Hedef 2017 sonuna kadar  10 milyon DASK’lı konut

Hedef 2017 sonuna kadar 10 milyon DASK’lı konut

Bu yıl DASK Yönetim Kurulu Başkanı görevine getirilen Murat Kayacı, DASK’taki gelişmeleri ve kurumun gelecekteki beklentilerini Sigortacı Gazetesi’yle paylaştı.
Marmara depreminin, ülkemizde deprem algısı açısından bir dönüm noktası olduğunu ifade eden DASK Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kayacı, bu durumun deprem sigortasını da aynı biçimde geliştirdiğini kaydetti. 1999 yılında 500 bin deprem teminatlı konut varken bu rakamın bugün 7 milyonu geçtiğini söyleyen Kayacı, illere ve bölgelere göre değişiklik göstermekle birlikte, ortalama olarak her on evden dördünde zorunlu deprem sigortası olduğunu söyledi.
Sağlanan bu gelişmenin oldukça önemli olduğunu, ancak yeterli olmadığını belirten Murat  Kayacı, bu rakamı 2017 sonuna kadar 10 milyona çıkarmayı hedeflediklerini ifade etti.

DOĞAL AFET RİSKLERİNE DASK GÜVENCESİ
Yeni yasayla birlikte zorunlu deprem sigortasının daha sağlam bir yasal çerçeveye kavuştuğunu söyleyen Kayacı, DASK’ın faaliyet alanının diğer doğal afetleri içerecek şekilde genişletildiğini söyledi. Böylece adını daha iyi yansıtacak bir kapsama kavuşan DASK’ın, sigorta şirketlerince teminat verilemediği hallerde sel, yer kayması, fırtına ve benzeri diğer doğal afetler için teminat verebileceğini ifade etti ve şunları söyledi: “Bu teminat, duruma göre doğrudan sigorta teminatı veya sigorta şirketlerine reasürans teminatı şeklinde olacak. Doğal afet riskleri bakımından sigorta piyasasında yaşanabilecek boşlukları DASK’ın doldurması sağlanarak vatandaşlarımızın sigortasız kalmasının önüne geçilebilecek. Tabii bunun için öncelikle Bakanlar Kurulu kararı gerekiyor. Bu aşamada, zorunlu deprem sigortası dışındaki diğer doğal afetler için henüz bir ürün çalışması bulunmuyor.”

DASK, DÜNYAYA ÖRNEK OLUYOR
Murat Kayacı, DASK’ın, poliçe adedi, reasürans programı büyüklüğü, sigorta yaygınlığı oranı, fon büyüklüğü ve teknolojik altyapısı ile dünyadaki doğal afet havuzları arasında ayrıcalıklı bir yere ulaşarak, diğer ülkelere model olmayı başardığını söyledi ve şunları ekledi: “Sadece son iki üç yıl içinde Pakistan, İran, Güney Kore, Kazakistan gibi ülkelerden DASK’ın kurumsal yapısı, programın özellikleri gibi konularda gelen bilgi talepleri karşılanmış, ayrıca Kurum sahip olduğu teknik yetkinlik ve sağlamış olduğu başarılarla uluslararası seminer, konferans vb. bilgilendirme toplantılarına tecrübe paylaşımında bulunması amacıyla davet edilmektedir.”
DASK’ın, kamu ve özel sektör işbirliğine dayanan iş modeli ve paydaşlarını dahil ettiği projeleriyle pek çok ülkeye örnek olduğunu söyleyen Kayacı, Türkiye’de ilk defa kullanılan bir finansal araçla farklı piyasalardan teminat sağladıklarını belirtti. Kayacı şunları söyledi: “Uluslararası yatırımcılar tarafından büyük ilgi gören Afet Bonosu (Cat bond) ihracımız, Türk sigortacılık sektörü açısından da önemli bir örnek oluşturdu. DASK tarafından bu amaçla kurulan Bosphorus 1 Re şirketi aracılığıyla ihraç edilen Afet Bonosu uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s’tan (S&P) BB+ notu alarak başarısını kanıtladı. Bosphorus 1, finansal özelliklerinin yanı sıra içerdiği mühendislik ve teknolojik altyapı özel­likleriyle diğer ülkelere örnek olarak, uluslararası ödül aldı, ülkemiz için gurur kaynağı oldu.”
Kayacı, bu yıl önemli projelerinden birinin de Afet Yönetimi Projesi olduğunu söyledi. Kayacı, bu projeyle birlikte geleneksel sigorta uygulamalarıyla büyük bir afetin yönetiminin mümkün olamayacağı konusunda uluslararası platformlar­da da proaktif olmuş ve yenilikçi metotların geliştirilmesi konusunda bilimsel çalışmalar gerçekleştirildiğini, modeller oluşturulduğunu ve bunların yazılım çalışmalarına başlanıldığını belirtti.
Kayacı, Afet Yönetim Projesi’nin nasıl ortaya çıktığını ise şu sözlerle anlattı: “Haiti, Şili, Yeni Zelanda, Japonya ve Van depremleri, asıl görevi bina deprem hasarlarının finansmanı olan Kurum’un büyük bir deprem sonrasında devasa bir operasyonu yönetmek zorunda kalacağını teyit etmiştir. Böyle bir operasyonun yönetimi sadece mali ve fiziki şartların yönetilmesini değil, psikolojik ve toplumsal ihtiyaçların da bunlarla birlikte değerlendirilmesini gerektirmektedir. Dolayısıyla kurumumuz tüm bu hedefler doğrultusunda ve deneyimleriyle Afet Yönetim metodunu geliştirmiş ve bu proje sayesinde poliçe üretiminden hasar ödemesine kadar zorunlu deprem sigortasının bütün süreçlerini afet yönetim metodolojisi ile yönetebilecektir. Bu bakımdan dünya çapında örnek gösterilebilecek bir uygulamanın arifesinde bulunmaktayız.”

‘ZORUNLU DEPREM SİGORTASI EĞİTİMLERİ VERİYORUZ’
2009’dan bu yana Fay Hatları TIR’ıyla deprem riski yüksek il ve ilçeleri dolaşıp deprem ve zorunlu deprem sigortası eğitimleri verdiklerini söyleyen Kayacı verdikleri eğitimlerden şöyle bahsetti: “2010 ve 2011’de Kuzey, Batı ve Doğu Anadolu fay hatlarını dolaşan TIR’ımız, 2012 yazında yerel festivallere ve yazlık mekanlara gitti. 2013’te ise Toplum Liderlerini Teşkilatlandırma (TLT) Projesi kapsamında Zonguldak, Balıkesir, Kahramanmaraş ve Osmaniye il merkezlerinde ve ilçelerinde deprem seminerleri verdik. 5 senedir devamlılığı yakaladığımız Fay Hatları TIR’ı projemizle bugüne kadar 155 merkezde 300 binden fazla kişiye ulaştık.”
DASK olarak, deprem ve zorunlu deprem sigortasıyla ilgili bilinçlendirme faaliyetlerine yerel yönetimleri dahil etmeyi de önemsediklerini söyleyen Kayacı, 2011’den beri düzenledikleri ‘Şehirler Yarışıyor, Sigortalılar Kazanıyor’ yarışmasının dördüncüsünü düzenlediklerini söyledi. Kayacı, bu yarışmayla yerel yönetimlerin zorunlu deprem sigortasını yaygınlaştırma yönünde teşvik edilmesini ve bunu başarıyla yapan illerin ödüllendirilmesi yoluyla sigortalılık oranlarının artırılmasını amaçladıklarını söyledi. Geleneksel hale gelen yarışmanın şehirler arasında oldukça popüler bir hale geldiğini söyleyen Kayacı, yarışmayla birlikte, DASK’ın ve zorunlu deprem sigortasının pek çok yeni mecrada anlatıldığını dile getirdi.

‘SİGORTALILIK ORANI DÜŞÜK KALMIŞ ŞEHİRLERE GİDİYORUZ’
Yerel yönetimlerle işbirliği içinde olmak ve yüz yüze iletişim kurmak amacıyla hayata geçirdikleri projelerine ‘DASK Anadolu Buluşmaları’nı eklediklerini söyleyen Kayacı projeyle ilgili şunları söyledi: “Anadolu Buluşmaları ile Türkiye’de zorunlu deprem sigortası yaptırma oranı nispeten düşük kalmış şehirlerde gezerek deprem riski, zorunlu deprem sigortası ve kentsel deprem bilinci gibi pek çok konuda il yöneticilerine ve yerel bölge halkına bilgi veriyoruz” dedi.

DEPREME DAYANIKLI BİNA TASARIMI YARIŞMASININ İKİNCİSİ DÜZENLENİYOR
Murat Kayacı, inşaat mühendisi öğrencilerinde depreme karşı dayanıklı yapı bilincini geliştirmek amacıyla, Türkiye’de ilk kez geçen sene hayata geçirilen Depreme Dayanıklı Bina Tasarımı Yarışması’nın bu yıl ikincisini gerçekleştireceklerini belirtti ve konuyla ilgili şunları söyledi: “Geleceğin inşaat mühendislerinde depreme dayanıklı bina tasarlama duyarlılığını yaratmaya çalışıyor ve bu konudaki becerilerinin geliştirilmesini hedefliyoruz.
Gençlerde deprem bilincini artırma hedefiyle üniversite öğrencilerine yönelik düzenlediğimiz bir başka projemiz olan kısa film yarışmamızı geçen sene uluslararası platforma taşıdık. Yarışmamızı Türkiye’nin yanı sıra deprem riski altındaki komşu ülkeler, Balkan ülkeleri ve İtalya dahil 21 ülkeden üniversite öğrencilerinin başvurusuna açtık. Geçen yıl beşincisi düzenlenen yarışmamızda gençler ‘Depremde evin hasar görürse nereye gidersin?’ sorusunun yanıtını filme aldılar. Kısa film yarışmamızla, gençlerde deprem ve sigorta bilincini oluştururken aynı zamanda onları film üretmeye teşvik ederek bu bilincin yayılmasını amaçlıyoruz.”

KONUTLARIN DEPREMDEN NE KADAR ETKİLENECEĞİ HESAPLANABİLECEK
Murat Kayacı, Ortofoto Projesi ile ilgili şunları söyledi: “Türkiye genelindeki il, ilçe ve belde düzeyinde yerleşim alanlarının havadan fotoğraflarının çekilmesiyle bir harita hazırlanması için harekete geçilmiştir. Bu yapı sayesinde DASK’ın portföyünde bulunan konutların olası deprem senaryolarından ne kadar etkileneceklerini önceden görebilmeyi hedeflemekteyiz. Olası bir hasar yapıcı depremde, depremin gerçekleştiği bölgede bulunan portföyün hasar durumunu kısa bir süre içerisinde gerçeğe çok yakın bir şekilde hesaplayıp, böylece finansal ve operasyonel ihtiyaçları önceden belirleyerek hazırlık yapma imkanımız olacaktır.”

SİGORTALILAR 7/24 DASK’A ULAŞABİLECEK
Murat Kayacı, olası bir deprem durumunda sigortalıların hasarlarını daha hızlı ve daha doğru şekilde karşılayabilme amacıyla başlattıkları Afet Yönetimi Projesi ile ilgili şunları söyledi: “Bu yıla damgasını vuran Afet Yönetim Projesi için güçlü bir bilgi teknolojisi altyapısı kurulmakta ve bu bilgi teknoloji altyapısını en etkin şekilde kullanacak insan kaynağı ve organizasyon yapısını oluşturmaktayız. Bu proje sayesinde poliçe üretiminden hasar ödemesine kadar zorunlu deprem sigortasının bütün süreçlerini daha hızlı ve etkin bir şekilde yönetip raporlayabileceğiz. Afet Yönetimi Projesi’nin en önemli getirilerinden birisi de internet üzerinden veya telefon aracılığı ile sigortalılara 7 gün 24 saat ulaşabileceğimiz sistemi hayata geçirmemiz olacaktır. Bu sayede DASK ve poliçe sahipleri arasında anında ve doğrudan iletişim kanalı kurulmuş olacaktır.“

Yorum yazın