Yeni derdimiz: Uzayan ömür
Eskiden 40 yaşında emekli olunabiliyordu. 20 sene çalışıp 40 yaşında emekli olan bir kişi 75 yıl yaşarsa 35 yıl emekli maaşı alabiliyordu. Şimdi ömür daha da uzuyor. Bu yüzden yıllardır sosyal güvenlik açığı diye bir kavram duyarız. Emeklilik primleri sağlık ve emeklilik masraflarını karşılamayınca, doğal olarak açık meydana geliyor. Devletler de bu açığı kapatabilmek için ikinci ve üçüncü basamak denen, yani kişinin kendi emekliliği için yatırım yaptığı modelleri devreye sokuyor.
Dünyanın en büyük reasürans şirketlerinden Swiss Re’nin araştırmasına göre, 65 yaş üstü nüfus 2050’ye kadar üç kat artarak 1.5 milyara ulaşacak (üstelik raporda dünya nüfusunun azalacağı öngörülüyor). Yani 65 yaş üstü nüfus bugün toplam nüfusun %17’sini oluştururken 33 yıl sonra nüfusun %25’i 65 yaş ve üstü olacak. Bu da emeklilik dönemi masraflarının ciddi oranda artması anlamına geliyor. Araştırma, yaşlılık masraflarının devlet, aile, kişinin kendi birikimi ve sigorta tarafından karşılandığını gösteriyor. Ancak sigortanın buradaki payı %5. İleride refahımızı koruyarak yaşamak istiyorsak, özel emeklilik sistemlerinden daha çok faydalanmamız gerekiyor.
Aslında devlet bireysel emeklilikte %25’lik ciddi bir katkıda bulunuyor. Diyelim, 20 yıl boyunca paranızı bireysel emeklilikte biriktirdiniz ve 56 yaşına kadar toplamda 200 bin liralık ödeme yaptınız. Bu ödemenin %25’i kadar, yani 50 bin lira da devlet yatırıyor BES hesabınıza. Sizin ödemeleriniz ve devlet katkısı, yatırım tercihlerinize göre yıllar içinde değer de kazanıyor elbette. Ve 56 yaşına gelince emeklilik yıllarınıza biraz daha güvenle bakmanızı sağlayacak birikime sahip olabiliyorsunuz. Bunu toplu para ya da maaş olarak alabiliyorsunuz. Ancak aylık maaş veren ve annuity denen yıllık gelir sigortasının kanunu çıkmasına rağmen, henüz şirketler yıllık gelirle ilgili ürün çıkartmadılar. Ama ileride muhtemelen çıkacaktır.
Ayrıca, genelde İngiltere, Avustralya, ABD gibi Anglosakson ülkelerde olan uzun süreli bakım sigortası da yaşlılık için önemli bir sigorta türü. Yaşlandığınızda bir gün eğer kendinize bakamayacak duruma gelirseniz bu sigorta devreye giriyor ve başkasına muhtaç bırakmadan bakımınızı üstleniyor. Ancak bu sigorta ürünü henüz ülkemizde bulunmuyor. Swiss Re’nin araştırmasına göre, demans (bunama) vakalarının 2050 yılına kadar üç katına çıkarak 130 milyona ulaşması bekleniyor. Bu hastalığın günümüzde dünya genelindeki masrafının yıllık 1 trilyon doları bulduğu dikkate alınırsa, uzun süreli bakım sigortası gibi ürünlerin önemi daha iyi anlaşılacaktır.
Birant Yıldız’ın 28 Haziran 2017 tarihli Milliyet Gazetesi’nde çıkan yazısıdır.
