Trafik kaosu…
Son dönemde zorunlu trafik sigortası da İstanbul trafiği gibi tam bir “kaos” haline geldi. Son iki yıldaki gelişmeler sonucunda Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, geçtiğimiz günlerde Türkiye Sigorta Şirketleri Birliği (TSB) Genel Kurulu’na katılarak bir konuşma yaptı. Benim bildiğim kadarıyla TSB’nin bir genel kuruluna ilk kez bir başbakan yardımcısı katıldı. Çünkü sorun, dediğim gibi, kaosa dönüştü. Peki neden kaos oldu?
Özetlemeye çalışayım: Bu sigorta branşında geriye dönük bazı yasal düzenlemeler sonucunda, sigorta şirketleri, 7-8 yıl önceki bedeni hasarları ödemek zorunda kaldılar ve büyük zarar ettiler. Bunun sonucunda fiyatları artırdılar. Devlet fiyatları indirmeleri için yeni birtakım düzenlemeler yaptı. Fiyatlar bir miktar düştü ama eski fiyatlardan yine de yüksek kaldı ve sonuçta 12 Nisan’da özel araçlarda da tavan prim uygulamasına geçildi (ticari araçlarda bir buçuk yıl önce tavan uygulamasına geçilmişti).
Bundan sonra daha da sıkıntılı oldu, bazı şirketler zorunlu olan bu poliçeyi kesmekten kaçındılar. Çünkü mevcut fiyatlarla zarar etmeye devam edeceklerdi. Bunun üzerine Hazine Müsteşarlığı sigorta şirketlerine uyarı gönderdi ve zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınan sigorta şirketlerine adlî para cezası verileceği belirtildi.
“Kaos” derken, ilgi çekmek için söylemiyorum bunu. Yukarıda özetlediğim olaylar zinciri içinden çıkılamaz bir hale geldi. Sonuçta araç sahipleri bu zorunlu sigortayı satın almak zorundayken, alamıyorlar. Trafik sigortası karşı tarafa verdiğimiz maddi ya da bedeni hasarı temin eden bir sigortadır. Bu yüzden “zorunlu”dur. Eğer bu sigortayı yaptırmadan trafiğe çıkar ve cana ya da mala zarar verirsek, karşılanması çok zor bir fatura çıkabilir önümüze.
Gelelim Mehmet Şimşek’in söylediklerine… Sigorta şirketleri “bu tavan primle çok zarar ederiz” derken, Şimşek, “iyi sürücüye düşük, kötü sürücüye yüksek tavan belirledik, kazancınız azalabilir ama masrafınız da düşük olacak” dedi ve ekledi: “Bizim mi yoksa sizin mi tahminleriniz tutacak, göreceğiz.” Şimşek ayrıca, tavan uygulamasını isteyerek getirmediklerini ve istatistikler çıkıp fiyatlar makulleşince hızlı bir şekilde serbest tarifeye dönmek istediklerini de sözlerine ekledi.
Yukarıda yazdıklarım, şirketler ve kamu tarafında gerçekleşenler. Bir de trafikte araç kullanan bizlerle ilgili duruma dikkat çekmek istiyorum: Ülkemizde trafiğe her yıl ortalama 1 milyon araç dahil oluyor. 2010 yılında 15 milyon olan araç sayısı bugün 21 milyonu geçiyor. Araç sayısı %40 artıyor ama risk oranı çok daha fazla artıyor, çünkü kurallara uymamak “norm” haline geldiği için, trafiğe yeni katılan araç sürücüleri de bu norma uyuyor! Kazalar ve dolayısıyla sigorta fiyatları da artıyor. Yani, sigortanızı mutlaka yaptırın ama öncelikle lütfen trafikte tüm kurallara uyun. Çünkü o kuralların hepsi bizim can ve mal güvenliğimiz için konuyor.
Birant Yıldız’ın 9 Mayıs tarihli Milliyet Gazetesi’ndeki yazısıdır.
