrarının başlıca nedeni.
Umut Deniz Elçi
umut@sigortacigazetesi.com.tr
