İklim değişikliğinin ekonomik maliyeti artıyor

İklim değişikliğinin ekonomik maliyeti artıyor

Allianz Research’in yayımladığı İklim Ekonomisi Raporu 2026, iklim değişikliğinin ekonomik etkilerinin giderek belirginleştiğine dikkat çekiyor. Aşırı hava olaylarının yol açtığı ekonomik kayıplar, artan sıcaklıklar ve El Niño gibi iklim olaylarının önümüzdeki dönemde büyüme, enflasyon ve kamu maliyesi üzerindeki etkileri, iklim riskinin ekonomik ve finansal açıdan taşıdığı önemi ortaya koyuyor.

Dünya genelinde karar alıcılar, 2026 Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve New York İklim Haftası kapsamında iklim konusunda kaydedilen ilerlemeyi değerlendirmek ve iklim eylemlerinin gelecek dönemini şekillendirmek üzere bir araya gelirken, Allianz Research yeni yıllık ana raporu Allianz İklim Ekonomisi Raporu’nu (ACE) yayımladı.

İklim değişikliğinin etkileri artık makroekonomik göstergelere de yansıyor. Ekonomik maliyetler yalnızca fiziksel varlıklarda meydana gelen hasarlardan kaynaklanmıyor; verimlilik, enflasyon, tüketim, kamu maliyesi ve nihayetinde ekonomik büyüme üzerinde de etkili oluyor. Bu nedenle iklim riski, şirketlerin ve politika yapıcıların karar alma süreçlerine sistematik biçimde dahil edilmesi gereken önemli bir ekonomik ve finansal risk olarak öne çıkıyor.

İKLİM RİSKİ EKONOMİK VE FİNANSAL BİR RİSK OLARAK ÖNE ÇIKIYOR

Bir yıl içerisinde meydana gelen iklim kaynaklı olayların gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) ve enflasyon üzerindeki toplam etkisini ölçmek oldukça güç. Allianz İklim Ekonomisi Raporu’nun temelinde, Earthian AI ile birlikte geliştirilen ve iklim göstergelerini doğal afet analizleri ile makroekonomik senaryo modellemeleriyle bir araya getiren ClimRad (Climate Data Radar) platformu bulunuyor. Platformun bir versiyonu yöneticiler, araştırmacılar, gazeteciler ve konuya ilgi duyan vatandaşların kullanımına da sunuluyor.

2025 yılında aşırı hava olayları dünya genelinde 184 milyar euro (210 milyar dolar) ekonomik kayba yol açtı. Bu tutar 2024 yılına kıyasla yüzde 32 daha düşük olsa da 2000-2019 dönemindeki ortalamanın yüzde 20 üzerinde gerçekleşti.

Kuzey ve Doğu Avrupa, yıl boyunca en yüksek sıcaklık anomalilerinin görüldüğü bölgeler arasında yer aldı. Norveç’te kaydedilen 3,74°C’lik sıcaklık artışı, küresel ölçekteki 1,38°C’lik artışın oldukça üzerinde gerçekleşti.

İklim kaynaklı ekonomik kayıpların ülkeler üzerindeki etkisi ise önemli ölçüde farklılık gösterdi. ABD, 104 milyar euro (118,5 milyar dolar) ile mutlak değer bakımından en yüksek ekonomik kaybı kaydederken, bu tutar ülkenin GSYH’sinin yüzde 0,4’üne karşılık geldi. Buna karşılık Jamaika’da ekonomik kayıpların GSYH’ye oranı yüzde 39,4 seviyesine ulaştı.

Tayland’da kayıplar GSYH’nin yüzde 2,9’una, Portekiz’de ise yüzde 0,8’ine karşılık geldi. Portekiz’deki ekonomik kayıp, ülkenin tarihsel ortalamasının yaklaşık dört katına ulaştı.

AVRUPA SICAK HAVA DALGALARININ ETKİSİYLE KARŞI KARŞIYA

2026 yılında yalnızca Avrupa’da meydana gelen sıcak hava dalgalarının, ekonomik üretimde yaşanan kayıplar nedeniyle yaklaşık 113 milyar euro (128 milyar dolar) maliyet oluşturduğu tahmin ediliyor.

Ancak iklim kaynaklı aşırı hava olaylarının etkileri Avrupa ile sınırlı kalmadı. Madagaskar, Malavi ve Mozambik’in yanı sıra Tunus ve Fas’ta ciddi seller meydana geldi. Brezilya’da fırtına, sel, orman yangını ve heyelan gibi çok sayıda doğal afet yaşanırken, Peru’da şubat ve temmuz aylarında meydana gelen seller nedeniyle acil durum ilan edildi.

Endonezya’da yoğun bir orman yangını sezonu yaşanırken, Nepal ve Çin’in ortak sınır bölgesi de sellerden etkilendi. Söz konusu selin yeniden inşa maliyetinin 3,5-4,4 milyar euro (4-5 milyar dolar) seviyesinde olacağı tahmin ediliyor.

EL NIÑO 2027’DE YENİ BİR EKONOMİK STRES YARATABİLİR

Allianz Research ekonomistleri, güçlü 2023/2024 El Niño olayının sıcaklıklar üzerindeki etkilerini temel alan bir senaryo kapsamında 144 ekonomide ortaya çıkabilecek ekonomik sonuçları analiz etti. Çalışmada El Niño’nun sıcaklıkla bağlantılı etkileri dikkate alınırken, kuraklık, sel ve orman yangınlarından kaynaklanabilecek ilave zararlar hesaplamaya dahil edilmedi.

2026-2027 döneminde olası sıcaklık değişimleri dikkate alındığında, El Niño’nun analiz kapsamındaki ekonomilerde 2027 yılına kadar yaklaşık 395 milyar euro (451 milyar dolar) ekonomik üretim kaybına yol açabileceği hesaplanıyor.

Bu tahmin, 2027 yılında güçlü bir El Niño koşulunda etkilerinin artması beklenen kuraklık, sel ve kasırga gibi ilave riskleri kapsamıyor.

Çin, ABD ve Hindistan’ın toplam ekonomik kayıpların yaklaşık yüzde 60’ını üstlenmesi bekleniyor.

Avrupa da bu etkilerden tamamen muaf olmayacak. 27 AB üyesi ülkenin toplam ekonomik üretiminde yaklaşık 21 milyar euro (24 milyar dolar) net kayıp yaşanabileceği tahmin ediliyor. Bu tutar, AB’nin toplam GSYH’sinin yaklaşık yüzde 0,09’una karşılık geliyor.

El Niño’nun AB genelindeki enflasyon üzerinde yaklaşık 0,31 puan, gıda fiyatları üzerinde ise 0,5 puan artış yönünde etki yaratması bekleniyor.

ÖNLEMEYE YATIRIM, HASARI KARŞILAMAKTAN DAHA ETKİLİ

2025 ve 2026 yıllarında yaşanan gelişmeler, afetlere karşı önceden oluşturulmuş önleme sistemlerine, finansman mekanizmalarına ve açık müdahale planlarına sahip ülkelerin, büyük ölçüde afet sonrası yardımlara dayanan ülkelere kıyasla ekonomik ve toplumsal kesintileri sınırlama konusunda daha avantajlı olduğunu ortaya koydu.

Avustralya, Şili ve Kanada; yangın sezonu öncesinde izleme, toplumun hazırlık düzeyinin artırılması ve yatırım çalışmalarını bir arada yürüten yerleşik orman yangını programlarından yararlandı.

Fas ise 2016 yılından bu yana Dünya Bankası tarafından desteklenen bir dayanıklılık programı kapsamında 357 milyon euro (408 milyon dolar) tutarında erken uyarı sistemleri ve risk haritalama yatırımlarından faydalandı.

Teksas’ta ise ciddi sellerin ardından erken uyarı sistemleri ile koruyucu altyapının güçlendirilmesine yönelik çalışmalar yürütüldü.

Allianz Research’e göre iklim politikasında ekonomik yaklaşımın, hasar gerçekleştikten sonra maliyetleri karşılamaktan dayanıklılığa yatırım yapmaya doğru değişmesi gerekiyor. Uyum çalışmalarına, dayanıklı altyapıya, erken uyarı sistemlerine ve önceden oluşturulmuş finansman mekanizmalarına yatırım yapılması, meydana gelen hasarların sürekli olarak giderilmesinden daha düşük maliyetli bir yaklaşım sunuyor.

Yorum yazın