TES ile BES daha hızlı büyüyecek

 TES ile BES daha hızlı büyüyecek

2024 yılı son çeyreğinde hayata geçirilmesi planlanan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi ile BES’e olan ilginin daha da artması, BES’in tam anlamıyla tabana yayılması ve sürdürülebilir büyümesinin sağlanmış olması bekleniyor.

2024-2026 yıllarına ilişkin Orta Vadeli Program’da ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın (SBB) hazırladığı 2024- 2028 dönemini kapsayan 12. Kalkınma Planı’nda yer alan Otomatik Katılım Sistemi’nin işverenlerin de katkısı ile ikinci basamak emeklilik sistemine dönüşeceği Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES), sektörün en önemli gündem maddelerinden biri. Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi, Sosyal Güvenlik Sistemi’nin yanında ikinci bir emeklilik geliri sunarak çalışanların emeklilik dönemlerinde daha iyi bir mali güvence elde etmelerine yardımcı olmak amacıyla oluşturulan bir sistem. Bu sistem ile çalışanlar emekli olduğunda hem Sosyal Güvenlik Sistemi’nden hem de Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’nden emeklilik maaşı alabiliyorlar. Günümüzde emeklilik dönemi için güvence sağlamak önemli bir hale gelmişken Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi, bireylerin kendi emeklilik fonlarını oluşturmasını ve yönetmesini sağlayan bir emeklilik tasarruf sistemi türü olarak büyük bir önem taşıyor. Sadece çalışanların değil, işverenlerin de katkı koyması planlanan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’nin ilk taslak çalışmalarının Mayıs ayında sektöre açıklanması beklenirken, sistemin 2024’ün son çeyreğinde ise hayata geçmesi planlanıyor.

EGM’nin açıkladığı 29 Ocak 2024 verilerine göre katılımcı sayısının 8 milyon 755 bin olduğu BES’te toplam fon büyüklüğü ise 741,7 milyar lira oldu. Katılımcı sayısının 7 milyon 295 bin olduğu OKS’de ise fon büyüklüğü 56,7 milyar lira olarak kayıtlara geçti.

SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME SAĞLANMIŞ OLACAK

Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’nin faaliyete geçmesiyle BES’in tam anlamıyla tabana yayılması ve sürdürülebilir büyümesinin sağlanmış olması bekleniyor. Sistemin yürürlüğe girmesi durumunda bir yıllık geçiş süreci içinde yaklaşık 16 milyon çalışanın sisteme dahil olması öngörülüyor. Görüşünü aldığımız sektör yöneticileri, TES’in yüksek bir kapsayıcılığa, hızlı bir büyüme potansiyeline sahip olacağı ve çok kısa sürede yüksek fon büyüklüğüne ulaşacağı görüşünde hemfikir.

HANGİ ÜLKELERDE UYGULANIYOR?

Dünyada üç basamaklı emeklilik sistemleri uygulanıyor. Birinci basamak çalışanların Sosyal Güvenlik Sistemi’nden emekli oldukları devletin sunduğu emeklilik sistemi. İkinci basamak çalışanların her ay maaşlarından kesilen, işverenlerin de belirli oranda katkı yaptığı, çalışan hesabında oluşan birikimlerin fonlarda değerlendirildiği özel emeklilik sistemi. Üçüncü basamak ise kişilerin kendi istekleri doğrultusunda birikim yapıp, gelecek için tasarruf ettiği sistem. Türkiye’de birinci basamak emeklilik sistemi ve üçüncü basamak emeklilik sistemi uygulanıyor.

Üçüncü basamak emeklilik sistemi olarak uygulanan Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ile bireyler, gönüllü olarak emeklilik birikimlerini oluşturuyorlar.

Otomatik Katılım Sistemi’nin işverenlerin de katkısı ile ikinci basamak emeklilik sistemine dönüşeceği Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi ile Türkiye’de üç basamak da uygulanmış olacak.

Dünya genelinde birçok ülkede uygulanan Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi, düzenleme ve uygulamalara göre farklılık gösterebiliyor.

Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’nin uygulandığı ülkelerden bazıları ise şunlar:

Avustralya: Avustralya’nın Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi, “Superannuation” olarak adlandırılan zorunlu bireysel emeklilik hesaplarına dayanıyor. Çalışanların maaşlarından belirli bir oranda kesinti yapılır ve bu fonlar emeklilik döneminde kullanılmak üzere özel emeklilik fonlarına yönlendirilir. Bu fonlar genellikle hisse senetleri, tahviller ve diğer yatırım araçlarına yatırım yaparak katılımcıların birikimlerini değerlendirir.

Amerika Birleşik Devletleri: ABD’de Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi, 401(k) planları gibi iş yeri emeklilik planları ve bireysel emeklilik hesapları (IRA) gibi özel emeklilik planlarından oluşur. Bu planlarda, çalışanlar ve bireyler belirli bir miktar para biriktirir ve genellikle işverenler de bu birikime katkıda bulunurlar.

İngiltere: İngiltere’de çalışanlar, “Auto-Enrolment” adı verilen bir sistem aracılığıyla otomatik olarak iş yeri emeklilik planlarına kaydedilirler. İşveren ve çalışan, emeklilik fonlarına düzenli olarak katkıda bulunur.

Kanada: Kanada’da “Registered Retirement Savings Plan” (RRSP) ve “Pooled Registered Pension Plan” (PRPP) gibi bireysel ve iş yeri emeklilik planlarına dayalı Tamamlayıcı Emeklilik Sistemleri bulunuyor. Bireysel emeklilik tasarrufu için kullanılan bir sistem olan RRSP, bireylerin vergi avantajlarından yararlanarak emeklilik birikimleri oluşturmalarını sağlar. Bireyler, gelirlerinden belirli bir miktarı RRSP’lerine yatırabilir ve bu yatırımlar vergiden düşülebilir.

Singapur: Singapur’da, Central Provident Fund (CPF) adı verilen bir merkezi emeklilik fonu bulunuyor. Bu sistem, işçilerin maaşlarından belirli bir oranda kesinti yaparak emeklilik birikimleri oluşturmalarına ve konut edinmelerine olanak tanıyor.

Şili: Şili’de, bireylerin emeklilik birikimlerini oluşturmak için kullanılan sistem Administradoras de Fondos de Pensiones (AFP) olarak adlandırılıyor. Bu özel emeklilik fonu, bireylerin emeklilik birikimlerini çeşitli yatırım araçlarına yönlendiriyor.

TÜRKİYE SİGORTA BİRLİĞİ:

TES ile çok kısa sürede yüksek fon büyüklüğüne ulaşılması bekleniyor

“TES’in faaliyete geçmesiyle BES’in tam anlamıyla tabana yayılması ve sürdürülebilir büyümesi sağlanmış olacak. TES’in çok kısa sürede yüksek fon büyüklüğüne ulaşması bekleniyor.”

TES ile ilgili açıklamalarda bulunan Türkiye Sigorta Birliği (TSB), şu ifadeleri kullandı: “2024-2026 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’da (OVP) en dikkat çeken başlıklardan biri BES’te yapılacaklar olarak öne çıkıyor.

‘2024’ÜN SON ÇEYREĞİNDE HAYATA GEÇECEK’

Özellikle ikinci basamak emeklilik sisteminin kurulması oldukça kritik öneme sahip. Bu hususta Otomatik Katılım Sistemi’nin işverenlerin de katkısı ile ikinci basamak emeklilik sistemine dönüşeceği Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’nin (TES) 2024’ün son çeyreğinde hayata geçirilmesi hedefleniyor. Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’nin ihdası için çalışmalar tüm hızıyla devam etmekte olup sektör olarak sistemin temel unsurlarına dair beklentilerimizi ve bu çerçevede oluşan model önerimiz ilgili kurumlarla paylaşıldı. TES’in faaliyete geçmesiyle BES’in tam anlamıyla tabana yayılması ve sürdürülebilir büyümesi sağlanmış olacak. Uzun vadeli tasarlanan bu sistemde katılımcıların zorunlu olarak kalması beklenmekte olup, sadece belirli koşul ve dönemlerde çıkışa imkân tanıyacak bir yapıda kurgulanması sistemin başarısı açısından büyük önem taşımaktadır.”

‘16 MİLYON ÇALIŞAN SİSTEME DAHİL OLACAK’

Bu yılın Mayıs ayında ilk taslak çalışmalarının sektörle paylaşılmasının beklendiğini belirten Birlik, “Henüz sistemin kapsam ve koşullarına dair bir açıklama yapılmadığından potansiyeli veya fon büyüklüğündeki artışa dair net bir rakam vermek şu aşamada pek kolay olmasa da sektörün talep ettiği modelin yürürlüğe girmesi durumunda bir yıllık geçiş süreci içinde yaklaşık 16 milyon çalışanın sisteme dahil olması bekleniyor. Fon büyüklüğü tarafında ise yoğun ve zorunlu katılım ile çıkışa izin verilmeyen bir yapıda çok kısa sürede yüksek fon büyüklüğüne ulaşılması bekleniyor” ifadelerine yer verdi.

‘TES UZUN ZAMANDIR FARKLI ÜLKELERDE UYGULANIYOR’

TES’in farklı isim ve yapılarla farklı ülkelerde uzun zamandır uygulandığını vurgulayan Birlik, “İsveç, Hollanda, Avustralya, Şili, Meksika, İngiltere, Yeni Zelanda ve İtalya bu ülkeler arasında yer alıyor. Zorunlu veya otomatik katılım gibi farklı türlere sahip bu ülkelerde hemen hemen tüm çalışanlar sisteme katılmış olsa da bazı ülkelerde yaş, gelir veya meslek türüne göre farklılaşmış giriş-çıkış koşulları uygulanıyor. Bu ülkelerde başta vergi avantajları olmak üzere çalışanlara çeşitli finansal avantajlar sunuluyor. Ayrıca bu ülkelerde çalışan ve işverenlerin maaşların belli bir yüzdesi olarak hesaplanan katkı payı ödeme oranları da önemli ölçüde farklılık gösteriyor” dedi.

AXA HAYAT VE EMEKLİLİK BAŞKANI VE İCRA KURULU ÜYESİ OLGUN KÜNTAY:

TES hızlı bir büyüme potansiyeline sahip olacak

“TES yüksek bir kapsayıcılığa ve hızlı bir büyüme potansiyeline sahip olacaktır. Kişilerin sisteme bireysel olarak değil de şirketleri veya kurumları aracılığı ile katılacak olmaları, işveren katkısı ve tanımlanmış belirli özel durumlar dışında erken çıkışa izin verilmemesi fonları yüksek düzeylere taşıyacak.”

2024 yılında öngörülen en önemli gelişmenin, mevcut Otomatik Katılım Sistemi’nin işveren katkısının da eklenerek, teorik tanımıyla ‘ikinci basamak emeklilik sistemi’ olarak adlandırılan yeni bir modele geçilmesi olduğunun altını çizen AXA Hayat ve Emeklilik Başkanı ve İcra Kurulu Üyesi Olgun Küntay, “Otomatik katılımda giriş zorunlu ancak çıkış serbest ve işveren katkısı bulunmuyor. Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’nin ise pratikte getireceği değişikliklerden bahsetmek gerekirse; işveren katkısı olmasından ve devlet katkısının devam etmesinin beklendiğinden söz edilebilir. Ancak, sistemden çıkışlar belirli sert koşullara bağlı olacak. Bu koşulların ise henüz netleşmiş bir çerçevesi yok. Dünya genelindeki benzer uygulamalara dayanılarak, çıkış sebepleri arasında önemli rahatsızlıklar, ilk kez ev alınması gibi durumlar düşünülebilir. Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi, Otomatik Katılım Sistemi’ne göre daha hızlı bir büyüme potansiyeline sahip olacak. İlk taslakların Mayıs ayında kamuoyuna açıklanması bekleniyor. Yıl sonuna kadar sistemin önemli ölçüde şekillenmesi ve bu yılın sonunda veya gelecek yılın başında yeni sisteme geçilmesi öngörülüyor” ifadelerini kullandı.

‘YÜKSEK KAPSAYICILIĞA SAHİP OLACAK’

20 yıllık bir dönem içinde, özel emeklilik sistemindeki toplam birikim tutarının 725 milyar lira seviyesinde olduğunu, bu miktarın da yaklaşık olarak 25 milyar dolara denk geldiğini belirten Küntay, “Bu azımsanamayacak bir tutar olmakla birlikte 2021 yılı itibarıyla OECD ülkelerinde özel emeklilik fonu varlıklarının milli gelire oranı, ağırlıklı ortalama hesabıyla %105 düzeyindeyken ülkemizde bu oran %3,3 mertebesinde gerçekleşmiş durumda. Dolayısıyla, henüz gelişme aşamasında olduğumuz söylenebilir. 2003 yılında BES ile başlayan özel emeklilik sistemi, 2017 yılında OKS ile genişlemiş olsa da OKS’de işveren katkısının bulunmaması ve koşulsuz cayma olanağı bulunması sistem üzerinde sınırlı bir gelişime izin vermiştir. TES ise yüksek bir kapsayıcılığa ve hızlı bir büyüme potansiyeline sahip olacaktır. Kişilerin sisteme bireysel olarak değil de şirketleri veya kurumları aracılığı ile katılacak olmaları, işveren katkısı ve tanımlanmış belirli özel durumlar dışında erken çıkışa izin verilmemesi fonları yüksek düzeylere taşıyacaktır” açıklamalarında bulundu.

TES’in dünya genelindeki örneklerine de değinen Küntay, “TES’i öncelikle ABD, İngiltere, Kanada ve Fransa gibi OECD ülkelerinde gözlemliyoruz. ABD’de, özel, işveren destekli emeklilik tasarruf planları mevcut. İşverenler, genellikle çalışanın katkıda bulunduğu miktara bağlı olarak eşit seviyede katkılar sunarak bu planlara destek verirler. Benzer bir yaklaşım, Kanada ve İngiltere gibi ülkelerde de hem çalışan hem de işveren katkısını içeren emeklilik planlarıyla görülmektedir. Çalışanları kapsama oranı, ulaşılan fonun büyüklüğü ve benzeri kriterler açısından ABD, İngiltere, İsviçre, İsveç ve Hollanda başarılı ülkeler olarak öne çıkmaktadır. Bu ülke modellerinin ortak özellikleri ise zorunlu giriş, şarta bağlı çıkış, işveren katkısı ve etkin iletişim şeklinde özetlenebilir. Ülkemizde TES’e örnek olarak gösterilebilecek uygulama ise; ikinci basamak tamamlayıcı mesleki emeklilik fonu olarak hizmet sağlayan OYAK’tır” şeklinde konuştu.

 

ALLIANZ TÜRKİYE HAYAT VE EMEKLİLİK GENEL MÜDÜRÜ TAYLAN TÜRKÖLMEZ:

TES ile birlikte daha fazla kişi sistemin avantajlarından yararlanacak

“TES ile ilgili düzenlemelerin, sektörümüzü pozitif anlamda etkileyeceğini öngörüyoruz. Uzun yıllardır bireylerin tasarruflarına ve ülke ekonomisine önemli katkılar sağlayan sektörümüzde, TES’le birlikte daha fazla kişi sistemin avantajlarından yararlanacaktır.”

Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi hakkında görüşlerini paylaşan Allianz Türkiye Hayat ve Emeklilik Şirketleri Genel Müdürü Taylan Türkölmez, “Orta Vadeli Program’a göre BES’te bu yıl yeni bir değişiklik söz konusu. OKS’nin, işverenlerin de katkısı ile ikinci basamak emeklilik sistemine dönüşeceği Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’nin (TES), 2024’ün son çeyreğinde hayata geçmesi öngörülüyor. OKS’de çalışanın maaşından her ay %3 kesinti yapıldığı gibi, Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’nde de belirli bir oranda işveren katkısı sağlanacak. Bu katkının ne kadar olacağı sistemin kurgulanması aşamasında belli olacak. Bu noktada sistemdeki öngörüler de işveren desteğinin belirlenmesiyle oluşacaktır. Bu desteğin sektöre önemli bir ivme kazandıracağını düşünüyoruz. Bu aşamada sisteme katkı yapacak işverenlere de bazı destekler sağlanması öngörülüyor. TES’in çalışanlar için zorunlu tutulup tutulmayacağı ise şimdilik belirsiz. Genel olarak baktığımızda bireysel emeklilik ile OKS’yi bütünsel olarak ele alan TES yaklaşımının konuşulmaya başlanmasından memnuniyet duyuyoruz. Düzenlemelerin, sektörümüzü pozitif anlamda etkileyeceğini öngörüyoruz. Uzun yıllardır bireylerin tasarruflarına ve ülke ekonomisine önemli katkılar sağlayan sektörümüzde, TES’le birlikte daha fazla kişi sistemin avantajlarından yararlanacaktır” şeklinde konuştu.

‘KAYDA DEĞER BİR BÜYÜME GERÇEKLEŞECEK’

20’nci yılını geride bırakan Bireysel Emeklilik Sistemi’nin ülke ekonomisine ve bireylerin tasarruf alışkanlıklarına önemli katkılar sağlamaya ve güçlenerek gelişmeye devam ettiğini vurgulayan Türkölmez, “Sistem, uzun vadeli bir yatırım aracı olarak Türkiye için büyük öneme sahip. BES; enflasyonun yüksek, getirilerin düşük olduğu bir ortamda getiri performansı başarısıyla üzerine düşeni yapıyor. Ülke ekonomisi için de tasarrufların artırılması yönünde çok önemli bir işleve sahip olan sistemin ulaştığı düzey umut verici. 2021 yılından itibaren sistemi iyileştirmek ve katılımcıların sistemden elde ettikleri faydaları en üst noktaya taşımak amacıyla gerçekleştirilen regülasyonların da etkisiyle sektör olarak oldukça başarılı bir ivme kazandık. Sistemin, önümüzdeki dönemde Türkiye’deki en önemli yatırım araçlarından biri haline dönüşeceği ve gelecekte yurt içi tasarrufların en büyüğü olacağı konusuna inancımız tam. Başta 18 yaş altı bireylerin sisteme dahil edilebilmesi ve devlet katkısı oranının %30’a yükseltilmesi olmak üzere gerçekleştirilen regülasyonların sisteme ve katılımcılara sağladığı faydaları net şekilde görebiliyoruz. Bireysel emeklilikte önemli bir potansiyel olduğuna inanıyoruz; vatandaşların ihtiyaçlarına paralel olarak geliştirilmesi ve TES’in de katkılarıyla sistem, kayda değer bir büyüme gerçekleştirecektir” ifadelerine yer verdi.

Özellikle son 10 yılda, tüm dünyada emeklilik sistemlerinin yapısının önemli ölçüde değiştiğine dikkat çeken Türkölmez, “Nüfusun yaşlanması, beklenen yaşam süresinin artması, çalışma hayatının değişmesi, yüksek enflasyon, yaşam şartlarının zorlaşması ve ekonomideki dalgalanmalar, kamu emeklilik sistemlerinin mali sürdürülebilirliğinin sorgulanmasını gerektirdi. Emeklilik sistemlerinde oluşan sorunların çözümü için emeklilik güvencesi planlamalarının yeniden düzenlenmesi ve sosyal güvenlik sistemleri, fonlu ikinci basamak işveren emeklilik sistemleri ve üçüncü basamak bireysel emeklilik sistemleriyle desteklenmeye başladı. OECD bünyesinde emeklilik sistemleri üzerinde uzun yıllardır yapılan çalışmalar, bireylerin daha refah bir emeklilik dönemi geçirmesi ve yeterli emeklilik gelirini sağlayabilmesi için çok basamaklı emeklilik sistemlerinin oluşturulmasını öneriyor. Tüm OECD ülkelerinde fonlu emeklilik sistemleri, çalışanların emeklilik güvencelerini besleyen bir yapıda kurgulanmış durumda. Fonlu emeklilik sistemleri otomatik veya gönüllü katılıma dayalı işveren bazlı veya bireysel hesaplı sistemlerden oluşuyor. Örneğin İngiltere’de 2012 yılından bu yana uygulanan otomatik katılımda işveren katkısı zorunlu. Sistem, en az %3 işveren katkısı ile devam ediyor ve tüm iş yerleri, bu sisteme dâhil oluyor. Ayrıca İngiltere’deki sisteme sadece yıllık geliri belirli bir tutarın üstündeki çalışanlar katılırken geliri daha düşük olanlar isterse sisteme dahil oluyor. ABD’de ise işveren katkılı emeklilik planlarında otomatik katılım uygulanıyor. Çalışan katkısı aylık gelirin %3’ü ile başlarken 5 yıllık kıdemden sonra %6’ya kadar yükselebiliyor. İşveren katkıları ise birebir eşlemeli, standart olarak %3 ya da çalışan katkısının belli bir oranı olarak yapılıyor. Yeni Zelanda’da da 18-64 yaşları arasındaki yeni işe başlayan her çalışan, otomatik katılıma dâhil ediliyor. Çalışanlar, ücretlerinin %3 ile %8’i oranında ödeme yapabilirken işveren ise çalışan ücretinin %3’ü kadar ek katkı payı ödeyebiliyor. Çalışanlara yönelik emeklilik sistemi birçok ülkede işveren katkısıyla uygulanıyor” diye konuştu.

İlginizi Çekebilir