Tüm zorunlu sigortalarda DASK modeli uygulanmalı

Tüm zorunlu sigortalarda DASK modeli uygulanmalı

5 Ağustos’ta Tuzla’daki bir fabrikada nitrik asit tankının delinmesi sonucunda kimyasal sızıntı meydana geldi ve çevrede ciddi endişe yarattı. Bu olayın üzerine, Türk Nippon Sigorta Genel Müdürü Dr. E. Baturalp Pamukçu ile ülkemizdeki denetim yetersizliği ve sorumluluk sigortaları hakkında bir söyleşi gerçekleştirdik.
Söz konusu olayın endüstriyel kaza niteliğinde olduğunu belirten Pamukçu, “Bu olay bir kez daha İstanbul ve Türkiye’de bu tür kazalar sonrasında müdahale etmek için etkili yöntemler uygulanamadığını gösterdiği gibi, iş güvenliği konusunda gerekli önlemlerin hâlâ alınmadığının da bir göstergesi oldu. İlgili olayda sadece bir tank delindi, ancak olası bir depremde benzer şekilde birçok olay gerçekleşebilir. Bu olasılık da göz önüne alındığında konunun önemi daha çok anlaşılıyor” dedi.
Konuyu Organize Sanayi Bölgelerindeki İşyerlerinin Ruhsatlandırılması ve Denetimi açısından da ele alan Pamukçu, şunları söyledi: “Gayrisıhhî müesseseler ile umuma açık istirahat ve eğlence yerlerini ruhsatlandırma ve denetleme görevi 13 Temmuz 2005’e kadar belediyelerin görev ve yetkisindeydi. Daha sonra, bu tarihte yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 85/h maddesinde ve 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) Kanunu’nun dördüncü maddesinin altıncı fıkrasında yapılan değişiklikle belediyeler OSB’lerde gayrisıhhî müesseselere ruhsat verme ve bu müesseselerde denetim yapma yetkilerini kaybetti. Yeni düzenlemeyle bu yetki ve görev OSB tüzel kişiliğine verildi.”

‘YENİ BİR DENETİM MODELİ ŞART’
KBRN (Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer) maddelerin insan ve çevre üzerinde birçok olumsuz etki oluşturan tehlikeli maddeler olduğunu ifade eden Pamukçu, “Kaza sonucu veya kasti olarak bu tür atıkların dökülmesi ve bunun sonucunda meydana gelen kirliliğin önlenmesi amacıyla bazı yasal zorunluluklar var. Bu zorunluluklar, atığın türüne bağlı olarak olayın vuku bulduğu andan itibaren en geç bir ay içinde olay yerinin eski haline getirilmesi, bununla ilgili tüm harcamaların karşılanması, olay vuku bulduğunda valiliğin bilgilendirilmesi ve kaza tarihi, kaza yeri, atığın tipi ve miktarı, kaza sebebi, atık bertaraf işlemi ve kaza yerinin rehabilitasyonuna ilişkin bilgileri içeren raporun valiliğe sunulmasıdır” diye konuştu.
Girişimci ve sanayicilerin faaliyetlerine engel teşkil eden, süreci uzatan, zorlaştıran, yıldıran uzun bürokratik süreçten kurtarılmasına yardımcı olmuş OSB düzenlemelerinin bir yönüyle yan etkilerinin ortaya çıktığını kaydeden Dr. E. Baturalp Pamukçu, bu yan etkilerin ortadan kaldırılabilmesi için özelde belediyelerin, genelde ise katkı sağlayabilecek konumda olan paydaşların da dahil edildiği yeni bir ortak denetim modeline ihtiyaç olduğunu dile getirdi.
‘DENETLEYİCİ KURULUŞLARA YAPTIRIM UYGULANMALI’
Devletin, denetlenen ve denetleyen kuruluşların her ikisine de ciddi yaptırımları olması gerektiğini düşünen Pamukçu, aksi takdirde taraflardan birinin veya her ikisinin de mevcut duruma uydurulmuş bir çözüm planıyla günü kurtarabildiğine dikkat çekti. Sigortacıların görevinin ancak söz konusu ciddi yaptırımlar sonrasında başlayacağını vurgulayan Pamukçu, sigortacılara düşen göreviyse uygulamada denetimin sıkı bir takipçisi olmak şeklinde tanımladı.
Türk Nippon Sigorta Genel Müdürü Dr. E. Baturalp Pamukçu, Türkiye’de binlerce dağıtıcı varken tüpgaz zorunlu sorumlulukta sadece 97 ve akaryakıt istasyonlarıyla ilgili tehlikeli maddeler zorunlu sorumluluk branşında yalnızca 36 bin 500 civarında poliçe kesilmesinin sistemin ne denli yetersiz olduğunu gözler önüne serdiğini söyledi.
Buna karşın, 2000 yılından bu yana zorunlu olmasına rağmen, herhangi bir otomatik denetime tabi tutulmayan DASK poliçelerinde yapılan son uygulamaları başarılı bulan Pamukçu, “DASK örneğinde olduğu gibi, tüm zorunlu poliçelerin sigortalılar için elektrik, su benzeri sigortalılar için elzem bir başka tüketim kalemine bağlanması, denetimin etkin bir şekilde yürütülmesi ve devamı bakımından önemli. Benzer uygulamaların diğer zorunlu poliçeler için de yapılması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

‘SİGORTACILARIN ŞART KOŞTUĞU MİNİMUM GEREKLİLİKLER YETERLİ’
“Diğer ülkelerin sigorta sektörlerinde olduğu gibi, ülkemiz sigorta sektöründe de sigortacıların, mesleki sorumluluk sigortaları bakımından daha yakın durduğu ve sigortalamak istediği mesleklerin yanı sıra, daha az sigortalama arzu ve iştahında olduğu meslek ve iş kolları bulunuyor” diyen Pamukçu, bu nedenle sektördeki şirketlerin sigorta yapmak için şart koştuğu minimum gereklilikleri yeterli bulduğunu aktardı.
Türkiye’de 12 branşta zorunlu sigorta uygulaması bulunduğundan bahseden Pamukçu, araçların yurtdışına çıkarken almak zorunda oldukları yeşil kart sigortasıyla birlikte bu sayının 13’e çıktığını, ancak zorunlu sigortalar konusunda yeterli denetim sağlanamadığından ötürü sigortalılık oranının bir türlü beklenen seviyelere ulaşamadığını belirtti.
Pamukçu, sözlerine şöyle devam etti: “Sektöre pek çok yeni ürün katılmasına rağmen prim tahsilatı sorunu, uzman çalışan eksikliği, sigortalılarda sigorta bilincinin arzu edilen düzeyde olmaması  gibi nedenler dolayısıyla mevcut zorunlu sigortaların geliştirilmesinin daha önemli olduğunu düşünüyorum. Ancak bununla birlikte, işveren sorumluluk, ürün sorumluluk, yönetici ve çalışan sorumluluk (D&O) teminatlarının da zorunlu hale getirilmesinin ekonomik gelişmelere paralel olarak gerekli olduğuna inanıyorum.”

‘TALEBİN ARTMASI İÇİN ZORUNLULUK ŞART DEĞİL’
Ocak 2015’ten itibaren zorunlu trafik sigortası başta olmak üzere diğer zorunlu sigortaları yaptırmayanlara ciddi yaptırımlar getirilmiş olsa da, bu durumun arzu edilen etkiyi yaratmadığının altını çizen Pamukçu, “Talebin kendi arzını yaratması gibi, aslında zorunluluk olmadan da meslek gruplarının pratikte karşılaştıkları deneyimler neticesinde sorumluluk risklerine olan talebin arttığını görüyoruz. Örneğin eczacılar, noterler, avukatlar, muhasebeciler, mali müşavirler gibi meslek gruplarının zorunlulukları olmadığı halde, sorumluluk risklerinin sigorta teminatı altına alınması için bireysel arayışlarının olduğunu biliyoruz. Bu nedenle farkındalığın yaratılmasında en önemli tetikleyicinin kişinin güncel hayatta karşılaştığı korunmasızlık olduğunu söyleyebiliriz. Bunun yanı sıra, şirketlerin ortak platformlarda kamuoyunu aydınlatıcı eğitimlere, görsel ve yazılı medyada ortak hareket etmeye ihtiyacı var” şeklinde konuştu.

‘SORUMLULUK SİGORTALARINDA CİDDİ BİR TEMİNAT DARLIĞI VAR’
Ülkemizde sorumluluk sigortalarının tümüyle ekonomik gelişmelere, ülkede faaliyete geçen işletmelerin özelliklerine, dış ticaretin hacmine ve ülkeye yapılan yabancı yatırımlara bağlı olarak geliştiğinin söylenebileceğini ifade eden Pamukçu, bu gelişmeye sektörümüz tarafından aynı ölçüde cevap verilemediğini dile getirdi.
Türk Nippon Sigorta Genel Müdürü Dr. E. Baturalp Pamukçu, sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye’de mevcutta bulunan sorumluluk poliçelerinin gelişmiş ülkelerde bulunanlara kıyasla daha dar kapsamlı olduğunu görüyoruz. Sorumluluk ürünlerinde özellikle, sigorta şirketlerinin reasürans sıkıntısı ve sigortalıların da düşük maliyet beklentisi nedeniyle ciddi bir teminat darlığından söz edebiliriz.”

‘BAZI ÜRÜNLERDE TEMİNAT VEREN İLK ŞİRKETLERDENİZ’
Türk Nippon Sigorta Genel Müdürü Dr. E. Baturalp Pamukçu, daha çok oto dışı branşlarda aktif olmayı hedefleyen bir sigorta şirketi olarak sorumluluk poliçelerini oldukça önemsediklerini kaydetti. Ekonomik gelişmelere paralel olarak ihtiyaç görülen her alanda bulunmayı hedeflediklerini söyleyen Pamukçu, “Bu nedenle işyeri güvenlik uzmanları sorumluluk poliçesini sektörde ilk veren şirketlerden biriyiz. Aynı şekilde yönetici ve çalışan sorumluluk (D&O) teminatı ve son olarak maden çalışanları zorunlu sorumluluk poliçesini ilk kez düzenleyen şirketlerden biriyiz” diye konuştu.

Yorum yazın