Z kuşağı eğitimde yapay zekâ destekli dönüşüm bekliyor
Eğitimde dijitalleşme hız kazanırken Z kuşağının beklentileri de değişiyor. 18 ülkede 7 bin 200 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmaya göre Z kuşağı, yapay zekâ destekli öğretmenler ile sanal ve artırılmış gerçeklik sınıflarını diğer nesillere kıyasla daha fazla geleceğin eğitim teknolojileri arasında görüyor.
Dijital araçlarla büyüyen Z kuşağı, teknolojinin eğitimde daha fazla yer aldığı bir gelecek öngörüyor. Kaspersky’nin pazar araştırma merkezi tarafından 2026 yılında gerçekleştirilen araştırma, gençlerin özellikle kişiselleştirilmiş yapay zekâ destekli öğretmenler ve sanal sınıflara yönelik ilgisinin diğer nesillerden daha yüksek olduğunu ortaya koydu.
Brezilya, Çin, Kolombiya, Mısır, Fransa, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Malezya, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, İspanya, Güney Afrika, Tayland, Türkiye ve Vietnam’dan toplam 7 bin 200 kişinin katıldığı araştırmada, eğitimde teknolojinin geleceğine ilişkin beklentiler incelendi.
YAPAY ZEKÂ DESTEKLİ ÖĞRETMENLERE İLGİ ARTIYOR
Araştırmaya katılan Z kuşağının %18’i, kişiselleştirilmiş yapay zekâ destekli öğretmenleri geleceğin umut vadeden teknolojilerinden biri olarak değerlendiriyor. Bu oran araştırmaya katılan tüm nesiller arasında %16 seviyesinde kaldı.
Yapay zekâ asistanlarının kullanıldığı sanal ve artırılmış gerçeklik sınıflarında da benzer bir tablo ortaya çıktı. Z kuşağı katılımcılarının %14’ü VR ve AR sınıflarını gelecek vadeden alanlardan biri olarak gösterirken, tüm katılımcılardaki oran %12 olarak ölçüldü.
Araştırma, gençlerin eğitim hayatındaki dijital dönüşümü daha yoğun hissettiğini de gösterdi. Z kuşağı katılımcılarının %68’i son beş yılda kendi eğitim süreçlerinde teknoloji kullanımının önemli ölçüde arttığını belirtirken, tüm nesillerde bu oran %55 oldu.
KİŞİSELLEŞTİRİLMİŞ EĞİTİM ÖNE ÇIKIYOR
Yapay zekâ araçlarının eğitimde kullanım alanlarının genişlemesi, kişiselleştirilmiş öğrenme modellerini de gündeme taşıyor. Yapay zekâ destekli asistanlar, öğrencilerin konuları kendi öğrenme hızlarına göre ele almalarına, ihtiyaçlarına uygun açıklamalar almalarına ve farklı çalışma yöntemlerinden yararlanmalarına imkân sağlayabiliyor.
Sanal ve artırılmış gerçeklik teknolojileri ise geleneksel ders ortamlarının ötesine geçen, daha etkileşimli öğrenme modellerinin geliştirilmesinde kullanılabilecek araçlar arasında gösteriliyor.
Bununla birlikte eğitimde yapay zekâ kullanımının yaygınlaşması, teknolojinin sağlayabileceği imkânların yanında yeni riskleri de beraberinde getiriyor. OECD ve UNESCO tarafından yayımlanan çalışmalarda; insan denetiminin korunması, etik kullanım, veri güvenliği ve insani becerilerin teknolojik gelişmelerle birlikte desteklenmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.
YAPAY ZEKÂ OKURYAZARLIĞININ ÖNEMİ BÜYÜYOR
Yapay zekâ araçlarının eğitim hayatına daha fazla dahil olmasıyla birlikte öğrencilerin bu sistemleri nasıl kullandığı da önem kazanıyor. Yapay zekâ tarafından üretilen içeriklerin hatalı, güncelliğini yitirmiş veya bağlamdan kopuk bilgiler içerebilmesi, bilgi doğrulama becerisini eğitim sürecinin önemli başlıklarından biri haline getiriyor.
Uzmanlar, öğrencilerin yapay zekâ tarafından verilen yanıtları tek başına doğru kabul etmek yerine güvenilir kaynaklardan teyit etmesi gerektiğine işaret ediyor. Yapay zekânın açıklama ve geri bildirim süreçlerinde destekleyici bir araç olabileceği, ancak eleştirel düşünme, bağımsız analiz ve eğitimcilerin rehberliğinin yerini almaması gerektiği belirtiliyor.
Bir diğer başlığı ise kişisel verilerin korunması oluşturuyor. Öğrencilerin yapay zekâ platformlarına aktardıkları bilgilerin nasıl işlendiğini bilmeleri ve özellikle kişisel verilerin paylaşımı konusunda dikkatli hareket etmeleri gerektiği vurgulanıyor.
“ELEŞTİREL DÜŞÜNCE VE BAĞIMSIZ PROBLEM ÇÖZME KORUNMALI”
Kaspersky Akademik İlişkiler Direktörü Evgeniya Russkikh, Z kuşağının dijital teknolojilerin günlük öğrenme süreçlerinin doğal bir parçası olduğu bir ortamda büyüdüğüne dikkat çekti. Gençlerin beklentilerinin, eğitimin bir sonraki aşamasında yapay zekâ destekli daha kişiselleştirilmiş ve etkileşimli öğrenme deneyimlerinin öne çıkacağına işaret ettiğini belirten Russkikh, algoritmalara aşırı bağımlılığın eleştirel düşünce ve bağımsız problem çözme becerileri açısından risk oluşturabileceğini ifade etti.
Russkikh, yapay zekânın eğitim sistemine sağlıklı biçimde entegre edilebilmesi için öğrencilerin ve eğitimcilerin bilgiyi teyit etme, yapay zekâ sistemlerinin sınırlarını anlama ve bu araçları etik ve sorumlu biçimde kullanma becerilerinin geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.
