Otomatik katılım
Türkiye’de halkın tasarruf oranı düşük olduğu için bundan birkaç yıl önce tasarruf oranını yükseltme yolunda ciddi adımlar atılmaya başlandı. Bunlardan biri 2013 yılında başlayan BES’te devlet katkısıydı. Devlet BES’e para yatırana %25 oranında katkı yapmaya başladı. Yani, ayda 100 lira ödeyen için 25 lira, 500 lira ödeyen için 125 lira, 1000 lira ödeyen için 250 lira… Bu sistem hemen tuttu ve BES’e giren katılımcı sayısında hatırı sayılır oranlarda artış oldu. Tabi, devlet bu katkıdan kademeli olarak faydalanılması için sistemde belli bir süre kalma zorunluluğu getirdi.
2013 başından bu yana sistemde olanlar devlet katkısının %15’ine 2016’da hak kazandılar. 2019’da %35’ine hak kazanacaklar. Devlet katkısı hesabında 5 bin lira olan biri, şimdi çıksa 750 lira katkı alacak. Ama iki sene beklese hak kazanma dilimi %35’e çıkacak. Bu arada devlet katkısı geçen iki yılda diyelim ki 2 bin lira daha artacak ve 7 bin lira olacak. Yani bu durumda sistemden çıkması halinde alacağı devlet katkısı 2500 liraya yaklaşacak. Bu yüzden devlet katkısına kademeli hak kazanma uygulaması, sistemde daha çok kalınmasını sağlama yolunda doğru bir strateji.
Devlet, tasarrufları artırmak için geçen yıl BES’te bir hamle daha yaptı ve otomatik katılımı getirdi. Sistem yılbaşında kademeli olarak yürürlüğe girdi. Son rakamlara göre, otomatik katılımla BES’e dahil olan 1.7 milyon kişinin 700 bini cayma hakkını kullandı ve sistemden çıktı. Herkesin kendi kararı; isteyen kalır, isteyen çıkar.
Bu arada, sistemin yeniden kurgulanması gerektiğini söyleyenler bile var. Ancak sistem zaten yeni. Yani, yeni bir sistemi yeniden kurgulamanın ne kadar doğru olacağı da tartışılır.
Peki, neden cayma hakkını kullanıyorlar? Sonuçta, biriken çalışanın kendi parası. Ayrıca cayma hakkı süresi dolduktan sonra da sistemden çıkış serbest. Yani kimse paranızı orada zorla tutmuyor.
Evet ama şu var: “Maaş alır almaz suyunu çekiyor” cümlesini çok duymuşuzdur. Birçok çalışanın maaşı kira, faturalar, okul taksitleri, kredi kartı, kredi borcu derken daha ay başında suyunu çekiyor. Böyle olunca 50-60 liralı ödemek bile zor geliyor. Yoksa herhalde herkes para biriktirmek ister. Ama elde biriktirecek para olmayınca yapacak bir şey olmuyor. Bir de işveren katkısının olmaması da cayma sebeplerinden biri olarak görülebilir.
Otomatik katılım için örnek verilen ülkeler İngiltere, İtalya, Yeni Zelanda gibi ekonomisi gelişmiş ülkeler. O ülkelerde ortalama kişi başı gelir 30 bin dolardan başlıyor. Bizde ise 10 bin dolar civarında . Ayrıca onlarda işveren katkısı da var.
Umalım ki, bizim de gelirimiz o seviyelere gelsin ve herkes otomatik olsun olmasın, emekliliği için birikim yapabilsin.
Birant Yıldız’ın 16 Mart 2017 tarihli Milliyet Gazetesi’nde çıkan yazısıdır.
