Sektör, caymayı azaltacak yeni bir yapı bekliyor
Yakup Sayar*
Türkiye genelinde 45 yaş altındaki 100-250 çalışanı bulunan özel sektör, 1 Temmuz’dan itibaren otomatik olarak Bireysel Emeklilik Sistemi’ne (BES) katılmaya başladı.
Ülke genelinde tasarrufların artırılması amacıyla 1 Ocak’ta başlayan sisteme 45 yaş altındaki çalışanların kademeli olarak katılımı devam ederken, bu kapsamda 1 Temmuz itibarıyla özel sektörden yaklaşık 2 milyon çalışanın sisteme dahil olması bekleniyor. BES’e otomatik katılım kapsamında ilk aşamada 1.000 ve üzeri çalışanı olan özel sektör 1 Ocak’ta, memurlar (genel ve özel bütçeli idareler) ile 250-1000 çalışanı bulunan özel sektör ise 1 Nisan 2017’de sisteme girmişti.
Özel sektörden yeni katılım sağlayacak çalışanlardan da prime esas kazancın %3’üne karşılık gelen tutarda BES kesintisi yapılıyor. Çalışanlar tarafından ödenen katkı paylarına, BES ile aynı koşullara tabi olarak %25 teşvik verilirken, 2 aylık cayma süresi sonrasında sistemde devam eden çalışanlara da ek olarak 1.000 lira tutarında devlet katkısı sağlanıyor. Ayrıca emeklilik halinde hesabındaki birikimi yıllık gelir sigortasıyla almayı tercih eden çalışana, birikiminin %5’i kadar ilave devlet katkısı teşviki veriliyor. Öte yandan mahalli idareler ve KİT’ler ile 50-100 çalışanı olan özel sektör 1 Ocak 2018’de, 10-50 çalışanı olan özel sektör 1 Temmuz 2018’de, 5-10 çalışanı olan özel sektör ise 1 Ocak 2019’dan itibaren BES’li olacak.
“ÇALIŞMALAR DEVAM EDİYOR”
Buna karşın, yüksek cayma oranları sektörü düşündürüyor. Geçtiğimiz günlerde konuyla ilgili bir açıklama yapan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek de, cayma oranlarını düşürmek için çalıştıklarını ifade etmişti. Şimşek, sistemin, cayma oranı gibi anlık veriler üzerinden değerlendirilmesinin tam olarak doğru olmadığını, ancak yine de yüksek cayma oranına ilişkin sebeplerin tespiti ve onarılmasına ilişkin çalışmaların devam ettiğini söylemişti.
Sektör temsilcilerine otomatik BES’te yeni kademeyle birlikte gelecek beklentilerini ve sistemin istenen seviyeye ulaşabilmesi için yapılması gerekenleri sorduk.
SİSTEMDE 2.6 MİLYON ÇALIŞAN BULUNUYOR
1 Ocak 2017 tarihi itibarıyla kademeli bir yapıda start alan otomatik BES kapsamında 14 Temmuz itibarıyla toplam 2.6 milyon çalışan bulunuyor. Sistemde mevcut toplam fon tutarı 680 milyon lirayı aştı. Sistemdeki bu tutarın %60’ına yakın kısmının faiz içermeyen fonlarda, %40’ına denk gelen kısmının ise faiz içeren fonlarda değerlendirildiği belirtiliyor.
**
Türkiye Sigorta Birliği Koordinatörü Aysun Yıldız Özer: Sistemde revizeler olmalı
Aysun Yıldız Özer, Otomatik BES’in daha başarılı olduğu ülkelerdeki yapılara benzer bir şekilde revizeler yapılmasının sistemde kalma oranlarını yükselteceğini söyledi.
Türkiye Sigorta Birliği Koordinatörü Aysun Yıldız Özer, hedeflenen rakamlar ve sisteme halihazırda katılan çalışan sayılarının büyüklüğü dikkate alındığında sistemde kalma oranlarını 6 aylık sonuçlara göre değerlendirmenin çok sağlıklı olmadığını ifade etti Özer, “Uygulamanın başladığı Ocak 2017’den beri yaklaşık 5.9 milyon çalışan, BES ile tanışmış oldu. Temmuz 2017 başı itibarıyla sistemde kalma oranı %43 olarak gerçekleşmiş olup yaklaşık 2.6 milyon çalışan sistemde kalmıştır. Cayma oranları yüksek görünmekle beraber sisteme çok kısa sürede 2.6 milyon çalışanın yeni katılımcı olarak dahil edildiğini düşünürsek, sistemin emekliliğe yönelik tasarruflara çok önemli bir katkı yaptığını göz ardı etmemek gerekir. Otomatik katılım uygulaması, kısa sürede uygulamaya alınmış olmasına rağmen BES’in 2003’ten beri istikrarlı bir tasarruf ve yatırım aracı olarak gelişmesi, bugün otomatik katılım uygulamasında kısa sürede 2.6 milyon çalışana ulaşmamızı sağladı. Bu olgu, ilerleyen yıllarda sistemi daha da büyütmemize yardımcı olacaktır” dedi.
“Önümüzdeki dönemde şirketler olarak sistemin doğru bir şekilde tanıtılmasına konsantre olarak, emekliliğe yönelik tasarruf etme bilincinin yerleşmesi için elimizden gelen tüm çabayı sarf etmemiz gerektiğini düşünüyoruz” diyen Özer sözlerini şöyle sürdürdü: “Zira tüm gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomileri tehdit eden yaşlanan nüfus olgusu, ülke olarak sosyal güvenlik sistemini kompanse edecek reformları bir an önce hayata geçirmemizi ve başarıya ulaştırmamızı elzem kılıyor.”
“CAYMA YÜKSEK AMA YİNE DE ÖNEMLİ RAKAMLARA ULAŞILDI”
Caymaların yüksek de olsa sisteme giren kişi sayısı ve biriken fon tutarı açısından kısa sürede önemli rakamlara ulaşıldığına dikkat çeken Özer, “Uygulamanın başarılı örneklerini gözlemlediğimiz Yeni Zelanda, İngiltere gibi diğer ülkelerde otomatik katılımın bizdekinden farklı kurgulandığını görüyoruz. Başarılı uygulamalarda işveren katkısının olduğu ve bunun işveren için zorunlu olduğu; sistemden çıkmayı zorlaştıran tedbirlerin alındığını ve bunun da çalışma hayatı boyunca kişileri emekliliğe yönelik tasarrufta bulunmaya yönelttiğini görüyoruz. Bizde de uygulamanın bu şekilde revize edilmesinin sistemde kalma oranlarını daha da yükselteceği kanaatindeyiz” diye konuştu.
**
Katılım Emeklilik Genel Müdürü Ayhan Sincek: Otomatik katılımın eşsiz faydaları daha iyi anlatılmalı
Ayhan Sincek, Otomatik BES’te cayma süresi için öngörülen 2 aylık zamanın az olduğunu belirterek, “İnsanlar tasarruflarının getirisini görmeden otomatik katılım sisteminden çıkılıyor” dedi.
Katılım Emeklilik Genel Müdürü Ayhan Sincek, personel sayısı 100-249 olan işverene bağlı özel sektörde bulunanların 1 Temmuz 2017’den itibaren sisteme dahil olduğunu hatırlatarak, “Yılbaşından itibaren yürürlüğe giren BES’te otomatik katılım sayesinde sisteme yeni dahil olanların sayısı 2 milyon 774 bin kişi olarak gerçekleşti” dedi. İkinci kademede kamu çalışanlarının da katılımı ile birlikte cayma oranının iyileşme gösterdiğinin görüldüğünü ifade eden Sincek, “Katılım Emeklilik olarak 2017 yılı başından, yani OKS başlangıcından bu yana kamu kurumları da dahil olmak üzere 313 şirketin otomatik BES’e katılımını gerçekleştirdik, 200 binden fazla kişinin sisteme dahil olmasını sağladık. Katılandan %45’ten fazlası sistemde kaldı. Kamuda sistemde kalma oranlarının biraz daha iyi olduğunu söylemek mümkün. 3. etapta özel sektörden yeni katılım sağlayacak çalışanlardan da prime esas kazancın %3’üne karşılık gelen tutarda BES kesintisi yapılacak. Çalışanlar tarafından ödenen katkı paylarına %25 teşvik verilecek. Ayrıca iki ay boyunca sistemde kalıp da caymayanlara ek 1000 lira teşvik söz konusu. Otomatik katılımın bu eşsiz faydaları daha iyi anlatıldıkça sistemde kalma oranlarının artacağına inanıyorum” dedi.
“2 AYLIK SÜRE AZ”
“OKS’de bir anlama ve anlatma süreci gerekiyor” diyen Ayhan Sincek, otomatik cayma oranlarının azalması için sistemle ilgili revizyon önerilerini sunduklarını ifade etti. Ayhan Sincek sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugünkü sistemde fazla mesai, ikramiye gibi ücretler de otomatik katılımda %3’lük dilim hesaplanırken dahil ediliyor. Bu, kesilen miktarı büyütüyor. Rakamın büyümesi neticesinde bazı vatandaşlarımız ödeme zorluğunu bahane ederek de sistemden çıkmayı tercih ediyor. Çalışanlardan otomatik katılım payı bu ek kazançlar hariç tutularak ‘baz ücret’in yüzde 3’ü olabilir. Asgari ücretle çalışanlardan alınan otomatik katılım payı daha az, örneğin yüzde 1-2 olabilir. Devlet katkısı ‘kaydi’ olmak yerine gönüllü BES’teki gibi hemen yatırılabilir. Cayma süresi için öngörülen 2 aylık zamanın az olduğunu düşünüyorum. İnsanlar tasarruflarının getirisini görmeden Otomatik Katılım Sistemi’nden çıkılıyor. Bu süre 1-2 yıl olabilir. Böylece insanlar bu sürede önemli miktarda tasarruf yapabildiklerini görür ve sistemde kalmayı tercih edebilirler.”
Allianz Hayat ve Emeklilik ile Allianz Yaşam ve Emeklilik Şirketlerinin Genel Müdürü Taylan Türkölmez: Otomatik BES’ten belli dönemler hariç çıkılması engellenmeli
Taylan Türkölmez, cayma oranının azaltılması için kişilerin istediği zaman çıkabileceği bir yapı yerine çıkışın belli dönemlerde olduğu, bu dönemler dışında sistemde kalmanın zorunlu olduğu bir kurguya geçilmesi gerektiğini belirtti.
Allianz Hayat ve Emeklilik ile Allianz Yaşam ve Emeklilik Şirketlerinin Genel Müdürü Taylan Türkölmez, haziran sonu verilerine göre sisteme katılan 5.9 milyon kişinin yaklaşık 3.4 milyonunun sistemden ayrıldığına ve cayma oranının %57’yi bulduğuna dikkat çekti.
“Dönemsel baktığımızda Nisan 2017 dönemi öncesi giriş yapan firmaların cayma oranı %63; Nisan 2017 dönemi sonrası giriş yapan firmaların cayma oranı ise %53 oldu” diyen Türkölmez, temmuz ayı giriş yapanların da önümüzdeki dönemde benzer bir cayma oranına ulaşacağının söylenebileceğini belirtti.
Taylan Türkölmez sözlerini şöyle sürdürdü: “Bununla birlikte temmuz ayında başlayan 3. etapla 2 milyon kişi daha otomatik katılımla sisteme dahil olacak. 2019 sonuna kadar sistemin katılımcı bazında büyümeye devam edeceğini unutmamak gerekiyor. Otomatik katılımda cayma oranlarının düşürülmesinde farkındalığı artırmak çok önemli. Bu yönde tutundurma faaliyetlerinin yapılabilmesi için sisteme dahil olan kişilerin belli bir süre kalmasına yönelik bir yapının inşası gerekiyor. Burada üzerinde durduğumuz bir diğer konu da işveren katkısı. Yurtdışındaki başarılı uygulamalar incelendiğinde, tümünde belirli oranlarda işveren katkısı olduğu görülecektir. Çalışanların maaşlarından otomatik olarak kesilen tutarlar, kişilerde vergi kesintisi gibi bir algı yaratabiliyor.”
“TOPLUMA UYGUN SİSTEMİ BULMAMIZ GEREKİYOR”
Allianz Türkiye olarak, yapılacak çalışmaların ana ekseninin sistemde kalmayı teşvik edici olması gerektiği kanaatinde olduklarının altını çizen Taylan Türkölmez, sözlerine şu şekilde devam etti: “Partilerin, sendikaların, hükümet yetkililerinin, emeklilik şirketlerinin, işveren temsilcilerinin ‘Neyi iyi yaparsak, bu sistem olması gerektiği gibi ilerler?’ sorusundan hareketle bir araya gelerek tartışması ve uzlaşması gerekiyor. Bizim, toplumumuza en uygun olacak sistemi bulmamız gerekiyor.”
Otomatik katılım gibi önemli bir uygulamada, kişilerin istediği zaman çıkabileceği bir yapı yerine, çıkışın belli dönemlerde olduğu, onun dışında sistemde kalmanın gerektiği bir kurguya geçilebileceğine dikkat çeken Taylan Türkölmez, “Örneğin, 6 ay sistemde kalındı, 2 aylık bir izin verilir: 2 ay içinde caymak isteyenler çıkar. Sistem kapanır, bir 6 ay daha kalınır. Böylece belirli periyotlarda kişilerin çıkışına izin verilir. Her gün çıkılabilecek bir sistemden vazgeçmemiz gerekebilir. Dünyada emeklilik sisteminin başarılı olarak yürütüldüğü ülkelere baktığımızda da çıkışın zorlaştırılması ile sistemde kalma oranının arttığı örnekler bulunmaktadır. Kişilerin sistem içinde kalmalarını sağlayabildiğimiz ölçüde onlara neden bu sistemde olmaları gerektiğini anlatabiliriz diye düşünüyorum. Ayrıca, 45 yaş üstü sisteme dahil olmak istiyorsa, alınması gerektiği kanaatindeyim” diyerek sözlerini tamamladı.
* Yakuo Sayar yakup@sigortacıgazetesi.com.tr
