Evlendiğim gün başımıza SKY-LAB düştü
ŞİMDİ bazı dostlar diyecek ki “üstat evlilik aleyhine latifeler yapacak galiba”… Zinhar böyle düşüncem yok… Gerçekten de evlendiğim gün başımıza Sky-Lab düştü.
Efendim bundan yıllar yıllar önce (1979) yani yirminci yüzyılda yani frenklerin dediği gibi Once Upon a Time biz evlilik hazırlıkları içindeyiz. Bir taraftan Göztepe, Feneryolu, Kızıltoprak ve civarını fır dönüp kiralık ev arıyoruz bir taraftan henüz liberal rüzgarlar ve Özal rejimi gelmediğinden kısıtlı imkanlar ile yerli marka beyaz eşya bulma telaşındayız.
İyi de SKY- LAB uydusu nereden çıktı? Bakalım, şimdi biz ve bizden evvelki jenerasyonun içinden kaç kişi hatırlayabilecek bu olayı? Sene 1979, yaz ayı… Okullar kapanmış, milletin çoğu henüz tatile çıkmış ya da çıkmak üzere…
1979 oldukça netâmeli geçiyor hararet açısından, daha haziran ayında boğucu sıcaklar İstanbul’un tepesine çökmüş. Tek kanallı TV zamanı son haberleri sunan Can Baba tüm ciddiyeti ile bir haber okuyor…Haber ki ne haber… Efendim habere göre; “Sky-Lab adlı bir uydunun/uzay aracının yörüngesinden saparak maalesef kontrolden çıktığı ve önümüzdeki 10 gün içinde Dünya’mıza ‘Trakk!’ bodoslamadan çarpacağı…” zikredilmekteydi.
Sabah gazetelere bir baktık ki, Sky-Lab çoktan yola çıkmış bize çarptı çarpacak. Yani biz derken Ortadoğu’ya yani biz derken bazı münafıklara göre Türkiye yüksek platosuna yani belki de düşüş açısına göre İstanbul’a çarpacak.
İşte o anda 44 milyon nüfusun ( o zaman 44 milyonduk ve bu 44 milyon aynı kanalı izler bayrak töreninden sonra yatardık) tamamında korku dağları sardı. Bazı amcalar çıkıp “yahu bu uydu atmosfere girdiğinde parça-pinçik şekilde bölünerek dağılacak” dese de Can Baba TRT’de her akşam tüm ciddiyeti ile konuyu haber olarak vermeye devam ediyordu.
Şimdi bu uydu; ya İstanbul’a ya Kadıköy’e ya tam evlendirme dairesinin üstüne düşer ise bizim halimiz nice olur? Tüm dost, akraba ve arkadaşlar aynı yere toplanmışız bir anda başımıza düşen uydu ile iki dirhem bir çekirdek halinde kitlesel imhaya maruz kalacağız…
Ne yapalım filan derken aklıma geldi TRT’de çalışan bir arkadaşımı aradım…“ Yahu Bülent biliyorsun ben 3 Temmuz’da evleneceğim SKY – LAB da tam o gün düşecekmiş ne yapayım nikah tarihini bir hafta sonraya alayım mı?” diye sordum.
Sağolsun Bülent, TRT Haber Dairesi’ndeki önemli şahsiyet ve kişilerden aldığı bilgiyi akşam bizzat kendisi bizim eve gelerek izah etti. Malum o zaman ne sabit ne de cep telefonu var duman ile haberleşmek ise İstanbul’daki teperler nedeni ile zor.
Efendim sonuç olarak SKY-LAB’ın düşme açısı Türkiye’yi göstermekle beraber İstanbul’a düşme olasılığı azmış ama yine de tedbir almakta fayda varmış. Yahu uzaydan başımıza düşen uyduya kafa atacak halimiz de yok… Bülent’ten haberi alınca bizim önlem önerimiz şöyle oldu; dost ve akrabaları tek tek arayıp nikah salonu etrafında kümeler halinde ve fakat ayrı ayrı uzak noktalarda durarak nikah saatini bekleyecekler…
Yalnız eskiden şimdiki gibi bir günde “ flaş, flaş, flaş” değerinde 20 önemli haber olmadığından mal bulan gazeteler de olayı köpürttükçe köpürtüyor. İstanbul’dan yakın illere yazlıklara kaçanlar mı, mağara bulalım diye ilan verenler mi, biz Türk’üz bize bir şey olmaz diyerek geleneksel tavrımızı ortaya koyanlar mı, ABD emperyalizmine küfür edenler mi ne ararsan var.
Mutlu son: Nikah günü korku ve endişe içinde gelin arabasına binip Göztepe’den Kadıköy Vapur İskelesinin yanındaki Evlendirme Dairesine kendimizi attık… Lakin çok yakın akrabaların dışında ortada kimse yok… İş arkadaşlarım dahi Genel Müdürlükten (O zamanlar TMO’da çalışıyordum) gelen uyarı nedeni ile nikaha gelememişler.
Meğer ise, bir çalışan Genel Müdürlükten gelen uyarı sirkülerini Hürriyet gazetesine verince ve de o uyarı notu tüm memlekette alay konusu olunca TMO Bölge Müdürü tüm çalışanları binaya kapatıp sorguya almış. Ancak, o sırada radyolardan SKY-LAB’ın okyanusa düştüğü ve tehlikenin geçtiği haberi gelince ben arkadaşlarımı, eş, dost ve akrabayı ancak nikah salonu dışında son anda görebildim.
Böylece 03.07.1979 tarihinde başımıza SKY-LAB yerine gökten bir elma düştü…

