Geçmiş yüzyıl öncesinde “Bilimsel Yönetim İlkeleri…”

GÜNÜMÜZ yönetim anlayışının daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla, geçmiş yüzyılda Bilimsel Yönetimin kurucusu ve Endüstri Mühendisliği’nin öncü kişilerinden biri olarak bilinen Frederick Winslow Taylor’un Bilimsel Yönetimin İlkeleri (The Principles of Scientific Management) adlı kitabını okudum. Bir yüzyıl önceki düşünceleri okundukça ve değerlendirdikçe bunlardan fazlasıyla etkilendiğimi söyleyebilirim. İşletme biliminin ve onun temel fonksiyonu olan yönetimin en önemli eserlerinden birisi olarak kabul edilen bu kitap, dönemin endüstri toplumunu şekillendiren etkenlerden birisi olmuştur. Temel olarak elde ettiğim öğrenim çıktısı ise, yönetim yaklaşımında amacın, yöneten ve yönetilenin refahını sağlamak olduğudur. Bununla beraber günümüzdeki çağdaş yönetimin temel yaklaşımları ile olan benzerliklerini anlamaya çalıştım.
Taylor’un kitabında, dönemin en kritik konularının başında; milli kaynakların korunması ve verimliliğin en üst seviyede sağlanarak halkın refah ve mutluluk düzeylerinin artırılması gelmektedir. Ancak, günlük verimlilik kaybının maddi kaynak kayıplarına kıyasla daha fazla olmasından dolayı dönemin kamu otoriteleri de konu üzerinde araştırma yapmaktadırlar. Bununla beraber, daha fazla verimlilik ihtiyacının hissedildiğini gösteren işaretler de kendisini göstermeye başlamıştır. Amerika’da ortaya çıkan verimsiz çalışmanın yarattığı büyük kayıplara dikkat çekmek amacıyla Taylor tarafından yazılan bu kitapta en iyi yönetimin, tanımlanmış ilkelere, kurallara ve kanunlara dayalı gerçek bir bilimsel yaklaşımda olması gerektiği anlatılmaktadır.
Bu kitabın yayımlandığı tarihlerde, Amerika endüstrisinde iş çevrelerinin inanışı, işçi ve işveren temel çıkarlarının tamamıyla zıt olduğu ve sorunların uzlaşma yoluyla çözümlenemeyeceği şeklindeydi.
Taylor, 1911’de yayımlanan “Bilimsel Yönetimin İlkeleri” adlı kitabında bu temel soruna bilimsel yönetim yaklaşımıyla çözüm üretilebileceğine inanmaktaydı. Aynı zamanda kitabında, bilimsel yönetimin temel amacının işçi ve işverenin refahını sağlamak ve mutlu kılmak için, işveren ve işçiler arasındaki çıkarlarının aynı olduğunu vurgulamıştır. Ancak, bu anlaşmazlığın ortadan kaldırılması ve uzun süreden beri süregelen ücret dengesizliğinin giderilmesinin, başka bir ifadeyle, az maaş verilerek çok iş yaptırmak istenmesinin ortadan kaldırılması gerekliydi. Bu bilgiler ışığında, bilimsel yönetimin amacının sadece refah sağlamak değil işçilerle işverenler arasındaki çatışmayı da ortadan kaldırmak ve çözümlemek olduğu söylenebilir.
Taylor’un çalışırken gözlemlediği en önemli noktalardan birisi de, şirketlerin bilimsel yöntemlerle çok daha verimli olacağıdır. Bilimsel yönetimde yöneticiler, çalışanlarının problemlerini belirleyerek, onların işlerini en iyi ve en ekonomik şekilde yapmaları gerektiğini belirlemektedir. Bu yöneticiler, çalışanların en fazla gayret, çok sıkı çalışma ve geleneksel bilgisini, yaratıcılığını ve iyi niyetini, çalışma şevklerini ortaya koyarak, işverenlerine mümkün olan en fazla getiriyi sağlamaya çalışırlar.
Taylor, bilimsel yönetimle birlikte en az işçiler kadar yönetenlerin de sorumlulukları olduğunu söylemektedir. İşçiler işlerini yaparken yapılacak plan işlerin nasıl yapılacağını bunun için gerekli olan, izlenecek olan yolların kayıtlanması görevini de yöneticilerin yapması gerektiğini vurgulamaktadır. Yani burada yöneticileri devreye sokmaktadır. Bu bilgiler ışığında bazı yorumlar yapmak mümkündür: Taylor’un öngördüğü “gayret ve mükâfat” yönetiminde çalışanlar kendilerine verilen her görevi yapmak durumundadır ve kendilerine verilen görevleri yaptıkları ölçüde ödüllendirilmelidir. Fakat bilimsel yönetimin gelmesiyle bu tek düzelik değişmiş görevlerin, sorumlulukların eşit olarak dağıtıldığı bir yönetim vücut bulmuştur. Buraya kadar Taylor’un belirttiği görevler dört başlık altında toplanmıştır.
Birincisi, bir kişinin yaptığı işin tüm bölümleri için, eski yöntemlerin yerine bilimsel bir yaklaşım ile çözümler geliştirir.
İkincisi, eskiden olduğu gibi çalışanın işi kendisi seçip, mümkün olan en iyi şekilde kendisini yetiştirmesi yerine, her çalışan bilimsel olarak seçilip, eğitilip, geliştirilir.
Üçüncüsü, çalışanla yapılan, bütün işin geliştirilmesi bilimsel ilkelerle uyumlu olmasını sağlayacak biçimde samimi bir işbirliğine gidilir. Dördüncüsü, yönetim ve işçiler arasında eşit bir görev ve sorumluluk dağılımı vardır.

İlginizi Çekebilir

Leave a Reply