Geleceğe hoş geldiniz

Her gün telefonlarımıza düşen mesajlar, aramalar ya da e-mailler vasıtasıyla şirketlerin pazarlama faaliyetleriyle karşılaşıyoruz. Özellikle telefon aramaları rahatsız edici olabiliyor. Örneğin, bir yurt dışı seyahatimde uçak aprona yanaşıyor, telefonların kullanılabileceği anonsu yapılıyor ve telefon açar açmaz çalıyor: Karşımda bir yayın platformunun görevlisi bana bir hizmet satmaya çalışıyor. Satmaya çalıştığı şeyle hiç ilgilenmiyorum. Üstelik benim için bu teklifin ne yeri ne de zamanı! Kredi satmak için arayan bir bankanın ise, “İhtiyacım yok” dediğimde, “Ama bir gün ihtiyacınız olabilir” diye beni ikna etmeye çalışması ne kadar anlamlı?

Danimarka’nın en büyük bankalarından olan Danske Bank, analitik yöntemler kullanarak buradaki başarı oranını % 62’ye çıkarmış. Yani temas ettiği müşterilerin % 62’sini ilgilendikleri bir konu için aramış, böylece müşteri ve banka için karşılıklı fayda yaratan bir iletişim kurulmuş.

% 62 çok yüksek bir oran. Bana gelen aramaları düşündüğümde, 10 aramadan sadece biri ya da ikisinin beni ilgilendirdiğini söyleyebilirim. Danske Bank bunu nasıl başarmış? Aslında basit: Müşterilerinin bankanın web sitesinde neler yaptığını, hangi alanlara girdiğini, hangi bölümlerde uzun zaman geçirdiğini takip etmiş ve ihtiyacı öngörmeye çalışmış.

Bunun için de veri analitiği yöntemini kullanmış.

Büyük veri, veri analitiği, yapay zeka, IoT (Internet of Things-Nesnelerin İnterneti), akıllı şehirler, öğrenen makineler… Bunlar günümüzü, hatta geleceğimizi belirleyen kavramlar artık. Geçen hafta, uluslararası veri analitiği şirketi SAS’ın davetlisi olarak yurtdışında katıldığım bir konferansta bu konularla ilgili konuşmalar dinledim. Yukarıda değindiğim Danske Bank yetkilisi, kendi bankalarında da bu dijital değişime adaptasyonun kolay olmadığını ve bu değişime, yönelik bir direnç görüldüğünü söyledi. Ancak iki gün devam eden ve onlarca konuşmanın yapıldığı toplantıda ortak sonuç, yapay zeka ve veri analitiğinin artık hayatımızda kaçınılmaz süreçler olduğu.

Günümüzde milyarlarca verinin olduğu ortamda bu verileri analiz edip sonuçlara ulaşmak hem şirketler, hem de bireyler için kritik önemde. Biliyoruz ki dün hayatımızda olan birçok firma bugün yok. Değişime ayak uyduramadılar. Ayrıca, müşteri, hayatın merkezinde ve artık sizin elinizdekini değil, onun istediğini satmanız gerekiyor. İş hayatında artık “yıkıcı” dönemdeyiz. Hızla gelişen ve değişen yeni ekosisteme ayak uyduramayanlar, yeni nesil şirketler tarafından yıkılıyorlar.

Sigorta sektöründe de gelişmeler bu yönde ilerliyor. Örneğin Amerika’da kurulan Lemonade adlı yeni nesil sigorta şirketi, aracı ya da eksper kullanmadan, analitik yöntemleri kullanarak sigortacılık yapıyor; üstelik 3 saniyede hasar ödüyor. Kulağa inanılmaz gelse de bu bir gerçek. Kısaca, geleceğe artık gelmiş bulunuyoruz. Herkesin ona göre pozisyon alması gerekiyor.

Yorum yazın