Acentenin sözleşme yapma yetkisine sahip olmaması bilgilendirme ile yükümlü olmasını engellemez

Acentenin temsil yetkisine dayanarak sigortacı adına kurduğu sigorta sözleşmelerinde bilgilendirme yükümlülüğünden kurtulmuş sayılması kural olarak mümkün değil. Ayrıca Genelgenin 5. maddesinin 2. fıkrası uyarınca belirtilen hüküm yerinde değil. Acentenin sözleşme yapma yetkisine sahip olmaması, bilgilendirme ile yükümlü olmasını engellemez.

Bir önceki yazımızda sigortacının bilgilendirme yükümlülüğünü yürürlükteki kurallar çerçevesinde özellikle 2022/14 sayılı ‘Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğin Uygulanmasına Dair Genelge’deki hükümleri dikkate alarak mevcut hukuksal durumu yorumlamaya çalışacağımızı ifade etmiş; yürürlükten kaldırılan düzenlemeler, zorunlu sigortalar, bilgilendirmenin kalıcı veri saklayıcısı (KVS) ile yapılması ve sözlü bilgilendirme konuları üzerinde durmuştuk. Bu yazımızda ise bilgilendirme belgesinin asgari içeriği, acentenin temsilen yaptığı sigorta sözleşmelerinde bilgilendirme, müşterek sigortada bilgilendirme ve poliçe ile bilgilendirme metni ilişkisi üzerinde duracağız.

BİLGİLENDİRME BELGESİNİN ASGARİ İÇERİĞİ

Bilgilendirme Yönetmeliği m.8’de aşağıdaki “asgari içeriğin zorunlu olduğu” hükme bağlanmıştır:

a) Sigortacı ile acenteye ilişkin unvan ve iletişim bilgileri,

b) Akdedilecek sözleşmeye ilişkin genel uyarılar,

c) Sözleşme ile verilen teminatlar,

ç) Sigorta teminatının istisnalarına, ek sözleşme ile teminat kapsamına alınabilecek kıymetlere, rizikolara veya sözleşmeye eklenebilecek özel hükümler ve klozlara ilişkin bilgiler,

d) Tazminata ilişkin genel bilgiler ile tazminat ödeme kuralları,

e) Şikayet ve bilgi talepleri ile tahkim üyeliğine ilişkin bilgiler,

f) Bakanlıkça talep edilecek diğer bilgi ve belgeler.

Genelge’de ise şu hususlar belirtilmiştir (bunların bazıları hakkındaki yorumlarımız her bir hükmün devamında yer almaktadır):

  • Bilgilendirme metninde Yönetmelikte sayılan asgari unsurlar bulunmak zorundadır (Genelge m.3 fk.3 cümle 5).
  • Bilgilendirme metinleri Genelge ekindeki formata uygun şekilde en fazla 2 sayfa olarak düzenlenecektir (Genelge m.3 fk.1). Sigortacılar özellikle değişik sigorta ürünleri için oluşturulacak farklı metinlerin iki sayfaya sığdırılmasının zorluğuna dikkat çekmektedirler. Kanımızca “modüler” bir tasarım uygun olur. Şöyle ki, uzun bilgilendirme gerektiren sigorta ürünleri için (en fazla iki sayfa olması lazım gelen) ana bilgilendirme metninde (bununla eş zamanlı olarak sigorta ettirene teslim edilen) ekte verilecek bir açıklama belgesine yollamada bulunulması ve ana bilgilendirme metni üzerinde ana hatlarıyla belirtilen hususların ayrıntıları için bu ek belgenin incelenmesi gerektiğinin bildirilmesi yoluna gidilebilir. Mesela, sağlık sigortasında teminata dâhil ve teminat harici olan hastalıklar çok uzun bir liste oluşturmaktadır. Ana bilgilendirme metninde “teminata dahil hastalıklar ile teminat dışındaki hastalıklar için ekte verilen belge üzerinde …. başlıklı …. sayılı bölüme bakınız” denmekle yetinilebilir ve kapsam dahilindeki ve dışındaki hastalıklar eki belgede (o bölümde) listelenebilir.
  • Bilgilendirme metninde teminat altına alınan riskler, teminat tutarı, muafiyet olup olmadığı, muafiyet öngörülmüşse bunun oranı ile hangi hallerde uygulanacağı, prim tutarı, primin ödeme koşulları, tazminata ilişkin genel bilgiler ve tazminat ödeme kuralları, varsa yenileme koşulları açıkça belirtilmiş olacaktır (Genelge m.3 fk.3 cümle 1).
  • Sigorta değerinin belirlenmesine ilişkin olarak sigortanın kendine has niteliklerinden kaynaklanan özel hâller de açıklanmalıdır (Genelge m.3 fk.3 cümle 2). Burada kastedilen hususun ne olduğu net değildir. Mesela yük taşıma sigortasında yükün değeri “yükleme yer ve zamanındaki değere navlun, sigorta gibi bazı eklemeler yapılarak” belirlenmektedir. Diğer taraftan tazminat tutarı hesaplanırken borsa değeri, piyasa değeri gibi farklı kavramlar kullanılabilmektedir. Ayrıca sigortacıdan tazminat isteyen kişinin ticaretin hangi basamağında yer aldığı da (üretici, satıcı, alıcı gibi) sigorta değerini ve tazminat hesabını etkileyebilmektedir. Sanırız bu gibi hususların da bilgilendirme kapsamında olması hedeflenmiştir.
  • Sigortacı, özellik taşıyan sigorta türlerinde, SEDDK’ya bildirimde bulunarak içeriği değiştirebilecektir (Genelge m.3 fk.3 cümle 3).
  • Sigorta sözleşmesinde kararlaştırılan klozlar ve özel şartların uygulanma koşulları bilgilendirme metninde yer alacaktır (Genelge m.3 fk.4 cümle 1). Klozlar ve özel şartlar, uygulanma koşullarını kendi özel metinleri içinde barındırmaktadırlar. Bunlar bazen çok uzun olabilecektir. Mesela “Münich Re klozlarının” kararlaştırılması durumunda, çok sayıda klozun metnini bilgilendirme kapsamına almak gerekecektir. “Uygulanma koşulları” ile tam olarak ne kastedildiğini açıklığa kavuşturmak lazımdır.
  • Abonman sözleşmelerinde, temel sözleşmedeki bilgilendirme yeterlidir (Genelge m.3 fk.4 cümle 2). Bu hüküm sanırız abonman sözleşmesi bağıtlanırken yapılması gereken bilgilendirmenin gerekli olduğunu, abonman sözleşmesi kapsamındaki bireysel taşımalarla ilgili poliçe (sefer poliçesi) düzenlenirken (yeni bir durum ortaya çıkmış değilse) ayrıca bilgilendirmeye gerek olmadığını vurgulama amacına yöneliktir.
  • Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca yapılacak aydınlatmaların ve alınması gereken açık rızaların bilgilendirme metnine eklenen ifadeler ile yerine getirilmesi mümkün değildir (Genelge m.3 fk.5). Kamu otoritesi, KVKK ile ilgili aydınlatmaların ve alınacak açık rızaların sigorta aracılığıyla yerine getirilmesini/elde edilmesini uygun görmemiştir. Böylece özellikle yüz yüze yapılan sigorta sözleşmelerinde, sigorta ettirene imzalatılan bilgilendirme belgesinin KVKK mevzuatında öngörülen işlevleri yerine getirmesi çözümü engellenmiştir.
  • Sigorta ürünlerine ilişkin genel bilgilendirme metinlerine internet sayfasından erişim sağlanacaktır (Genelge m.3 fk.6). Bu hüküm yararlıdır. Fakat erişim sağlama halinde bilgilendirmenin yapılmış sayılması söz konusu olmayacaktır.
  • Paket poliçelerde, pakete dahil her bir sigortaya özgü hususlar belirtildikten sonra, sigortaların ortak özellikleri hakkında bütün sigortaları kapsayan bir bilgilendirme yapılabilecektir (Genelge m.7 fk.4). Burada bilgilendirme yükümlülüğünün deyim yerindeyse “hafifletilmesi” söz konusudur. Paket kapsamındaki her bir sigortaya ilişkin (diğerlerinden farklı olan) özel hususlar belirtilmek kaydıyla, genel (paketteki bütün sigortalara ortak olan) hususların topluca bir defada sigorta ettirene aktarılabileceği hükme bağlanmıştır. Böylece sigortacıların talep ettikleri “makul” bir düzenleme yapılmış olmaktadır.
  • Sigorta ettirene birden fazla aynı içerikte ürün sunulduğunda, poliçeler ile bağlantısı kurulmak kaydıyla aradaki farkları açıklayacak şekilde tek bir bilgilendirme metni verilebilecektir (Genelge m.7 fk.6). “Birden fazla aynı içerikte ürün” ile “(bunlar arasındaki) farklar” ilk bakışta birbiriyle uyumlu görünmemekte ise de maksat, büyük ölçüde aynı olan sigortalar için (kanımızca paket poliçelerde olduğu gibi) ortak hususlar-özel hususlar biçiminde iki ayrı bölümden oluşan tek bir bilgilendirme metninin yeterli olacağını belirtmektir. Uygun bir çözümdür.
  • Sigorta sözleşmesi kurulduktan sonra bunun şartlarında tarafların anlaşmasıyla değişiklik yapılması durumunda sigortacı düzenlenecek zeyilname için, sigorta ettirenin istemi olmadıkça ek bir bilgilendirme metni vermekle yükümlü olmayacaktır (Genelge m.7 fk.2). Bu hükmün zamanlama hatası içerdiği fikrindeyiz. Bilgilendirme tarafların anlaşması öncesinde tamamlandığı takdirde anlam taşır. Burada ise taraflar sigorta sözleşmesinde değişiklik yapma konusunda anlaşmaya varmışlar ve sıra bu anlaşmaya uygun zeyilname düzenlemeye gelmiştir. Sözleşme öncesi (veya sözleşmede değişiklik öncesi) bilgilendirme için artık çok geçtir.
  • Sigorta sözleşmelerinin aynı şekilde uzatıldığı/yenilendiği sigorta ilişkilerinde sigortacı yeni bir bilgilendirme metni vermek zorunda olmayacaktır (Genelge m.7 fk.3 cümle 1). Bu uzun zamandır yerleşmiş olan uygulama doğrultusundaki hüküm, (aşağıda kısaca değindiğimiz) Genelge m.7 fk.3 cümle 3 ile birlikte değerlendirilmelidir. Aynı koşullarla yeni dönem için kurulan sigorta sözleşmelerinde çoğu zaman prim ve teminat tutarları farklı olmaktadır.
  • Yenilenen poliçelerde yalnızca prim ve sigorta bedellerinde artış olması durumunda da sigortacı (bu hususlara ilişkin) bilgilendirme yapmakla yükümlü olacaktır (Genelge m.7 fk.3 cümle 3).
  • Sigorta sözleşmesinin bazı unsurlarında değişiklik yapılarak yeniden kurulması halinde sigortacı değişen koşullar hakkında bilgilendirme yapmakla yükümlü olacaktır (Genelge m.7 fk.3 cümle 2). Bu hüküm sanırız tarafların sürmekte olan bir sigorta sözleşmesine son verip, bunun yerine başka bir sigorta sözleşmesini geçirmeleri (Türk Borçlar Kanunu m. 133 anlamında “yenileme” (novatio) yapmaları) olasılığıyla ilgilidir. Sözleşmenin “bazı unsurlarının değiştirilmesi” sonucunda “yeni bir sözleşme kurulması” için yapılacak değişikliklerin esaslı ve kapsamlı olması gerekir. Aksi halde, “yeni sözleşme yapılmasından” değil “mevcut sözleşmenin değiştirilmesinden” söz etmek gerekir. Eğer değişiklikler sonucu yeni bir sözleşme yapıldığını kabul etmek lazım gelmekte ise, bilgilendirmenin de (yalnızca değişen hususlara ilişkin şekilde sınırlı tutularak değil) “tam olarak” yerine getirilmesi (bu arada bilgilendirme metninde değişmeyen hususlara dikkat çekilmesi) belki daha doğrudur.
  • Bilgilendirme yükümlülüğü yerine getirildikten sonra sözleşme henüz kurulmamışken (teklif aşamasında) durumun değişmesi nedeniyle sözleşmeye taraf olmak isteyen kişiye verilen bilgilerin de değişmesi gerekirse, bilgilendirme yükümlülüğünün (değişen duruma uygun biçimde) yeniden yerine getirilmesi zorunludur (Genelge m.7 fk.1). Bu hükümle sigortacının sözleşme öncesindeki bilgilendirme yükümlülüğünün sözleşmenin kurulma anına kadar süreceği öngörülmüştür. Sözleşme önerisinin sigortacı tarafından yapıldığı hallerde, bu öneriyle birlikte veya bununla eş zamanlı olarak gerçekleştirilen bilgilendirmeden sonra (sigorta ettirenin kabul beyanı sigortacıya ulaşmadan önce) ortaya çıkan yeni durumlar da sigorta ettirene bilgi olarak aktarılacaktır. Sigortacı kendini bağlayan irade açıklaması anına kadar gereken bilgileri vermiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Aynı şekilde, sözleşme önerisinin (daha önce gerekli bilgileri almış olan) sigorta ettirenden geldiği hallerde de, sigortacı kabul beyanı öncesinde gün ışığına çıkan yeni durumlar hakkında bilgi sunmakla yükümlü olacaktır. Bu son olasılıkta, sigorta ettirenin artık önerisi ile bağlı olmayacağını (önerisini geri almış sayılacağını) benimsemek de uygun düşecektir.

ACENTELER BİLGİLENDİRMENİN NERESİNDE?

Genelge m.5 fk.1 uyarınca “sigorta şirketinin kurmuş olduğu bir sistem ile acentenin düzenlediği sigorta sözleşmeleri için de usulüne uygun bir şekilde bilgilendirme yapılıyor ise, acentenin bilgilendirme yükümlülüğü ortadan kalkar”. Genelge m.5 fk.1’deki bu hüküm Bilgilendirme Yönetmeliği m.6 cümle 2’nin tekrarı niteliğindedir. Sadece, Yönetmelik m.6 cümle 2’deki (dil açısından pek de başarılı görünmeyen) “sigorta şirketinin kurmuş olduğu kayıtlı veri saklayıcısı ile” ifadesi yerine Genelge’de “sigorta şirketinin kurmuş olduğu bir sistem ile” ifadesine yer verilmiştir. Acentenin temsil yetkisine dayanarak sigortacı adına kurduğu sigorta sözleşmelerinde (yasanın kendisine yüklemiş olduğu) bilgilendirme yükümlülüğünden kurtulmuş sayılması kural olarak mümkün değildir. Bununla birlikte, sigortacının oluşturduğu bir bilgilendirme sistemi üzerinden bilgilendirmenin yapıldığı hallerde, acentenin de ayrıca (ikinci bir kere) bilgilendirme ile yükümlü tutulmaması anlayışla karşılanabilir. Bilgilendirmenin gereği gibi gerçekleştirilmiş olduğu durumlarda zaten sorun yaşanmayacaktır. Buna karşılık sigortacının oluşturduğu sistem üzerinden yapılan bilgilendirmede eksiklik veya hata bulunmaktaysa, acentenin bundan sorumlu olmaması ancak bu eksiklik veya hatayı bilmemesi veya bilmesinin gerekmemesi yahut bunu önleme olanağının bulunmaması halinde haklı görülebilir. Genelge m. 5 fk.2 uyarınca “sigortacı adına sözleşme yapma yetkisine sahip olmayan bir acentenin aracılık ettiği sözleşmelerde, sigortacının Yönetmelik kapsamındaki bilgilendirme yükümlülüğü devam eder”. Kanımızca bu hüküm yerinde değildir. Acentenin sözleşme yapma yetkisine sahip olmaması, bilgilendirme ile yükümlü olmasını engellemez. Uygulamada sözleşme yapma yetkisi bulunmayan acenteler çoğu halde, sigorta ettiren adayından yazılı sözleşme önerisi (teklifname) alarak sigortacıya ulaştırmakta; sigortacı da bu öneriyi uygun görmekte ise poliçeyi düzenleyip göndererek “kabul” açıklamasında bulunmaktadır. Bilgilendirme sigorta ettirenin sözleşme kurmaya yönelik irade açıklaması öncesinde tamamlanmış olması gerektiğinden, sigorta ettiren yazılı sözleşme önerisini acenteye vermeden önce “bilgilenmiş” olmalıdır. Bu da acentenin sigortacıyı temsilen sözleşme yapmaya yetkili kılınmış bulunmasa dahi bilgilendirme yükümlülüğü altında olması ile sağlanacaktır.

KİME BİLGİLENDİRME YAPILACAK?

TTK 1423(1) bilgilendirmenin yalnızca sigorta ettirene yapılacağını öngörmüştür. Bilgilendirme Yönetmeliği’nde ise bu yükümlülüğün “sigorta ettirene ve sigorta sözleşmesine taraf olmak isteyen kişilere” karşı yerine getirileceği belirtilmiştir (Yönetmelik m.5 fk.1). Yönetmelikteki “sigorta ettirene ve sigorta sözleşmesine taraf olmak isteyen kişilere” anlatımı gereksiz bir pekiştirme içermektedir. Sözleşmenin tarafı sigorta ettirendir. Bu nedenle sigorta ettireni ve sözleşmenin tarafını ayrı ayrı saymaya lüzum bulunmamaktadır. Genelge m.4 fk.1 bu ifade aksaklığını içermeyen bir düzenleme getirmiştir. Buna göre bilgilendirme yükümlülüğü gerçek ya da tüzel kişi ayrımı yapılmaksızın sözleşmeye taraf olmak isteyen kişilere karşı yerine getirilecektir; sözleşmeye taraf olan kişiler dışında yer alan ve sözleşmeden menfaat sağlayacak olan diğer kişilere ise (bu kişilerden maksat kanımızca yalnızca sigortalı ve lehtardır) talep edilmesi hâlinde bilgi aktarılacaktır. Genelge “kimin talepte bulunabileceği” konusunda açıklık içermemektedir. Önceki düzenlemelerde, bilgi alması söz konusu olan sigortalı veya lehtarın isteminden söz edilmekteydi. Burada da -en azından- aynı çözümün sürdürüldüğünü kabul etmek doğru olur. Genelge m.7 fk.7 uyarınca grup sigortalarında bilgilendirme sigorta ettirene yapılacak; ancak grupta yer alan kişilere katılım sertifikasıyla birlikte bilgilendirme metni de verilecektir. Fikrimizce grup sigortalarında bilgilendirme grup üyeleri lehine tek bir sözleşme ile teminat sağlanan hallerde grup kurucusu sigorta ettirene yapılmalı ve grup üyelerine bilgi aktarılması yükümlülüğü sigortacıya değil grup kurucusu sigorta ettirene yüklenmelidir. Buna karşılık grup kurucusunun sigortacıyla sadece bir “çerçeve anlaşma” bağıtladığı ve grup üyelerinin her birinin (sigorta ettiren sıfatıyla) bu çerçeve anlaşma hükümlerine uygun şekilde sigortacı ile ayrı bir sigorta sözleşmesi yaparak sözleşme ilişkisine girdiği hallerde, bilgilendirmenin hem sigortacıya hem de grup kurucusuna yüklenmesi düşünülebilir.

MÜŞTEREK SİGORTADA BİLGİLENDİRME

Genelge m.7 fk.5 “müşterek sigorta ilişkisinin söz konusu olduğu hâllerde her sigorta şirketinin sigorta ettirene yönelik bilgilendirme yükümlülüğünü ayrı ayrı yerine getireceğini; bununla birlikte, sigortacıların aralarında belirlediği bir ortak temsilci (jeran) var ise, bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmesinden jeranın sorumlu olacağını” hükme bağlamaktadır. Kanımızca sigorta ettirenle sigorta sözleşmesi yapılmadan önce sigortacılar aralarından birinin bilgilendirme hususunda hepsini temsil edeceğine ilişkin özel bir anlaşmaya varmış oldukları takdirde temsil ile görevlendirilen sigortacı diğerleri adına da bilgilendirme yapabilecektir. Genelge jeranın sözleşme öncesinde bütün sigortacılardan temsil yetkisi almış olduğunu varsaymaktadır. Sözleşme öncesi yapılacak bilgilendirme hususunda yetkilendirilen müşterek sigortacının hatalı veya eksik bilgilendirmede bulunmasından kaynaklanacak zararlardan yalnızca o müşterek sigortacı değil, diğer müşterek sigortacılar da sorumlu olmalıdır. Kaldı ki, müşterek sigortada, sigortacıların sayısı kadar ayrı sigorta sözleşmeleri söz konusudur ve bunların teminat limitleri ve muafiyetleri birbirinin aynı olmak zorunda değildir. Bu sebeple tek bir sigortacı tarafından yapılacak bilgilendirmenin (tıpkı paket poliçede olduğu gibi) her bir sigorta sözleşmesi için farklı olan hususları içermesi de şarttır. Diğer bir anlatışla “jeran” konumunda olduğu kabul edilen sigortacının yalnızca kendi tarafı olduğu sigorta hakkında bilgilendirme yapmakla yetinmesi, bilgilendirmede eksikliğe yol açabilecektir.

POLİÇE İLE BİLGİLENDİRME METNİ İLİŞKİSİ

Genelge m.6 bilgilendirme metninde ve sigorta poliçesinde yer alan bilgilerin uyumlu olması gerektiğini vurguladıktan sonra “bilgilendirme metninde yer alan bilgiler ile poliçede yer alan bilgiler arasında farklılık olması halinde poliçede yer alan bilgilerin geçerli sayılacağını” öngörmüştür. Genelge’nin bu düzenlemesi kanımızca yasaya aykırıdır. TTK 1425(2) uyarınca poliçenin içeriği teklifnameden veya kararlaştırılan hükümlerden (yapılan anlaşmadan) farklıysa, sigorta ettiren, sigortalı veya lehtarın aleyhine olan (farklı) poliçe hükümleri “geçersiz” olur. Bilgilendirme yapılan hallerde, taraflar aksine bir anlaşma yapmış olmadıkça sigorta sözleşmesinin bu bilgilendirme doğrultusunda kurulmuş kabul edilmesi esastır. Poliçe bundan (sigorta ettiren, sigortalı veya lehtar aleyhine) farklı olduğu ölçüde zaten geçersizdir. Geçersiz poliçe hükmünün bilgilendirme bakımından esas olacağını kabul etmek ise doğru olmayacaktır. Kaldı ki poliçe kural olarak sigorta sözleşmesi yapıldıktan sonra düzenlenen ispata dönük bir belgedir. Bilgilendirmenin ise sözleşme öncesinde (sigorta ettiren sigorta sözleşmesiyle bağlı olma yolundaki iradesini açıklamadan önce) tamamlanmış olması gerekmektedir. Sözleşme yapıldıktan sonraki safhada oluşturulan bir belgedeki kayıtların, sözleşme öncesinde gerçekleştirilen bilgilendirmeyi hükümden düşürmesi mümkün görünmemektedir.