2040’ta sel hasarları %235 artabilir

2040’ta sel hasarları %235 artabilir

Son dönemde yayımlanan raporlar, su taşkınlarından gelen hasarın diğer doğal afetlere göre daha hızlı arttığını ortaya koyuyor. 2040 yılına kadar sel kaynaklı hasarların bugüne göre %235 oranında artacağı hesaplanıyor.

İklim değişikliği, artan sıcaklık ve kuraklıkların yanında seylaplarla da kendini gösteriyor. Bu anlamda dünyada en çok etkilenen ülkelerden biri de Türkiye oldu. AFAD’ın 2020 yılı doğa kaynaklı olay istatistikleri raporuna göre, 177 sel veya su baskını ve 107 heyelan meydana geldi. Her sene 200’e yakın irili ufaklı sel ve su baskını meydana geliyor. Ancak 2021 tamamlandığında meydana gelen selleri önceki yıllara göre artış olması bekleniyor. Bu seneki sel ve su baskınlarında geçen seneye göre can kayıplarının artmış olması dikkati çekiyor. AFAD’ın 2020 İdare Faaliyet Raporu’nda Türkiye’de en fazla yaşanan doğa kaynaklı afetin su baskını ve heyelan olduğunun altı çiziliyor. Bu kapsamda bir çalıştay düzenlendiği ve DASK tarafından uygulanan zorunlu deprem sigortasının, heyelan ile su baskınlarını da kapsayacak şekilde zorunlu afet sigortası olarak değiştirilmesi gerektiği öneriliyor. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın yayımladığı 11. Kalkınma Planı’nda da bu projenin altı çiziliyor. Son olarak ise Türk Reasürans Genel Müdürü Selva Eren, sel başta olmak üzere Zorunlu Afet Sigortası çalışmalarına başladıklarını duyurdu. Geçtiğimiz ay Hükûmetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) 6. Değerlendirme Raporu’nu yayımladı. Raporda sel ve su baskını gibi aşırı hava olaylarına karşı, özel-kamu ortaklığıyla iklim endeksli sigorta çözümlerinin gerekli olduğunun altı çizildi.

DÜNYA SULAR ALTINDA

Su baskınlarından bu sene birçok ülke ciddi anlamda etkilendi. Bu ülkelerin başında Çin, Almanya ve Endonezya geliyor. Nisan ayında yaklaşık 15 gün süren yağışların sonunda en az 181 kişi hayatını kaybetti. Avrupa’da 12 Temmuz’da başlayan şiddetli yağışlar birçok ülkeyi etkisi altına aldı. Çoğu Almanya’da olmak üzere 242 kişi hayatını kaybetti. Yine temmuz ayının ikinci yarısında başlayan şiddetli yağışlar Çin’de 300’den fazla insanın hayatını kaybetmesine yol açtı. Aynı tarihlerde Hindistan’da meydana gelen sellerde en az 251 kişi hayatını kaybetti. IPCC’nin iklim kriziyle ilgili raporu da sel ve su taşkınlarına ayrıntılı olarak değiniyor. Rapora göre, aşırı yağışlar 1850’lerde 10 yılda bir görülürken içinde bulunduğumuz yıllarda 10 yılda 1.7 defa görülüyor. Yani sanayi sonrası dönemde aşırı yağış sıklığı yaklaşık iki kat artmış. Rapor, ağaçlandırmayı bir çözüm olarak sunarken kısa süre içinde tekrar eden şiddetli yağış ve sellerde ağaçların da etkisiz kalacağını belirtiyor. Raporda artan kentleşmenin de önce şiddetli yağış, ardından da su taşkını riskini artırdığını ortaya konuyor. Artan sıcaklıklar ile birlikte dünyanın bazı bölgelerinde kuraklık, diğer bölgelerinde ise şiddetli yağış ve su taşkınları yaşanma riski artıyor. Özellikle akarsu yataklarının çevresi hem biyolojik anlamda hem de insani anlamda negatif şekilde etkilenecek. Kötü altyapılar ve yanlış planlanmış kentleşmeler su taşkınlarından insanların daha fazla etkilenmesine yol açar.

İKİ SEL FELAKETİNDE TOPLAM HASAR 45 MİLYAR DOLAR

İngiltere merkezli sigorta ve reasürans şirketi Aon’un aylık afet raporuna göre, temmuz ayındaki aşırı yağışlar sebebiyle Almanya ve Çin’deki sigortalı hasarlar sırayla 6.5 milyar ve 1.7 milyar dolar olarak hesaplandı. Özellikle Almanya’daki hasar sigorta şirketleri için rekor seviyede. Almanya’daki toplam hasarın 20 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Çin’deki toplam hasarın ise 25 milyar dolar olduğu hesaplanıyor. Nature.com’da yayımlanan makaleye göre, Avrupa’daki seller 1870’den bu yana sayı olarak artış gösteriyor. 30 yıllık periyotlar içinde bakıldığında Avrupa’da meydana gelen su taşkınlarının düzenli olarak artış gösterdiği ortaya çıkıyor (Grafik 1). Sellerden etkilenen insan sayısının da 1990 ile 2020 arasında ciddi şekilde artmış olduğu gözüküyor (Grafik 2). Gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) göre hesaplandığı su taşkını kaynaklı ekonomik kayıpların 1960’tan itibaren arttığı, 1990-2020 periyodunda ciddi seviyelere geldiği anlaşılıyor.

TOPRAK KAYBI VE ARAZİ BOZULMASI

İklim değişikliği ile mücadele tüm dünyanın gündemine ciddi şekilde girmeye başladı. Özellikle su, insan hayatı için önemli bir yer tutuyor. Şiddetli yağmurlar sonra büyük miktarda tatlı su, yeraltı kaynaklarına ulaşmadan denize akıyor. Bu da ilerleyen zamanlarda içme suyu eksikliği olarak kendini gösterebilir. IPCC’nin raporu, su taşkınları sebebiyle özellikle tarım alanlarındaki toprağın da bozulduğunu belirtiyor. Tarım alanlarından arazi bozulmasının şu anda toprak oluşum oranından 20 kat daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Gıda güvenliği de insanlar için riskli seviyelere gelmiş durumda. Üstelik rapora göre deniz seviyesindeki yükselme ve kıyı erozyonu her yıl ciddi anlamda toprak kaybına yol açıyor. Toprağın önemi aynı zamanda havadaki karbonu yakalamasıyla ilgili. Okyanuslardan sonra havadaki karbonu yakalama kabiliyeti açısından ikinci sırada kalan toprak, dünyanın karbon döngüsü için orman ile bitki örtüsüne göre daha önemli bir yer tutuyor. Şiddetli yağış ve su taşkınları sebebiyle toprağın oksijen ile teması kesiliyor ve bitki kökleri ile topraktaki mikroorganizmalarının karbonu yakalama aktiviteleri kısıtlanabilir. Sonuç olarak karbon döngüsü düşürür. Sellerin verdiği zararlardan biri de bu toprağı denize doğru taşıyıp işlevsiz hale getirmesi olduğu belirtiliyor.

SEL HASARI DİĞER AFETLERE GÖRE DAHA HIZLI ARTIYOR

Reasürans devi Swiss Re’nin bu yılki dördüncü Sigma raporu yayımlandı. Rapor, 2040 yılına kadar sigorta sektöründe hasar ve fırsatların nasıl değişeceğine odaklanıyor. Su taşkınları ile ilgili de önemli detaylar kayda geçilmiş. Özellikle su taşkınlarından gelen hasarların, diğer tüm doğal afetlere göre daha hızlı artması bekleniyor. Rapora göre, 2040 yılına kadar Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya’da su taşkınları ile ilgili sigortalı kayıpların neredeyse %200 artacağı hesaplanmış. Çin’de de sigortalı kayıpların çoğu su taşkınlarından geleceği belirtiliyor. Rapor, 2040 yılına kadar sel kaynaklı toplam kayıpların %235 oranında artacağını hesaplıyor.

SİGORTA ŞİRKETLERİ İÇİN YOL HARİTASI

Zürih merkezli düşünce kuruluşu Geneva Association “İklim Değişikliğinde Sel Direnci İnşası” başlıklı bir rapor yayımladı. Bu raporda da önümüzdeki yıllarda sel ve su taşkınlarının artacağının altı çizilirken sigorta sektörü tarafından alınabilecek önlem ve sunulabilecek çözümlerle ilgili önerilerde bulunuldu. Öneriler sigorta şirketleri için bir yol haritası olarak değerlendirilecek önemde. Geneva Association tarafından sunulan öneriler şöyle:

– Ulusal sigorta birlikleri, sektör düzeyinde etkin katılım ve hükümet ile işbirliği içinde risk bilgilerinin paylaşıldığı, farkındalık kampanyalarını düzenlendiği, sosyo-ekonomik direnci artıran mekanizmalar ortaya çıkarmalı.

-Kamuoyu, işletmeler ve kurumlar arasında sel riski bilgileri paylaşılmalı ve risk bilinci artırılmalı.

-Sel riskinin azaltılması ve önlenmesi için yapılan araştırmalara yatırım yapılmalı. Bina ve altyapılar, analiz edilerek sele karşı güçlendirilmeli.

– Araştırma bulgularının eyleme dönüşmesi için yönergeler yayımlanmalı. Tüm risk ihtimalleri ve çözüm olarak yapılması gereken şeffaf bir şekilde paylaşılmalı.

-Kamu tarafından finanse edilen sel riski modellemesi için çevresel ve sosyo-ekonomik veriler düzenli olarak toplanmalı ve kullanılması için teşvik edilmeli.

– İklim değişikliği biliminden yararlanarak, iklim değişikliğini de kapsayan ileriye dönük sel riski modelleri geliştirilmeli.

-Riski azaltan önlemlerini teşvik eden yenilikçi, kişiselleştirilmiş sigorta ve alternatif risk transfer ürünleri sunulmalı.

– Değişen sel risklerinin olası bilançoları sorumluluk ve yatırım açısından değerlendirilmeli ve işletmeler ile paylaşılmalı.

– İşletmelere risk modelleme ve risk yönetimi tavsiyeleri ile fiziksel iklim risklerini azaltmaya yardımcı olacak yenilikçi çözümler sunulmalı.