Muhasebe-i hayat

BİR yılı daha tamamladığımız bu günlerde içimden hayatın muhasebesini yapmak geçti.
Üniversitede eğitim aldığım ana bilim dalı işletme ve muhasebe. Bu alanda aldığım tüm bilgileri iş hayatında kullanma imkânını buldum. Yirmi beş yıldır çeşitli üniversitelerde, eğitim kurumlarında ve özel eğitim programlarında işletme ve muhasebe konularında ders verdim ve veriyorum.
Muhasebe nedir? Kısaca, işletmelerin belli bir dönemdeki mali işlemlerini kaydeden, sınıflandıran, özetleyen ve raporlayan bir metodoloji olarak tanımlanabilir.
Muhasebede “Hesaplar” çeşitli ayırımlara tabi tutulurlar.
Temel hesap “Bilanço” hesabıdır. İşletmenin belli bir andaki kaynak-kullanım durumunu gösterir. Bu yapısı bakımından durağandırlar, sonuç gösterirler. Bu yapı içinde varlıklar, “Aktif”; kaynaklar da, “Pasif” hesaplarda gösterilir. İşletmelerin temel amacı pasif halde duran kaynakları doğru kullanıp dönem sonunda kâr ederek varlıkları artırmaktır.
İşletmeler devamlı olarak devingenlik içindedirler. Her gün alışlar, satışlar, harcamalar yapılır, buna mukabil gelir elde etmeye çalışılır. Bu işlemlerin her biri, gerçekleştikleri anda işletmenin bilançosunu etkileyecek değişiklik meydana getirirler ve kayıtlarda “Gelir” (Hasılat) ve “Gider” (Masraf) hesaplarında izlenirler. Hem borçlanırlar, hem de alacaklanırlar. Bu yapıları itibarıyla dinamik özellik taşırlar.
Gelir ve giderlerin izlendiği hesaplar işletmelerin başarısını gösterir ve sonuçları  “Kâr ve Zarar” hesabında ortaya çıkar.
Gelirleri giderlerinden çok olan işletmeler başarılı işletmelerdir.
Kâr ve zarar hesabının sonucu ise bilançoda sağlar ve kâr veya zarar olarak hanesinde yerini alarak denkleşim sağlar. Bu bakımdan bilanço hesabı işletmenin o dönemdeki karnesi gibidir.
Aslında muhasebe, muhakeme edebilmek demektir. Muhakeme gücüne sahip olanlar muhasebeyi daha kolay öğrenirler.
Muhasebe iş hayatımızda çok önemli olmakla birlikte ne yazık ki çoğunlukla öğrenciler tarafından sevilen bir ders değildir. Bu hesapların öğrenci tarafından anlaşılması ve belli bir disiplin içinde öğrenciye anlatılması da çok kolay bir iş değildir. Bununla birlikte iş hayatının olmazsa olmazlarından biridir muhasebe. Aynen hayatımızda olduğu gibi…
Amacım muhasebe dersi vermek değil… Muhasebede parasal değerler ele alınır. Oysa sadece parasal değerlerin söz konusu edilmediği hayatımızın de bir muhasebesi var.
İşte bir yılı daha bitirdiğimiz bu günlerde hayatımızın muhasebesini yapmak geldi içimden. Bilançonun pasifinde yer alan kaynaklar soyut kavramlardır. Bunları doğru kullanabilirsek, doğru aktiflere sahip oluruz. Bana göre öz kaynaklarımızın temelini öz benliğimiz oluşturuyor. Bir diğer kaynak ise, sahip olduğumuz zaman. Zaman da dış kaynağımızı oluşturuyor ve maalesef müdahale edemediğimiz bir değer. Bu iki temel kaynağı doğru kullanabiliyor muyuz, bunu sorgulamamız lazım.
Sınırlı bir zaman dilimi sağlam bir kişilik oluşturabiliyorsak, doğru kazanımlar elde ederiz.  Sahip olduğumuz mal mülk gibi aktiflerin temelinde kaynak olarak ilkeli bir kişilik olmalı. Aktiflerimizi; sahip olduğumuz parayı pulu, hanı hamamı çoğaltmak önemli olmakla birlikte, bilanço dışı değerleri artırmak işin en zor tarafı. Peki, bilanço dışı dediğimiz bu değerler ne? Erdem, ahlak, sadakat, vefa ve bunun gibi soyut kavramlar olabilir mi?
İşte muhasebesini yaptığımız hayatımızda bu değerleri yaratabiliyor ve artırabiliyorsak, bilançomuzu kârlı kapattık demektir. Hayatımızın hesaplarını doğru bir şekilde tıkır tıkır işletelim. Unutmayalım ki, bir yanlışlık olursa, halk deyiminde olduğu gibi; ‘Yanlış hesap Bağdat’tan döner’.
Bilmem anlatabildim mi?

İlginizi Çekebilir

Leave a Reply