“2022 yılının BES yılı olacağını düşünüyorum”

 “2022 yılının BES yılı olacağını düşünüyorum”

BES’te yapılan yeni düzenlemenin olumlu etkisi ile önümüzdeki dönemde bireysel emekliliğe talebin yoğun olarak devam edeceğini belirten Türkiye Sigorta Genel Müdürü Atilla Benli, “Devletimizin vermiş olduğu bu cömert desteklere biz de hem sektör hem de şirketler olarak destek vereceğiz. Tüm bu olumlu gelişmeler ile 2022 yılının BES yılı olacağını düşünüyorum” dedi.

2021 yılında Türkiye’nin doğal afetlerde gerçekten önemli sınavlar verdiğini ve zorlu bir senenin geride bırakıldığını belirten Türkiye Sigorta Genel Müdürü Atilla Benli, sektörün ve Türkiye Sigorta’nın 2021 yılını nasıl geçirdiğini, sektörde yaşanan değişiklikleri, doğal afetlerin etkilerini ve 2022 yılında sektöre dair beklenti ve öngörülerini paylaştı.

Sigorta sektörü 2021 yılını nasıl kapattı? 2021 yılı için bir sektör değerlendirmesinde bulunabilir misiniz?

Türkiye Sigorta Birliği tarafından açıklanan 2021 yılı Kasım sonu verilerine göre sigorta sektöründe toplam prim üretimi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23,3 oranında artış göstererek 89,6 milyar TL olarak gerçekleşti. Bu toplam üretimin 73,9 milyar TL’si hayat dışı branştan, 15,7 milyar TL’si ise hayat branşından oluşuyor. Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES) toplam fon büyüklüğü 228 milyar lira oldu. Toplam fon büyüklüğünün 205 milyar 573 milyon lirası katılımcılardan gelirken sistemdeki devlet katkısı 22 milyar 338 milyon TL olarak kayıtlara geçti. Sistemdeki toplam katılımcı sayısı ise 7 milyon 92 bin kişiye çıktı. Otomatik Katılım Sistemi’nin (OKS) 31 Aralık 2021 verileri de EGM tarafından açıklandı. Katılımcı sayısının 6 milyon 197 bin olduğu sistemde toplam fon büyüklüğü ise 16,5 milyar lira oldu. İşveren sayısının 242 bin olduğu OKS’de sertifika sayısı ise 8,4 milyon olarak kayıtlara geçti. Bildiğiniz üzere pandeminin tetikleyici rolüyle beraber, 2021 yılının en önemli gündemi sağlık oldu. Bunun yansımalarını da sağlık sigortalarında gördük. Bu alanda kayda değer bir büyüme izledik.
Sektör olarak prim üretiminde, 2020 yılının ilk 11 ayına kıyasla toplam sağlık sigortacılığında yaklaşık yüzde 26’lık bir büyüme elde edildi. Alt branş olan tamamlayıcı sağlık sigortasında ise yüzde 66,5 oranında bir artış yaşandı. 2021’de artan tehditler ve veri ihlalleri maliyetini önlemek adına, şirketlerin siber saldırılara karşı güvenlik harcamaları artarken; siber risk sigortalarına olan talepte bir artış meydana geldi. Bunun 2022’de artarak devam edeceğini söylemek mümkün. Ayrıca geçen yıl orta büyüklükteki işletmelerin de devlet destekli ticari alacak sigortası kapsamına alınmasıyla birlikte, şirketlerin hayat sigortası olarak adlandırabileceğimiz alacak sigortasının önemi daha da arttı.

‘HAYATİ RİSKLERE KARŞI BİLİNÇ ARTTI’

Sigorta sektörüne dair 2022 yılı beklentileriniz, öngörüleriniz neler?

Sigortacılık sektöründe, içinden geçtiğimiz pandemi sürecinin de etkisiyle değişime açık ve çevik iş modelleri, yeni çalışma ve iş gücü modelleri, finansal sürdürülebilirlik, iklim değişikliklerine uyum çalışmalarının gündemde olacağı bir yıl olacağını öngörüyoruz.
Bununla beraber dijitalleşme, sektörün ana odaklarından biri olmaya devam edecek. Yeni ürünlerin ortaya çıkması için gerekli teknolojik uygulamalar, yeni satış kanallarının kullanılacağı dijital tabanlı çalışmalar, hasar tahmin ve takip uyarı sistemleri gibi birçok teknolojik yatırımın ön planda olacağını öngörüyoruz. Yanı sıra insurtech’lerin de daha çok ön plana çıkmasını bekliyoruz. Hayatımıza girmeye yeni yeni başlamış olsa da siber sigortalar tarafında da yükselen bir trendin olacağını söyleyebiliriz. Yanı sıra, yine içinde bulunduğumuz pandemi sürecinin etkisiyle, hayati risklere karşı güvenceye ilişkin bilincin ve gereksinimin arttığını görüyoruz. Yenilikçi bakış açımızla, sektörün ihtiyaç duyduğu ürünlerde öncü rol üstleniyoruz. Bu kapsamda; teminata dahil olmadığı halde, özel sağlık sigortası ve tamamlayıcı sağlık sigortası poliçelerinde COVID-19 tedavisini teminat kapsamına alan öncü şirketlerden olmuştuk. Bunun yanı sıra, kamu otoritesince sağlık sektöründe yapılan atılımın sigortacılık sektörü ile desteklenmesi, Tamamlayıcı Sağlık Sigortası’nın yaygınlaştırılması ve hayat alanında ürün gamının çeşitlendirilmesi hususunda çalışmalarımız devam ediyor.

Pandemi koşullarının hissedildiği bu dönemde Türkiye Sigorta olarak öncelikli beklentilerimiz ve temennimiz, sigortalılık bilincinin ve sigortalılık oranının ülke çapında artması olacaktır.

Bu doğrultuda, Bireysel Emeklilik Sistemi’nde yapılan yeni düzenlemenin de olumlu etkisiyle beraber, önümüzdeki dönemde bireysel emeklilik sistemiyle ilgili talep yoğun olarak devam edecek. Ayrıca sağlık, ferdi kaza ve hayat sigortalarının bütünleşik planlar şeklinde sisteme entegre edilebilmesiyle bu ivmenin daha da artacağını söyleyebiliriz. BES’e son dönemde artan ilgide 18 yaş altı çocuklara sisteme dahil olma imkanının getirilmesi etkili oldu. 6 aya yakın bir sürede 18 yaş altında 171 bin çocuk sisteme girdi ve burada 31 Aralık verilerine göre 313 milyon TL’ye yakın fon büyüklüğüne ulaşıldı. Bununla birlikte hem devlet katkısı oranının yüzde 25’ten yüzde 30’a çıkarılması hem de 2022 yılı için açıklanan 5 bin 4 TL brüt asgari ücret tutarı ile bir katılımcının devlet katkısından yararlanacağı yıllık üst limit tutarı da önemli ölçüde artmış oldu. 2021 yılı devlet katkısının üst sınırı 10.732 TL iken bu tutar 2022 yılında 18 bin TL’ye yükselmiş olacak. Devletimizin vermiş olduğu bu cömert desteklere biz de hem sektör hem de şirketler olarak destek vereceğiz. Tüm bu olumlu gelişmeler ile 2022 yılının BES yılı olacağını düşünüyorum.

Sigorta sektörü, aktüeryal, çok katılımcılı, düşük penetrasyonlu ve yabancı yatırımcısı da çok olan bir sektör fakat beklentileri çok karşılayamayan bir büyüme söz konusu. Ancak sigorta sektörünün büyüme potansiyeli çokça konuşulan bir konu. Sizce sigorta sektörünün ekonomik aktivite içerisindeki payının daha da büyümesinin sağlanması için eylem planına hangi aşamalar konulmalıdır?

Dünya ile karşılaştırdığımızda sigortalılık oranlarımızın halen çok düşük olduğunu görüyoruz. Dünyada yüzde 7’nin üzerinde sigorta penetrasyonu var. Biz şu anda yüzde 1,5 seviyelerindeyiz. Ayrıca, özel emeklilik fonlarını GSYH ile karşılaştırdığımızda OECD ortalaması yüzde 126, bizde bu oran henüz yüzde 3’ü aştı. Yani yapacak daha çok işimiz var. Ama dünyayı ve Avrupa’yı yakalamakta özellikle son yıllarda önemli aşama kaydettik. Bu süreç önümüzdeki 10 yılda hızlanarak devam edecek. Salgın döneminde Türk sigorta sektörü olarak hem teknik kârlılıkta ve prim büyümesinde hem de dijitalleşme anlamında dünyadan pozitif ayrışan bir süreci yaşıyoruz. Sigortalı penetrasyonun yükselmesi, sektör olarak sunduğumuz teminatların artması eylem planımızın önemli aşamaları. Biz, tüketim kredi ilişkisini değil, yatırım tasarruf ilişkisini destekleyen, her yaptığımız işle bu amaca getiri sağlayan bir sektörüz. Sektör olarak hedefimiz, dünya genelinde de Türk sigortacılığının hak ettiği yere ulaşması. Ülkemiz ekonomisine uzun vadeli finansman kapasitesi sunulmasında ve uzun vadeli yabancı sermaye yatırımı çekilmesinde sektör olarak önemli bir rol oynuyoruz. Kısacası sektörümüzün, banka dışı finansal kesimlerinin geliştirilmesi açısından önemli bir misyon üstlendiğini söyleyebilirim.

Sigorta sektörünün bu sene yaşadığı birtakım zorluklar oldu. Örneğin trafik sigortasında yapılan değişiklik sonucu eşdeğer parça kullanımına ilişkin bir değişiklik yapıldı. Hem kasko hem de trafik sigortası kısmını ilgilendiren bu değişiklik sigorta şirketlerini ilgilendiren en büyük soru işaretlerinden biri. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Özellikle trafik sigortasıyla ilgili yapılan düzenlemeler sonrasında sektörden eleştirel sesler yükseldi. Bu seslerin düzenleyici kurumumuz SEDDK tarafından dinlenerek bu sıkıntıların en kısa sürede giderileceğini düşünüyorum. Yeni düzenlemeyi genel hatlarıyla değerlendirdiğimde; değer kaybı gibi hesaplamaların sigortalı tarafından anlaşılamayacak kadar karmaşık olması, hesaplama yönteminin ürettiği tutarların adil bir değer kaybı tazminat tutarı üretemiyor olması, teminat dışı değerlendirilen araç gruplarının yeniden değer kaybına konu edilmesi, aynı araç için birden fazla değer kaybı alma imkânı sağlanması, yerli eşdeğer parça kullanımının engellenmesi gibi noktalar kimi sıkıntılara sebebiyet verebilir. Bu düzenlemeler özellikle hasar almamış sigortalıların trafik sigortası primlerinin sebepsiz yere artışına neden olacaktır. Ayrıca trafik poliçesi özelinde yaşanan sorunlarda dava süreçlerinin uzamasına, tahkime giden dosyaların artışına ve uzayan dava süreçleri dolayısıyla sigortalıların tazminatlarını daha geç almalarına etki edecektir. Oto sigortalarında sigorta sektörünün en büyük girdisi yedek parça. Bunların maliyeti de döviz cinsinden. Reel anlamda aracın değerini düşürmeyen hasar durumlarında bile değer kaybı ortaya çıkaran bu yeni genel şartların sigorta maliyetlerini artırması olası görünüyor.

‘TÜRKİYE DOĞAL AFETLERDE ÖNEMLİ SINAVLAR VERDİ’

2021 yılında birçok doğal afet de yaşandı ve hem Türkiye genelinde hem de dünya genelinde iklim değişikliğinin etkileri çokça hissedildi. Doğal afetlerin sigorta sektörüne etkileri hakkında ne söylemek istersiniz?

Her platformda üstüne basa basa hatırlatmak istediğim bir gerçeklik var. Ülkemiz bir deprem ülkesi ve istatistikler gösteriyor ki son 10 yılda ülkemizde 6 ve üstü şiddetinde 11 adet deprem meydana geldi. Bugün tüm dünyaya örnek haline gelen DASK’ın kuruluşundan bu yana sigortalılara yaptığı toplam hasar ödemesi 1,1 milyar TL’ye ulaşmış durumda. Şu anda her 4 konuttan 1’i sigortalı. Deprem felaketinin beraberinde getirdiği yıkıcı etkileri azaltmak için sigorta olmazsa olmazımız ve bildiğiniz üzere risk gerçekleştikten sonra sigorta yaptırmak mümkün değil. Herkesin risk gerçekleşmeden önce sigortasını yaptırarak; deprem ve doğal afetlere karşı tedbir alacağına içtenlikle inanıyorum. 2021 yılında Türkiye, doğal afetlerde de gerçekten önemli sınavlar verdi. Çoğunluğu Akdeniz, Ege, Marmara, Batı Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki 49 ilde 299 orman yangını çıktı. Batı Karadeniz’de etkili olan aşırı yağış sonucu sel, su baskını ve heyelanlar meydana geldi. Kısacası seller, orman yangınları derken, zor geçen bir seneyi geride bıraktık. Ancak şunu belirtmek isterim ki Türkiye’de doğal afetlerde sigorta oranı yüzde 3-4 civarında. Dünyada bu oran, yüzde 40’larda. İnşallah, bu oran ülkemizde de yüzde 50’lere hatta 100’lere ulaşacaktır diye temenni ediyorum.

‘SİGORTAYI DAHA SOMUT BİR HALE GETİRMEK İSTİYORUZ’

Türkiye Sigorta’nın 2021 yılı nasıl geçti, 2021 yılını nasıl kapattınız? 2022 yılı için Türkiye Sigorta olarak hedefleriniz neler, hangi alanlarda daha aktif olacaksınız ve yatırım olarak hangi alanları öngörüyorsunuz?

Türkiye Sigorta olarak istikrarlı büyümemizi ve sektör liderliğimizi sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde de öncelikli hedeflerimiz, liderliğimizi sürdürülebilir hale getirmek ve pazar payımızı artırmak olacak. Hem bölgemizde hem de yakın coğrafyamızda uluslararası bir sigorta şirketi olma hedefimize doğru hızla koşmaya devam edeceğiz. Pandemi koşullarının hissedildiği bu dönemde Türkiye Sigorta olarak öncelikli beklentilerimiz ve temennimiz, sigortalılık bilincinin ve sigortalılık oranının ülke çapında artması olacaktır. Başta doğal afetler olmak üzere, toplumun bu risklere karşı daha korunaklı hale gelmesi, 2022 yılı için öncelik verdiğimiz konu başlıklarımız arasında. Türkiye Sigorta olarak dijitalleşme ve teknolojiye entegre sistemler geliştirmek, 2022’de öne çıkacak odak noktalarımızın başında geliyor. Dijitalleşme ve yeni teknolojilerin sistemlerimize entegre edilmesi için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Türkiye Sigorta olarak artık ürünlere değil çözümlere odaklanıp, sigortayı soyut olmaktan çıkartıp daha somut bir hale getirmek istiyoruz. Sigortalılarımızın tüm bir yaşam döngüsünde yanlarında olmayı amaçlıyoruz. 2022 yılında müşteri deneyimi anlamında ekosistem iş birlikleriyle sigortalılarımız için daha anlamlı çözümler üretmeye odaklanacağız.

İlginizi Çekebilir