Ekonomi, eğitim ve sigorta
Geçen yazımda ekonomik büyüme ve sigorta bilincinin, toplumda sigorta ihtiyacının farkına varılmasındaki önemine işaret etmiştim. Ekonomik gelişmeninse ihracatımızı artırarak sağlanabileceğini vurgulamıştım. Peki ne tür ihracat?
Elimizde Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) ocak ayı dış ticaret verileri var. Buradaki imalat sanayi verilerine bakıldığında çarpıcı sonuçlar görüyoruz: Yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatı içindeki payı %2.7. Orta yüksek teknolojili ürünlerde bu oran %33, orta düşük teknolojili ürünlerde %29, düşük teknolojili ürünlerde ise %34.
İthalattaki oranlar ihracatın tersi: Yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ithalatı içindeki payı %15’ken, orta yüksek teknolojili ürünlerde bu oran %42, orta düşük teknolojili ürünlerde %28 ve düşük teknolojili ürünlerde %13.
Yani kısaca, yüksek değerli sanayi ürünlerini dışarıdan satın alıp, değeri düşük olan sanayi ürünlerini dışarıya satıyoruz.
Oranları aktardıktan sonra, yüksek teknolojili sanayi ürünlerinin ocak ayı ihracat ve ithalat tutarlarına da bakalım: Bu klasmanda ihracat rakamı 282 milyon dolarken, ithalat rakamı 1.9 milyar dolar. Aradaki fark 1.6 milyar dolar.
TÜİK’in açıkladığı ocak ayı toplam dış ticaret açığı ise 4.3 milyar dolar. Açığın 1.6 milyar doları yüksek teknolojili sanayi ürünlerindeki dış alım ve dış satım farkından geliyor. İşte, söylemek istediğim tam da bu. Yapmamız gereken bu farkı kapatmak. Dış ticaret açığımız kapanırsa refah seviyemiz de gelişmiş ülkeler seviyesine gelebilir. Refahı artan bireyler de bu refahı kaybetmek gibi bir riskin farkına varır ve riske karşı korunmanın en uygun aracı olan sigortaya yönelir.
Tabi bir de eğitim konusu var…
Eğitim sadece okulda olmuyor, hayatın her aşaması eğitim esasında. Ancak bizde sigorta bilinci geçmiş kuşaklardan aktarılabilen bir şey değil. Çünkü bizden önceki nesillerde de bu farkındalık yok. O zaman iş eğitim kurumlarına düşüyor. Sigorta sektörü de yıllardır dillendiriyor aslında sigortacılığın müfredata alınması gerektiğini. Çünkü bu bilinç ancak eğitsel bir irade ortaya koyarak genç kuşaklara aktarılabilir. Burada ise görev devlete düşüyor. Devlet nasıl BES’e katılımı teşvik ediyorsa, nasıl TARSİM’de tarım sigortasının yarısını karşılıyorsa, nasıl deprem sigortasını (DASK) zorunlu kıldıysa, diğer sigorta branşlarına halkı yönlendirmek için de desteklerde bulunmalı.
Burada kast ettiğim ekonomik desteklerden çok, eğitim ve tanıtım gibi destekler… Eğitim yoluyla çocuklara bilinç kazandırılabilir, tanıtım çalışmalarıyla da yetişkinler teşvik edilebilir. Zaten doğru kullanılırsa tanıtım da bir nevi eğitimdir. Siyasi liderler, sanatçılar, yazarlar, sporcular; yani toplumun davranışlarını etkileyen figürler bu tanıtım kampanyalarına katılabilir. Bu tür tanıtımlar karşılık bulduğu zaman, sigorta gelişecek ve hem bireyler hem de ülke ekonomisi kazançlı çıkacaktır.
Birant Yıldız’ın 21 Mart 2017 tarihli Milliyet Gazetesi’nde çıkan yazısıdır.
