“Yaptığımız bütün işlerde hedefimiz: Ezber Bozmak”

 “Yaptığımız bütün işlerde hedefimiz: Ezber Bozmak”

“Yaptığımız bütün işlerde ezber bozmaya ve sektöre bir alan kazandırmaya çalışıyoruz” diyen Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar, amaçlarının pastanın hacmini genişletmek ve yeni sigortalılar ile sigortalı adaylarının sisteme dâhil edilmesini sağlamak olduğunu belirtti.

Sigortacı Gazetesi’nin bu ayki “CEO’lar Konuşuyor” sayfalarının konuğu Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar oldu. Maher Holding Sigorta Grubu olarak hedeflerinin üstünde performans gösterdiklerini belirten Yaşar, Quick Sigorta’nın 1 milyar 800 milyon liralık üretime, Corpus Sigorta’nın ise 750 milyon liralık bir üretime eriştiğini ifade etti. “Yaptığımız bütün işlerde ezber bozmaya ve sektöre bir alan kazandırmaya çalışıyoruz. Yapmak istediğimiz şey pastanın hacmini genişletmek, yeni sigortalıları ve sigortalı adaylarını da sisteme dâhil etmek” diyen Yaşar, Quick Sigorta tarafında geçtiğimiz Mart ayında lansmanı yapılan tamamlayıcı sağlık sigortası ürünüyle de bu amacı gerçekleştirmeye çalıştıklarını belirtti. Gerçekleştirdiğimiz söyleşide Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar şu değerlendirmelerde bulundu:

Maher Holding Sigorta Grubu olarak bu yıla hangi hedeflerle girdiniz? Yılı yarılamışken bu hedeflere ne kadar yaklaştınız?

Maher Holding Sigorta Grubu olarak bugüne kadar hedeflerimizin üzerinde performans gösterdik. Şu anda hedeflerimizin %200 üzerindeyiz. Hem Quick Sigorta’da hem de Corpus Sigorta’da hedef gerçekleştirmelerimiz %100’lerin oldukça üzerinde. Bugün itibarıyla baktığımızda her iki sigorta şirketimizde bir önceki yıla göre %100 ile %250 arasında değişen oranlarda büyüme kaydettik. Toplamda 1 milyar 800 milyon liralık üretime Quick Sigorta’da, 750 milyon liralık bir üretime de Corpus Sigorta’da erişmiş durumdayız. Bu açıdan baktığımızda üretim rakamları tek başına çok fazla bir şey ifade etmiyor. Bilançolarınıza, mali ve aktif büyüklüğünüze bu durumun nasıl yansıdığıyla bir anlam kazanıyor. Biz de en başından beri şirketlerimizi bu anlamda güçlü aktif büyüklüğe ve bilanço yapısına sahip şirketler yapmaya çalışıyoruz. Çünkü finansal işlemlerin tamamı güçlü sermayeyle yapılacak işlerdir. Dolayısıyla biz de bunu temin etmek için uğraşıyoruz.

Maher Holding Sigorta Grubu Başkanı Ahmet Yaşar

İLK YILIN SONUNDA ÖMÜR BOYU YENİLEME

Tamamlayıcı sağlık ürünüyle bir ilki gerçekleştirerek en az üçüncü yılın sonunda verilen Ömür Boyu Yenileme Garantisi hakkını, ömür boyu beklemeye gerek kalmadan ilk yılın sonunda müşterilerinizle buluşturuyorsunuz. Ürünle alakalı nasıl geri dönüşler aldınız?

Yaptığımız bütün işlerde ezber bozmaya ve sektöre bir alan kazandırmaya çalışıyoruz. Yapmak istediğimiz şey pastanın hacmini genişletmek, yeni sigortalıları ve sigortalı adaylarını da sisteme dâhil etmek. Mart ayında lansmanını yaptığımız tamamlayıcı sağlık ürünümüzle de aynı şeyi yapmaya çalıştık. Bu enflasyonist ortamda da ne kadar isabetli bir iş yaptığımızı görüyoruz. Artık ürünün insanlara ulaşması için fiyat ve kalite paritesi birlikte çalışıyor. İnsanlar yeniden sigortadan tasarruf etmeye çalışıyor. Halbuki burada ters bir korelasyon var. Mali sıkıntıların arttığı böylesi dönemlerde sahip olunanların yerine koyulması giderek zorlaşıyor. Dolayısıyla sigortanın daha çok önem kazanması gereken bu dönemde mali durum ya da enflasyon baskısı sebebiyle harcamalarda kısıtlamaya gidiliyor. Biz tam bu noktada nitelikli, uygun fiyatlı ve ihtiyacı karşılayacak ürünler sunarak sisteme yeni sigortalılar katmayı başardık. Örneğin tamamlayıcı sağlık sigortasında portföyümüze dâhil olan sigortalıların %80’inin sisteme yeni giren sigortalılar olduğunu gördük. Bu da bizim pastayı büyütme adına yaptığımız hamlelerin başarılı bir örneği. Ayrıca tamamlayıcı sağlık sigortasında en erken üç yılda elde edilebilen ömür boyu yenileme garantisini ömür boyu beklemeden elde edilecek şekilde ilk yılın sonunda elde etme imkânı sunuyoruz. Bu da ürünü farklı kılan unsurların başında yer alıyor. Bunun dışında ürünün içerisinde online muayeneden acil ambulans hizmetlerine kadar çok sayıda alt teminatlar ve hizmetler de bulunuyor.

‘HER 100 LİRALIK POLİÇEDE 218 LİRALIK MALİYET’

Asgari ücrette yapılan artışın trafik sigortalarındaki rezervlere etkisi ve yükü ne olacak, bu durum sektörü nasıl etkileyecek?

Trafik sigortası sektör için her zaman önemli bir konu ancak bu yıl ayrıca bir önem arz ediyor. Tüm sigorta sektörünü özellikle trafik branşında ruhsat sahibi hayat dışı sigorta şirketlerini ve onların bilançolarını çok yakından ilgilendiren bir durum söz konusu. Pandemi döneminde kısmi sakinleşme, yavaşlama ve kısıtlama durumu oldu. İnsanlar evlerine çekildiler, araçlar otoparklarda, garajlarda kaldı. Hem SEDDK’nın hem de TSB’nin tavsiyeleriyle sigorta şirketleri sigortalılarımız için birtakım avantajlar ve imkânlar yaratmaya ve sigortalılık oranlarını korumaya dönük çalışmalar yaptılar. Bu dönemden başlamamın nedeni ortalama primlerin azaldığı ve rekabetin arttığı bir dönem olması. Çünkü sektör olarak frekansların düşeceğini öngördük. Pandemi süreci ilerleyip kısıtlamalar yavaş yavaş kalktıkça insanlar toplu taşıma yerine şahsi araçlarına yöneldi ve bu da trafikteki araç sayısının artmasına, frekansın ve daha sonrasında hasar şiddetinin artmasına neden oldu. Hemen arkasından yaşanan çip krizi, tedarik zincirlerindeki sıkıntılar, yedek parça maliyetlerindeki artış, döviz kurlarındaki yükseliş, enflastyonist ortam ve asgari ücretteki artışlar özellikle trafik sigortaları üzerinde çok ciddi maliyet artışlarına neden oldu. Maliyet artışlarına baktığımızda diğer sektörlerde de sıkıntı olduğunu ancak sigorta sektöründeki durumun çok daha farklı olduğunu görüyoruz. Sattığımızdan zarar ediyoruz. Çünkü sattığımız hizmetin maliyetini öngörülerle, aktüeryal hesaplarla hesaplamaya çalışıyoruz.

Zorunlu bir sigorta olan trafik sigortalarında en büyük maliyet kalemi olan hasarı hesaplarken kullanılan asgari ücret arttığında ise muallakta bekleyen dosyalar bu hesaplamalardan etkileniyor. Daha önceden satılan poliçeler de bu artışından yeniden etkileniyor. Bugün 100 liralık poliçede 218 liralık maliyetle karşı karşıyayız. Bu da sektör üzerindeki yükü çok fazla artırıyor. Dolayısıyla trafikte sattığımız poliçeler ve satılacak poliçeler olmak üzere konuyu ikiye ayırmak gerekiyor. Satılacak poliçeler tarafında hem SEDDK hem de TSB’nin faaliyetleri neticesinde önemli atımlar atıldı ve yakından takip ediliyor. 1 Haziran itibarıyla yürürlüğe giren %25’lik zammın akabinde gelen %30’luk asgari ücret zammının ardından SEDDK ve TSB ile düzenlediğimiz toplantılar neticesinde 1 Ağustos’tan itibaren geçerli olmasını umduğumuz çalışmalarla asgari ücretin getireceği yükleri hafifletmek adına birtakım çalışmalar yapılacaktır. Satılan poliçeler konusunda ise bu poliçeler üstüne gelen yeni yükler söz konusu. Buradaki yükü daha fazla artırmadan ve şirketleri özsermaye sorunuyla karşı karşıya bırakmadan neler yapılabileceği konusunu tüm mevzuat düzenleyici otoritemizle birlikte ele alıyoruz.

2022 yılı sonuna geldiğimizde rasyonel birtakım çözümlerle sektörün bu süreci atlatacağına ve hak ettiği yerde olacağına dair inancım tam. Türk sigorta sektörü hem ürün yapılarıyla hem ortaya koyduğu çalışmalarla hem de teknolojik imkân ve altyapısıyla çok nitelikli bir sektör haline geldi. Sektörün uçuşa geçmesi gereken bir dönemde trafikle ilgili olan sorunlar da bertaraf edildiğinde Türk sigorta sektörünün yepyeni bir ivme kazanacağını düşünüyorum.

‘MEVSİMLER ESKİSİ GİBİ DEĞİL’

İklim krizi artık herkesin gündeminde yer alan bir konu. İklim krizinin sigorta sektörüne yansımaları nedir?

İklim krizi son yıllarda bütün dünyanın gündeminde. İklim değişikliğini giderek daha derinden hissediyoruz. Ülkemizde Batı Karadeniz başta olmak üzere aşırı yağışlar sonucu yaşanan sel felaketleri ve Akdeniz ile Ege bölgelerinde çıkan orman yangınları her yıl yaşanan afetler olmaya başladı. Çocukluğumuzda yaşadığımız mevsimler artık yok. Mevsim geçişleri hatırladığımız gibi değil. Dünyanın başına gelen en büyük sorunlardan biri olan iklim konusu ise sigortacılığı çok yakından ilgilendiriyor. Sektör olarak fiili kayıplarla baş etmeye çalışırken yaşanan kayıplara çözüm üretmek için çaba sarf ediyoruz.

Sektör şirketleri, yenilenebilir enerji kaynaklarını desteklemek ve bu endüstrilerin gelişmesine katkıda bulunmak için sigorta ürünleri geliştiriyor. Yapay zekâ ya da başka birtakım teknolojiler kullanılarak da neler yapılabileceği araştırılıyor ve sürdürülebilirliği sağlamak adına çalışmalar yapılıyor. Biz de hem Quick Sigorta hem Corpus Sigorta olarak bu alanlarda ürün sağlayıcı ve teknolojiye katkı sağlayan yapılar olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Otonom ve elektrikli otobüsler konusunda yazılım üreten dünyanın lider şirketlerinden birine yatırım desteği sağlarken sigortacılığın evrileceği noktaya yönelik araştırma-geliştirme çalışmaları yapıyoruz.

İlginizi Çekebilir